KADINLAR GÜNÜ VE KADINLARIN DEĞERİ…

Kadınların değerini yalnızca “Dünya Kadınlar Günü” üzerinden anlatmak mümkün değildir. Belki 8 Mart, toplumda bir farkındalık oluşturması bakımından anlam ifade eder, fakat kadının hakiki kıymetini ifade etmeye yetmez. Çünkü kadının değeri bir günle ölçülecek kadar küçük değildir. Kadın; hayatın merkezinde, insanlığın devamında ve toplumun şekillenmesinde temel rol oynayan varlıktır. Modern dünyanın kadın için oluşturduğu gündem çoğu zaman sloganlardan, kampanyalardan ve geçici hassasiyetlerden ibarettir. Bir gün konuşulur, ertesi gün unutulur. Oysa kadın meselesi bir günün değil, bir hayatın meselesidir.

Kadının değeri; vitrindeki söylemle değil, toplumun ona verdiği gerçek konumla ölçülür. Bu değer ise; ancak İslâm’ın sunduğu bakış açısında görülür. İslâm kadar kadına değer veren, onu koruyan ve ona saygın bir konum veren başka bir sistem yoktur. Cahiliye döneminde kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir toplumdan; “Cennet annelerin ayakları altındadır” anlayışına ulaşan dönüşüm; İslâm’ın kadına verdiği değerin en açık göstergesidir.

İslâm, kadını sadece biyolojik bir varlık olarak değil; onur sahibi bir insan, aile kurumunun direği ve toplumun terbiyecisi olarak tanımlar. Anne olduğunda cennetin anahtarı, eş olduğunda huzurun kaynağı, kız evlat olduğunda rahmet vesilesidir. Peygamber Efendimiz’in hayatına bakıldığında da kadınların toplumun merkezinde yer aldığı görülür. Hz. Hatice; İslâm’ın ilk destekçisi, Hz. Aişe; ilim ve rivayet kaynağı, Hz. Fatıma ise; iffet ve vakar sembolü olarak ümmete örnek olmuştur.

İslâm kadına değer verirken onu metalaştırmaz. Onu tüketim kültürünün bir objesi hâline getirmez. Kadını koruyan sınırlar koyar. Bu sınırlar bir kısıtlama değil, bir saygınlık çerçevesidir. Modern dünyanın “özgürlük” adı altında kadını piyasaya sürmesi ile İslâm’ın kadını muhafaza eden anlayışı arasındaki fark burada ortaya çıkar. Bugün kadının değeri çoğu zaman çalışma hayatındaki başarısı, ekonomik üretimi veya görünürlüğü üzerinden ölçülmektedir. Oysa kadının değeri yalnızca bunlarla sınırlı değildir. Kadın; bir toplumun ruhunu şekillendiren, nesilleri yetiştiren ve insanlığın karakterini oluşturan temel unsurdur.

İslâm’da kadın; hayatın kenarında değil, insanlığın merkezindedir. Modern dünyada sıkça dile getirilen “kadın ve erkek eşittir” söylemi çoğu zaman kadının değerini yükseltmek yerine, onun fıtratını görmezden gelmektedir. Kadınla erkek eşit değildir. Çünkü eşitlik aynı olmak demektir. Oysa kadın ve erkek aynı değildir; yaratılışları, fizyolojileri, ruh dünyaları ve hayata bakışları farklıdır. Bu farklılık bir eksiklik değil, ilahî bir dengedir. Kadın ve erkek iki rakip değil, birbirini tamamlayan iki varlıktır. Biri diğerinin yerine geçmek için değil, birlikte hayatı inşa etmek için yaratılmıştır. Kadının şefkati, merhameti ve koruyucu ruhu; erkeğin sorumluluk alma ve koruma refleksiyle birleştiğinde aile ve toplum dengesi oluşur. Bu nedenle kadını erkekle aynı kalıba sokmaya çalışmak, kadına değer vermek değil; onu kendi fıtratından uzaklaştırmaktır.

Kadın; insan yetiştiren, merhamet üreten ve toplumun vicdanını ayakta tutan bir varlıktır. Kadınların fıtrattan gelen değerleri vardır. Bu değerler ne bir kampanyayla oluşturulabilir ne de modern sloganlarla tanımlanabilir. Bir annenin merhameti, bir eşin sadakati, bir kız evladın aileye getirdiği rahmet; hiçbir ideolojinin üretebileceği değerler değildir. Bunlar yaratılıştan gelen, ilahî kodlarla insana verilen özelliklerdir.

Bu nedenle kadının değeri, erkekle aynı olmakta değil; kendisi olmakta ortaya çıkar. Kadın kadın olduğu için kıymetlidir. Erkek de erkek olduğu için değerlidir. İkisini aynı kalıba sokmaya çalışan anlayış ise, aslında her ikisinin de değerini zedelemektedir.

Kadının gerçek değeri; ne bir günle ne de modern sloganlarla anlatılabilir. Onun değeri; yaratılışında saklıdır. Bu değeri en doğru şekilde koruyan ve tarif eden sistem ise; İslâm’dır. Çünkü İslâm; kadını erkekle yarıştırmaz. Onun onurunu, saygınlığını ve fıtratını koruyarak insanlığın merkezine yerleştirir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR