• BIST 109.211
  • Altın 151,058
  • Dolar 3,6671
  • Euro 4,3282
  • Samsun 18 °C
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 19 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

BİZ BIKTIK

Bayram Ocak

Bu kafa değişirmi sizce,son yılların moda yaklaşımı, gündemde kalmak adına , ülkenin değerlerine saldırmak. Sornun kaynağı bunu magazin  sektöründe iş yapamayan, yada  ön plana çıkma derdinde olan kişilerin can simidi olarak kullanıyor olması. Aynı kişiye ülkenin başka bir sornu hakkındaki düşünceleri sorulsa , kuracağı mantıklı cümle sayısı çok sınırlı kalacaktır. Anlattıklarının desteksiz ve sadece kulaktan dolma düşünceler olduğunu hissettirecektir size.

Olayın kullanımı aslında çok amaçlı olarak kurgulanmaktadır. Yapımcı buna uygun şahsiyeti bulacak, hem kanalın,hemde kendi programının gündemde kalması ve kendi reklamının devam edebilmesi adına , bir soru sorulacak görüntüdeki şahsiyet entellektüel!!!! yaklaşımıyla olayı cevaplandıracak ve büyük düşünürün, kimine göre'' ne saçmaladı bu'', kimine görede'' amaca hizmet etti'' diyeceği türden derin mevzulu konuşma sonrasında, hem program,hemde sunucusunun  reklam kazancının yanında, sözü edilen konuşmacıda sağılan inek misali hayatına kaldığı yerden devam edecek.

Zamanla bazı sanatçıların bu tür çıkışları olur ve o zaman merak edersiniz bu kim diye. Resimlerine falan bakarsınız,araştırma gereği pek hisseden olmazda,olduğunu kabul edelim, iki günlük şöhretle geldiği yere döner kişi. Serra yılmaz adını kim ne kadar duydu mesela. Oda bir programda kapalı insanları öcü olarak gördüğünden dem vurmuştu, sonra  merak edenler araştırıpta kişiyi gördüklerinde, onun resmiyle sanal alemin geyik muhabbetleriyle  gündemde kalmıştı. Şimdiki büyük düşünürümüzde Pelin Batu isminde bir hanım . Doğal olarak kim diye baktığımızda eski bir büyükelçinin kızı olduğunu ve  magazin dünyasın hazırlanan bu kızın, çıkış yakalama peşinde olduğunu görüyorsunuz. Bir kanalda kendisiyle yapılan söyleşide, sunucunun '' ileride böyle giyinemeyecek olmaktan korkuyormusun?'' sorusunda, anormal bir şey yokmuş gibi görünsede, aslında sorunun altında yatan gerçek, ülkenin muhafazakarlaşmaya başladığı ve ilerde bir türlü gelmeyen şeriatın gelecek olabilme ihtimalini, gün yüzüne çıkarmaya çalışılmasıdır.Her nedense gelmedi bu şeriat hala daha, yıllarca bu korkuyla yaşatıldı insanlar,bu nedenle sınıflara ayrılmaya çalışıldı, hatta bu nedenle okullara alınmadılar. Sunucunun başarılı yönlendirmesi sonucunda   düşünürümüz konuşmaya başlıyor.

''Bu güne kadar hep Türkiye İran'mı olacak diye tartışıldı, ben hiçbir zaman İran olacağımızı düşünmedim, daha beter  olacağız, bizde sığ muhafazakarlık var, kendi mahallemde kaç kez başıma geldi. Biraz açık kıyafet giyince inanılmaz kötü bakışlarla karşılaşıyorum, bir iki kez sıkıştırıldım bu ne hal diye''

İran'dan beter olmak ?? kime göre bu beter olma,neye göre. Belkide  İran'daki insanlar kendilerini, bizim onları düşündüğümüz kadar düşünmüyordur.

Geneline bakıldığında  konuşan şahsiyetin yaşam standartlarının dışa vurduğu giyim tarzı, oturduğu mahallesinde ilgi çekiyor, sanırım büyük şehrin kenar mahallelerinin birinde yaşamakta kendisi. Yüksek düzeyde kültürle yoğrulmuş olan bu şahsiyet, oturduğu gelir düzeyi ve eğitim seviyesi  düşük olan bu yerde sokağa çıktığında, mahallenin kültürsüz gençleri ile onun ileri derecedeki kültürünün  arasında gerçekleşen arz talep ilişkisinin, bu şahsiyetin nezdinde ülkenin genel  eğilimini göstermesi açısından önem arzediyor. Düşüne biliyormusunuz eski bir büyük elçinin oturabileceği yerleşim yerini.

Kısaca sen açık giyinmişsin, bu arzına talep oluşmuş, bu iki yaklaşım arasından İran'dan daha beter olma durumu tüm ülkeyi içine alacak siyasi bir yaklaşıma neden olabiliyor. E ilginç.  Demekki ülkenin siyasi yapısı, açık bir bacak veya göğüs dekoltesi ile buna yönelen gözlerin kesişmesinde belirleniyor.

Ülke gerçeklerini bilen insanların aslında bunların hiç prim yapmadığını anlamaları çok zor değil. Bir taraftan sosyal yaşantıda, düşüncede, giyimde özgürlüklerin artırılması yönündeki çalışmalar devam ettirilirken. Diğer taraftan bakıyorsunuz düşüncenin , giyim ile kafa yapısının dışında bir şey olduğunu farkedemeyecek kadar  beyni örümcek sarmış şahsiyetlerin varlığı. Giyimin bir tarz olduğunu ve kimseninde bir başkasının giyiminin umrunda olmadığını, anladığımız zaman. Belkide beyinlerin içindeki ön yargılar yıkılmaya başlar. Ve sorumlu noktada olan insanların, ülkeyi yapıcı kaynaştırmalarla bir arada tutması gerekirken neden siyasi amaçları doğrultusunda ayrıştırmaya çalışırlarki. Unutulmamalıdır ki böylesi basit tavırlar iticilikten ileriye gidememektedir. Ve yine unutulmamalıdır ki '' insanlar giyimlerine göre karşılanır, kişiliklerine göre uğurlanırlar”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim