Sanal Âlemde İstikameti Muhafaza Etmek
Dijitalleşmenin baş döndürücü bir hızla ilerlediği çağımızda insan, yalnızca fiziksel mekânlarda değil, aynı zamanda sanal ortamlarda da varlık göstermektedir. Günlük hayatın önemli bir bölümü ekranlar aracılığıyla şekillenmekte; iletişim, bilgi edinme ve hatta dini öğrenme süreçleri dijital platformlar üzerinden yürütülmektedir. Bu durum, beraberinde büyük imkânlar sunduğu kadar ciddi sorumluluklar da getirmektedir. Özellikle mümin için temel soru şudur: Sanal âlemde istikamet nasıl korunacaktır?
Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim’de “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hûd, 11/112) buyurarak istikameti hayatın merkezine yerleştirmiştir. İstikamet; inançta sebat, amelde doğruluk ve ahlakta tutarlılık demektir. Bu ilahi emir, yalnızca ibadet hayatını değil; insanın sözünü, tavrını ve tercihini de kuşatır. Dolayısıyla dijital mecralar da bu sorumluluğun dışında değildir. Ekran karşısındaki insan da Rabbi’nin huzurunda olduğunun bilinciyle hareket etmek durumundadır.
Sanal ortamın en belirgin risklerinden biri, bilginin süratle yayılması ve teyit mekanizmasının zayıflamasıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Kişiye günah olarak her duyduğunu söylemesi yeter.” buyurarak (Ebu Davud , Edeb ,80) bilgi sorumluluğuna dikkat çekmiştir. Bugün tek bir paylaşım milyonlara ulaşabilmekte; doğruluğu araştırılmadan yayılan içerikler bireysel ve toplumsal zararlara yol açabilmektedir. Bu nedenle dijital platformlarda teyit, basiret ve sorumluluk bilinci temel ilke olmalıdır. Mümin, sadece doğruyu bilmekle değil; doğruyu yaymakla da yükümlüdür.
Dijital mecralarda dil ve üslup da istikametin ayrılmaz bir parçasıdır. Peygamberimiz (s.a.v.), “Her kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya da sussun.” buyurarak (Muslim ,İman ,74) sözün ahlaki sorumluluğunu ortaya koymuştur. Sanal ortamda yazılan her cümle kalıcıdır; kırıcı bir ifade, telafisi güç yaralar açabilir. Hakaret, iftira ve tahkir; yalnızca bireysel bir hata değil, toplumsal huzuru zedeleyen bir davranıştır. Mümin, görünür ya da görünmez her alanda ahlakını muhafaza etmekle yükümlüdür.
Netice olarak sanal âlem, insanın ahlaki ve manevi duruşunu görünür kılan yeni bir imtihan alanıdır. Ekranların ardında saklı olduğumuzu zannetsek de ilahi murakabenin dışında değiliz. Attığımız her adım, yazdığımız her cümle ve paylaştığımız her içerik; hem dünyada hem ahirette karşılığını bulacaktır. Bu sebeple dijital dünyada istikameti korumak, sadece bireysel bir tercih değil; imanî bir sorumluluktur. Teknolojiyi değerlerimizin önüne değil, hizmetine koyabildiğimiz ölçüde istikamet üzere kalabiliriz. Unutulmamalıdır ki gerçek doğruluk, yalnızca kalabalıkların önünde değil; ekran başında, kimsenin görmediğini sandığımız anlarda da dosdoğru kalabilmektir.
ESRA NOYAN/HAVZA VAİZİ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.