KUR’AN VE SÜNNETTE İSLAM AHLÂKI
Hz. Peygamber, 610 yılının Ramazan ayında vahiy meleği Cebrail ile ilk defa karşılaşmış ve ilk vahiy tecrübesini tatmıştı. Yaşamış olduğu bu olağanüstü olay karşısında heyecan, korku ve endişe içerisinde eşi Hz. Hatice’nin yanına gitmiş “Kendimden korktum.” diyerek başından geçenleri ona anlatmıştı. Hz. Hatice gayet sakin bir vaziyette eşini şu sözlerle teselli etti. “Öyle deme. Allah’a yemin ederim ki Allah hiçbir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabayı gözetirsin; muhtaç olanların bakımını üstlenirsin, aç ve açıkta olanı koruyup, kollarsın; misafire ikram edersin ve musibete maruz kalanlara yardım edersin.”[1] Bu sözleriyle Hz. Hatice Peygamber efendimizin (s.a.v) yüce ahlâkını bize anlatmaktadır.
Ahlâk; terim olarak insanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı bir takım tutum ve davranışların tümü, kişide huy olarak bilinen niteliklerdir. Ahlâk, bir toplumda genel olarak uyulması beklenilen kurallar ve yapılması gereken görevlerin tümüdür.
Kur’an’da ve sünnette güzel ahlâk vurgulanmış, ayet-i kerimede “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”[2] sözünün muhatabı olan Kutlu Nebi’nin ahlâkı övülmüş, Ahzâb suresi 21. ayette ise: “Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” buyrularak O’nu örnek almamız bizden istenmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) kendisine Resûllük görevi verilmeden öncede yaşadığı müşrik toplum içerisinde güzel ahlâkıyla tanınmış ve Muhammedü’l-Emîn sıfatıyla anılmaya başlanmıştı. Öyle ki Kâbe’nin onarımında Hacerü’l-Esved’in yerine yerleştirilmesinde Muhammedü’l-Emîn’in hakemlik yapması kabul edilmişti. Peygamber olarak Allah’tan vahiy aldığını ilan ettikten sonra bile bunu kabul etmeyen müşrikler yolculuğa çıkarken bütün değerli eşyalarını Kutlu Nebi’ye emanet ederek giderlerdi. Yıllar sonra binlerce kişilik ordusuyla Mekke’yi kan dökmeden fethettiğinde, kendisine ve Müslümanlara eziyet eden müşriklerden intikam almak yerine onların çoğunu affederek merhametin zirvesini onlara göstermişti.
Peygamber Efendimizin (s.a.v) yanında yetişen Enes b. Mâlik şöyle demektedir: “Resûlullah (s.a.v), sövüp sayan, lânet edip duran, kötü sözler söyleyen birisi değildi.”[3] Bir sahâbî Hz. Aişe validemize Resûlullah’ın ahlâkını sormuş, Hz. Aişe validemiz: “Sen Kur’an okumuyor musun? O’nun ahlâkı Kur’an idi.”[4] şeklinde cevap vermiştir. Peygamberimiz Allah’tan aldığı vahyi önce kendi hayatında yaşamış ve inananlara en güzel örnek olmuştur. Ashâbtan birçok kimse Resûlullah’ın ahlâkını överek anlatmış O’nun gibi olmaya gayret etmişlerdir. Bu vesileyle Peygamberimizin (s.a.v) ahlâkı günümüze kadar yaşatılmıştır.
Mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Rabbimiz bize Peygamber Efendimizin (s.a.v) ahlâkıyla ahlâklanmayı nasip etsin. Tüm dünyada huzur ve barış hakim olsun. Âmin
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.