YERYÜZÜNDE ALLAH’A EN SEVİMLİ YERLER CAMİLERİMİZ
Dili bir, gönlü bir, îmânı bir insan yığını,
Görüyor ruhlarının bir yere toplandığını.
Büyük Allâh’ı anarken bir ağızdan herkes,
Nice bin dalgalı tekbîr oluyor tek bir ses!..
Cami ile hayat arasındaki bağın derinliğine ve giriftliğine dikkatleri çekmişti Yahya Kemal... Mamafih dinî hayatın yaşanması ve sürdürülmesinde mabedlerin eşsiz bir yeri vardır. Zira mabedler, bireysel ve düzensiz bir dindarlık yerine inananların bir kubbe altında yekvücut olarak düzenli bir ibadet hayatına ulaşmasına imkan sağlayan yegane mekanlardır. Böyle bir ihtiyaç insanlığın ilk dönemlerinden beri vardı ve bu hususu Kur’an-ı Kerim şöyle haber vermektedir: “Gerçek şu ki, insanlar için yapılmış olan ilk ev, âlemlere bir hidayet ve bir bereket kaynağı olan Mekke’deki Kâbe’dir.”(Âl-i İmrân, 3/96.)
İslam dininde mabedin karşılığı cami ve mescid’dir. Camiler ve mescitler, yüce dinimiz İslam’ın yeryüzündeki en büyük nişaneleri, içinde hayat bulduğumuz kutsal mekanlardır. Yeryüzünde Kabe’nin birer şubesi sayılan camiler ve mescitler İslam medeniyetinin mühürleridir. Birlik ve dirliğimizin en sağlam kalesidir. Mahallelerimizin kalbi, şehirlerimizin ruhu, aziz milletimizin ve ümmet-i Muhammed’in umududur. Biz müminlerin her türlü benlik duygusundan arınarak kardeşler olmamıza vesile olan kutlu yerlerdir. Bütün makam ve mevkiden sıyrılıp “kul” olmanın lezzetine erdiğimiz huzurgâh-ı ilahîdir. Bu yüzden mescit ve camilerin yapımına çok büyük önem verilmiştir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de mescitleri imar edenleri şöyle övmektedir: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda olmaları umulanlar bunlardır.” (Tevbe, 9/18.) Peygamber Efendimiz (s.a.s) ise camileri imar edenleri şöyle müjdelemektedir: “Her kim ki Allah için bir mescit bina ederse, Allah ona Cennet’te bu mescidin benzeri bir köşk bina eder.” (Müslim, Zühd, 44.)
Diğer taraftan Peygamber Efendimizin ifadesiyle camilerimiz, “Şehirlerde, Allah’a en sevimli olan mekânlardır.” (Müslim, Mesâcid, 288. ) Bu noktada Allah katında en sevgili mekanlar camiler ise camilerde buluşup Rablerine ibadet ve taatte bulunan kulların da Allah’ın en sevdiği kulları olacağı gözden kaçırılmamalıdır. Zira cami ve mescidler ancak cemaatleri sayesinde gerçek anlamıyla imar edilebilirler. Bu nedenle camilerin fiziksel yapılarının tezyin edilmesine ne kadar önem veriyorsak camilerin içerisinde ilmi ve manevi faaliyetleri gerçekleştirmeye de en az o derece önem vermemiz gerekmektedir. Müminler olarak bizler camileri insan ve toplum hayatına şekil veren merkez haline getirmek için seferber olmalıyız. Zira camiler sadece duvarlardan, kubbeden ve minareden oluşan bir yapı değildir. Camilerin asıl unsuru cemaatimizdir. Camiler toplumların kökü gibidir. Müslüman halk ise caminin gövdesidir.
Camiler insanlarla, insanlar camilerle hayat bulur. Camiye bütün Müslümanlar hayat verir ve her bir Müslüman camide ancak hayat bulur. Mümin, sevinci ve neşeyi camide arar. Camiler müminlerle, müminler bilgi ve hikmetle mamur olur.
Bu vesileyle Ramazan ayınızı tebrik eder. Cami-hayat birlikteliğini daima göz önünde tutarak camilerimizin gerçek imarını el birliğiyle gerçekleştirmemizi temenni ediyorum.