• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 23 °C
  • Ankara 23 °C
  • İstanbul 27 °C
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !

BEN KRAL OLDUKÇA ...

Adnan Bahadır

BEN KRAL OLDUKÇA YAŞASIN DEMOKRASİ                                   

            Bu hafta sonu Hanefi Avcı"nın Haliçteki Simonlar kitabını okumaya başladım, iki günde kitabın ancak yarısına gelebildim. Yaklaşık iki aydır bu kitabı okumaya çalışıyorum ancak bir türlü fırsat bulamadım. Nihayet Cumartesi akşamı tüm işleri bırakıp, kitabı okumaya başladım. Kitap çok akıcı ve önemli konulara değiniyor, kitap olmaktan öte belgesel bir polisiye roman niteliğinde, kitabı henüz bitiremediğim için tamamına ilişkin bir yorum yapamayacağım, ancak yarısına yakın bir bölümünü okuduğumda bana göre suç unsuru oluşturan veya devletin gizli belgelerini ifşa eden bir durumla karşılaşmadım.

              Hanefi Avcı kitabında önce kendisini tanıttıktan sonra görev yaptığı yerlerde karşılaştığı enteresan olayları, birlikte çalıştığı mesai arkadaşları hakkındaki düşüncelerini, siyaset yapan insanların nasıl bürokrasiye müdahalede bulunduğunu, toplumdaki temiz insanların nasıl dışlandığını, güçlülerin haksız olmalarına rağmen, nasıl haklı hale getirildiklerini, ezilen zavallı insanların haklı olmalarına rağmen, nasıl ezildiklerini, hatta hayatlarının nasıl karardığını örnekleriyle ifade etmiş. Kahramanmaraş"ta  mütevazi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Avcı kendisine şiar edindiği dürüstlük, vatanperverlik, milliyetçilik ilkelerinin daha sonra nasıl dejenere olduğunu, buna neden olan olayları tüm detayları ile kitabında anlatmış.

            İnsan doğar, büyür, yaşar ve ölür. Bu kural tüm canlılar için geçerli olan ve Yüce Rabbimizin koyduğu bir kuraldır, ancak insanları hayvanlardan farklı kılan akıllarını kullanarak hayata dair yaptıklarıdır. İnsanlar arasındaki fark ise topluma veya inançlarına yönelik hizmetler yapan ve bu uğurda kendisinden sonraki nesillere miras olacak davranışlarda bulunan insanların tarihe mal olmasıdır. Cumhuriyet kurulduğu günden beri on binlerce parlamenter, yüz binlerce asker ve bürokrat gelip, geçmiştir, ancak Atatürk"ün, İnönü"nün, Kazım Karabekir"in, Ali Fuat Başgil"in, M. Akif Ersoy"un, Adnan Menderes"in isimleri hiçbir dönem unutulması mümkün değildir. Yakın geçmişimizde Emniyet teşkilatında binlerce üst düzey görevli gelmiş, geçmiş olmasına rağmen Mehmet Eymür, Gaffar Okkan, Hanefi Avcı gibi isimlerin toplumun hafızasında yer etmesinin nedeni de budur.

            Hanefi Avcı insanın yiyip, içip, tuvalete gitmekten ibaret bir yaratık olmadığını, gerek fani dünyada, gerekse baki alemde insanlığa faydalı olabilmek için kendi çapında yapabileceği ne varsa onu yapabilmenin mücadelesini vermektedir. Güneydoğu"da  çalıştığı dönem yasa dışı faaliyet gösteren örgütlerin yapısını, halkla ilişkilerini, örgüt içerisindeki yapılanmanın nasıl olduğunu çok iyi tahlil etmiş, örgütten ayrılıp, pişmanlık yasasından yararlanan küçük bir çocuğun sahip olduğu bilgiye emniyet güçlerinin sahip olamamalarından duyduğu üzüntüyü dile getirmiştir. Aslınsa Hanefi Avcı sistemin eksiklerini tespit etmiş, bu konuda yapılması gerekenleri de kaleme almayı ihmal etmemiş, hatta kendisinin görev yaptığı süre içerisinde bu konularda neleri yaptığını da açıklamıştır. Emniyet teşkilatında teknik takip onun döneminde aktif hale getirilmiş, kendisi teknolojiden yararlanmak için yapılması gerekenleri öğrenmeye çalışmış, bilahare kendi emrinde çalışanlara yaptırmak suretiyle dışarıdan yüksek rakamlara ithal edilen cihazları çok düşük fiyata imal ederek teşkilata dağıttırmıştır.

            Demokrasi toplumun kendi kendini yönetme sanatı olduğuna göre, toplumun her bireyi yaşadıklarını, fikirlerini, düşüncelerini ve yaşanan olumsuzlukları anlatıyorsa buna kimsenin itiraz etmemesi gerekmektedir. Demokraside fikir ayrılıkları vardır, demokraside aykırı düşüncelere tahammül vardır, demokraside özeleştiri vardır. Bu saydıklarımın olmadığı yerde demokrasiden söz edilemez, edilse, edilse krallıktan, istibdattan bahsedilebilir. Yıllarca demokrasinin yeterince uygulanmadığından bahisle toplumu ağlama duvarı olarak kullananlar, sıra kendilerinin iktidar olmasına geldiğinde aynı hataları yaparlarsa o zaman denilecek tek söz vardır, o da Yaşasın Demokrasi ancak ben Kral oldukça ifadesidir. Bu söylediklerimi söylerken şüphesiz her önüne gelen istediğini söylesin, sisteme isyan etsin gibi bir anlam çıkarılması söz konusu olamaz, elbette demokrasinin ayakta kalabilmesi için uyulması gereken kurallar vardır, ancak hayatının çocukluk hariç tamamını Ülkeye, Devlete, Millete hizmet etmeye adamış ve mesai mefhumu tanımaksızın çalışmış olan bir insanın bu yaptıkları hiçe sayılırsa o insana ve o insan gibi ülkeye hizmet etmek için çalışmış veya çalışmak isteyen insanların da şevkini kırar. Bu söylediklerim kitabın yarısına yakın bölümünü okuduğum kısmı ile ilgilidir, belki okuyacağım diğer bölümünde fikirlerim değişir, ancak merak etmeyin şayet öyle bir durum olursa onu da anında sizlerle paylaşacağımdan endişeniz olmasın.

            Umarım kitabın bundan sonraki bölümü de beni yanıltmaz, hukukun üstünlüğüne olan inancımı henüz kaybetmedim, sadece hukuku uygulayan bazı makamların yanlış uygulamalar yapabileceğini, onların da insan olduklarını, her insanın hata yapma olasılığı olduğu gibi onların da olduğunu hatırlatmakta yarar var. Bu duygu ve düşüncelerle hepinize iyi haftalar dilerim. Kalın sağlıcakla

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim