ORUÇ İBADETİNİN FIKHİ TEMELLERİ
İslam’ın beş temel esasından biri olan oruç, terim olarak Farsçadaki rûze kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Arapça karşılığı savm veya sıyamdır. Savm lügatte mutlak olarak bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, onu terk etmek anlamlarına gelir. Fıkıh terimi olarak ise tan yerinin ağarmasından yani imsak vaktinden, güneş batıncaya yani iftar vaktine kadar ibadet niyetiyle yemek, içmek ve cinsel ilişkiden uzak durmaktır.
Ramazan orucunun farziyeti kitap, sünnet ve icmâ ile sabittir. Oruç ibadeti hicretin ikinci yılında Bakara suresindeki “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı”[1] ayeti ile farz kılınmıştır. Bu ayet orucun bir tercih değil her mükellef Müslüman üzerine bir borç (farz-ı ayn) olduğunu kesinleştirmiştir. Devamındaki ayetlerde ise sayılı günlerde olduğu, hasta ve yolcular için kolaylıklar sağladığı[2] belirtilerek fıkhın ruhsat yani kolaylık ilkesi vurgulanır. Sayılı günlerden kastın ne olduğuna ise Bakara suresi 185. ayet açıklık getirmektedir. Ayet mealen şöyledir: “O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır.” Ayetten net bir şekilde farz olan orucun Ramazan ayında tutulması gerektiği anlaşılmaktadır.
İmsak ve iftar vaktinin sınırlarını da “Fecrin beyaz ipi siyah ipinden sizin için ayırt edilir hale gelinceye kadar yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın”[3] ayeti çizer. Ayetteki “fecrin beyaz ipi siyah ipinden sizin için ayırt edilir hale gelinceye kadar” ifadesi tan yerinin beyazlığı gecenin siyahlığından ayrılıncaya, yani fecir söküp tan yeri ağarmaya başlayıncaya kadar anlamına gelmektedir. Bu konudaki hadislerde de bunu güneşin doğmasına kadar götüreni yoktur.[4] Geceye kadar ifadesi ise fıkhi ve lügat anlamıyla güneşin batış anını ifade eder. Havanın tamamen zifiri karanlık olmasını değil gündüzün bitip gecenin başladığı o ilk sınırı işaret eder. Yani akşam ezanının okunduğu güneşin ufuk çizgisinin altına indiği andır.
Konu ile ilgili hadisler, ayetlerdeki genel hükümleri açıklayarak orucun mahiyeti ve nasıl tutulması noktasında bizlere rehber olur. Hz. Peygamber (sav)’in İslam beş esas üzere kurulmuştur[5] hadisinde bu esaslar içerisinde orucu da sayması, oruç ibadetinin İslam dininin temel esaslarından biri olduğunu göstermektedir. “Sahura kalkın. Çünkü sahurda bereket vardır.”[6], “Yalanı ve yalana göre hareket etmeyi terk etmeyenin yemeyi içmeyi bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.”[7], “Oruç bir kalkandır…”[8] Gibi birçok hadis orucun nasıl tutulması gerektiğini ve ahlaki boyutunu bizlere gösterir.
Görüldüğü üzere oruç ayet ile sabitlenmiş bir farz, sünnet ile şekillenmiş bir disiplin ve fıkıhla korunmuş bir ibadettir. Unutmayalım ki fıkıh orucun gövdesi ise ahlak onun ruhudur. Ruhsuz bir gövde ise sadece bir yüktür.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.