KUR’AN-I KERİM’DE RAHMAN’IN HAS KULLARI
- KUR’AN-I KERİM’DE RAHMAN’IN HAS KULLARI: SESSİZ ASALETİN GÜCÜ
(Furkan Suresi 63–66. ayetler ışığında)
Modern hayatın gürültüsü içinde en çok kaybettiğimiz şey belki de “hâl” dir: Yürüyüşümüz, konuşmamız, öfkemiz, duamız… Furkan Suresi’nin 63–66. ayetleri, “Rahman’ın has kulları” nı anlatırken bize tam da bu hâli öğretir. Bu ayetler bir inanç beyanından öte, bir karakter inşası sunar.
Yeryüzünde vakarla yürümek…
63. ayette Rahman’ın kullarının “yeryüzünde tevazu ile yürüdükleri” bildirilir. Tevazu, eziklik değil; kendini bilme hâlidir. Gösterişten uzak, sakin ama sağlam bir duruş… Bugün sosyal medyada, okulda, işte; her yerde görünür olma arzusu bizi aceleci ve iddialı kılıyor. Oysa ayet, yürüyüşten başlatır terbiyeyi. Çünkü insanın içi, adımlarına yansır.
Cahile karşı selam…
Aynı ayet, cahiller onlara laf attığında “selam” der geçerler, buyurur. Bu, haksızlığa boyun eğmek değil; tartışmanın kalitesini artırma cesaretidir. Her söze cevap vermemek, bazen en güçlü cevaptır. Hele de muhatabımız sözden anlamayacak türdense. Kavgayı büyütmek kolay ve cahilce; sükûneti korumak ise erdemdir.
Geceleri Rableri için kıyam ve secde…
64. ayet, onların gecelerini anlatır: Secde ve kıyamla geçirilen saatler… Kimsenin görmediği bir ibadet disiplini. Gündüzün vakarını ve sükûnetini besleyen şey, gecenin ibadeti ve duasıdır. İnsan gündüzleri kalabalık içinde güçlü ve sabırlı olmayı istiyorsa; geceleri Rabbiyle baş başa kalma fedakârlığını göstermelidir.
Cehennemden korunma duası…
65 ve 66. ayetlerde Rahman’ın kulları, “Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır” diye yalvarırlar. Bu dua, korkunun değil bilincin ifadesidir. Çünkü cehennem “kötü bir konak ve kötü bir yerdir. Dünya hayatında geçici konaklara aldanmayan mümin, asıl akıbeti düşünür. Sorumluluk duygusu burada derinleşir.
Bu dört ayet bize şunu söyler:
Rahman’ın has kulları; tevazuyu tavır, sükûneti söz, ibadeti güç, ahiret bilincini pusula edinmiş insanlardır. Onlar gürültüyle değil, sükûnetle iz bırakır. Geceyle gündüzü dengeler; öfke ile sabır arasında doğru yeri bulur, aklından ve duasından hesap gününü çıkarmaz.
Belki de en çok ihtiyacımız olan şey budur: Yeryüzünde hafif ama anlamlı yürümek. Cahile “selam” diyebilecek olgunlukta olmak. Geceyi secdeyle aydınlatmak. Ve her şeyden önce, son durağımızı unutmamak.
Rahman’ın has kulları olmak zor bir ideal değil; bilinçli bir tercih meselesidir. Adımlarımızı, sözlerimizi ve dualarımızı yeniden gözden geçirmeye ne dersiniz?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.