SAMSUN BÜYÜYOR MU, YOKSA SADECE KONUŞUYOR MU?

Samsun, Karadeniz'in en büyük şehri...

Bölgenin sağlık merkezi, eğitim merkezi, lojistik merkezi olma iddiasındaki bir kent.

Limanı var.

Organize sanayi bölgeleri var.

Üniversiteleri var.

Havaalanı var.

Demiryolu bağlantısı var.

Potansiyeli var.

Peki bütün bu potansiyele rağmen Samsun gerçekten hak ettiği yerde mi?

İşte tartışılması gereken soru budur.

Bir şehrin gelişmesinde siyaset kadar etkili olan başka kurumlar da vardır. Ticaret odaları, esnaf teşkilatları, mühendis ve mimar odaları, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri bunların başında gelir.

Çünkü bu kuruluşlar binlerce üyeyi temsil eder.

Şehrin ekonomik nabzını tutar.

Sorunları bilir.

Çözüm üretme kapasitesine sahiptir.

Ancak Samsun'a baktığımızda yıllardır cevabı verilemeyen bir soru karşımıza çıkıyor:

Bu kadar güçlü kurumsal yapı neden şehrin ortak meselelerinde aynı masanın etrafında buluşamıyor?

Neden ortak akıl oluşturulamıyor?

Neden Samsun'un geleceğini ilgilendiren konularda güçlü bir toplumsal baskı ortaya konulamıyor?

Trafik sorunu konuşuluyor.

Kentsel dönüşüm konuşuluyor.

Sanayi alanlarının yetersizliği konuşuluyor.

İhracatın artırılması konuşuluyor.

Lojistik yatırımlar konuşuluyor.

Turizm konuşuluyor.

Tarım konuşuluyor.

Ama sonuçlara bakıldığında Samsun'un sahip olduğu potansiyelin önemli bir bölümünü hâlâ kullanamadığı görülüyor.

Şehrin en etkili kurumları ise çoğu zaman yalnızca kendi alanlarına çekilmiş bir görüntü veriyor.

Oysa oda başkanlıkları ve meslek kuruluşlarının yönetimleri sadece temsil makamı değildir.

Bu görevler aynı zamanda şehre karşı sorumluluk makamıdır.

Bir oda yöneticisinin başarısı yalnızca kendi şirketinin büyüklüğüyle ölçülemez.

Önemli olan temsil ettiği şehir için ne yaptığıdır.

Kendi iş hayatında başarılı olmak elbette takdir edilmesi gereken bir durumdur. Ancak bir kurumu yıllarca yöneten isimlerin aynı zamanda şehir adına ortaya koydukları projelerle, mücadelelerle ve kazanımlarla da değerlendirilmesi gerekir.

Bugün Samsun kamuoyunun sorması gereken soru şudur:

Uzun yıllardır görev yapan kurum yöneticileri Samsun'un hangi büyük sorununda öncü rol üstlenmiştir?

Hangi stratejik yatırımın gelmesinde etkili olmuştur?

Hangi konuda Ankara nezdinde güçlü bir kamuoyu oluşturmuştur?

Hangi konuda bütün odaları ve sivil toplum kuruluşlarını ortak bir hedef etrafında toplamıştır?

Bu sorulara verilecek cevaplar, aslında kurumların performans karnesini de ortaya koyacaktır.

Demokrasilerde seçim kazanmak önemlidir.

Ancak seçim kazanmak tek başına başarı değildir.

Gerçek başarı, seçildikten sonra ortaya konulan sonuçlardır.

Yıllarca aynı görevlerde bulunmak da tek başına bir başarı ölçüsü değildir.

Asıl ölçü, geride bırakılan eserlerdir.

Samsun artık daha büyük hedefleri konuşmalıdır.

Daha fazla yatırım çekmeyi...

Daha güçlü bir sanayi altyapısını...

Daha yüksek katma değerli üretimi...

Daha yaşanabilir bir şehir olmayı...

Bunun için de odaların, meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun sadece seçim dönemlerinde değil, yılın her günü şehir adına ortak hareket eden bir anlayış geliştirmesi gerekir.

Çünkü şehirlerin kaderini yalnızca siyasetçiler belirlemez.

Kimi zaman en büyük değişimi, şehir için konuşan değil şehir için mücadele eden kurumlar gerçekleştirir.

Samsun'un ihtiyacı da tam olarak budur:

Daha fazla unvan değil, daha fazla vizyon.

Daha fazla protokol değil, daha fazla proje.

Daha fazla açıklama değil, daha fazla sonuç.

Ve belki de en önemlisi...

Şehrin geleceğini kişisel başarı hikâyelerinin önüne koyabilecek bir ortak irade.

Şehrin çıkarı söz konusu olduğunda siyasi görüşleri, kurumsal rekabetleri ve kişisel hesapları bir kenara bırakabilecek bir ortak akıldır.

Çünkü unutulmamalıdır ki;

Bir şehirde kurumlar güçlendikçe şehir büyür.

Kurumlar sessizleştikçe sorunlar büyür.

Bugün Samsun'un önündeki en büyük tehlike yatırım eksikliği değil, ortak hareket eksikliğidir.

Belki de artık seçimlerde şu soru sorulmalıdır:

"Kaç yıldır görevdesiniz?" değil...

"Bu yıllar içinde Samsun'a ne kazandırdınız?"

Çünkü koltukların ömrü uzun olabilir.

Ama şehirlerin kaybedecek zamanı yoktur.

Görüş ve öneri için : [email protected]

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Osman Bayram Arşivi
SON YAZILAR