HER ŞEY ZIDDIYLA BELLİ OLUR...

Hayat, insanın sadece güzel duygular yaşadığı bir yolculuk değil, aksine; iyiliğin kötülükle, merhametin zulümle, sadakatin ihanetle, doğruluğun yalancılıkla, vefanın nankörlükle karşı karşıya geldiği büyük bir imtihan meydanıdır. Allah Teâlâ, kulunu çoğu zaman sahip olduğu güzelliklerle değil, o güzellikleri koruyup koruyamayacağı zıt şartlarla sınar. Çünkü karakter; rahatlıkta değil, zorlukta ortaya çıkar. Ahlâk; alkışlanırken değil, haksızlığa uğrarken belli olur.

Cesursanız korkaklarla karşılaşırsınız. Merhametliyseniz zalimlerle imtihan edilirsiniz. Sadıksanız vefasız insanlarla yolunuz kesişebilir. İyi niyetliyseniz, iyi niyetinizi suistimal edenlerle karşılaşabilirsiniz. Bu durum bazen insanın yüreğini yorar, "Ben ne yaptım da bunları yaşıyorum?" dedirtir. Hâlbuki mesele çoğu zaman yaptığınız değil, kim olduğunuzdur. Allah, sizi kirletmek için değil; temizliğinizi ortaya çıkarmak için zıddınızla karşılaştırır.

Kur'ân-ı Kerîm'de Yüce Rabbimiz, "Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele." (Bakara, 2/155) buyurmaktadır. Dikkat edilirse Allah, kulunu nimetlerle olduğu kadar zorluklarla da terbiye etmektedir. İmtihan, insanın Rabbine olan bağlılığını, ahlâkını ve teslimiyetini ortaya çıkaran ilâhî bir eğitimdir.

Altın ateşe girmeden saf hâle gelmez. Demir dövülmeden çelikleşmez. Tohum toprağın karanlığına düşmeden başak vermez. İnsan da imtihan görmeden kemale eremez. Hasan-ı Basrî Hazretleri'nin söylediği gibi; "Altın ateşte, insan musibette belli olur." Bu söz, asırlardır değişmeyen büyük bir hakikatin özetidir.

Peygamberlerin hayatına baktığımızda bunun en güzel örneklerini görürüz. Hz. Nûh; kavminin alaylarıyla, Hz. İbrahim; ateşle, Hz. Yusuf; ihanetle ve iftirayla, Hz. Mûsâ; Firavun'un zulmüyle, Hz. Eyyûb; hastalıkla, Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem); inkâr, hakaret, boykot, hicret ve savaşlarla imtihan edilmiştir. Allah'ın en çok sevdiği kullar; aynı zamanda en ağır imtihanlardan geçen kullardır.

Resûlullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur; "İnsanların belâ bakımından en şiddetli imtihana uğrayanları peygamberlerdir. Sonra derecelerine göre salih kimseler gelir." Her sıkıntı bir ceza değildir. Bazen yaşanan zorluk, Allah katındaki değerin bir işareti, manevî yükselişin bir vesilesidir.

Bugün birçok insan iyilik yaptığı hâlde kötülük gördüğünü, fedakârlık yaptığı hâlde yalnız bırakıldığını, dürüst davrandığı hâlde zarar ettiğini düşünmektedir. Oysa mümin, iyiliğini insanların karşılığı için değil, Allah'ın rızası için yapar. İnsanların vefası sınırlıdır; Allah'ın mükâfatı ise sonsuzdur. Bu sebeple mümin, insanların değişmesiyle değil, Rabbinin değişmeyen vaadiyle umutlanır.

Merhametiniz zalimlerin arasında kaybolmasın. Çünkü zalimin varlığı, merhametin değerini azaltmaz; aksine artırır. Sadakatiniz vefasızların arasında sarsılmasın. Çünkü sadakatin gerçek değeri, ihanetin çoğaldığı zamanlarda ortaya çıkar. Doğruluğunuz yalancıların arasında eğrilmesin. Çünkü doğru insan, çevresine göre değil, Rabbinin emirlerine göre yaşar.

İmtihanların en büyük tehlikesi; insanın karşısındaki kötülüğe benzemesidir. Zalimle karşılaşıp zalimleşmek, yalancıyla karşılaşıp yalana alışmak, nankörle karşılaşıp iyilikten vazgeçmek, şeytanın istediği sonuçtur. Hâlbuki mümin, şartlar değişse de ahlâkını değiştirmeyen insandır. Başkalarının karakteri bizim karakterimizi belirlememelidir. Bizim ölçümüz insanlar değil, Allah ve Resûlü'nün gösterdiği istikamettir.

Hayatın en büyük sırlarından biri de şudur; Karanlık olmasa ışığın değeri bilinmezdi. Hastalık olmasa sağlığın kıymeti anlaşılmazdı. Açlık olmasa nimetin tadı hissedilmezdi. Ayrılık olmasa kavuşmanın sevinci yaşanmazdı. Zulüm olmasa; adaletin, ihanet olmasa; sadakatin, nankörlük olmasa; vefanın büyüklüğü tam anlamıyla görülemezdi. Allah, kâinatı zıtlıklar üzerine kurmuş; insanın olgunlaşmasını da bu denge içinde takdir etmiştir.

Yaşadığınız her imtihanda önce kendinize şu soruyu sorun: "Bu olay bana ne kaybettirdi?" değil, "Bu olay bana ne öğretti?" Eğer imtihan sizi Rabbinize yaklaştırıyor, sabrınızı artırıyor, ahlâkınızı güzelleştiriyor ve kalbinizi olgunlaştırıyorsa, aslında kaybetmiyor; kazanıyorsunuz.

Allah, temiz kullarını kirletmek için değil, temizliklerini bütün âleme göstermek için imtihan eder. Sabır, merhamet, sadakat ve vefa; rahat zamanların değil, zor günlerin meyvesidir. İşte bunun için her şey zıddıyla belli olur. Müminin büyüklüğü de, zıddına rağmen güzel kalabilmesindedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR