EVLİLİK AŞKI ÖLDÜRMEZ

Toplumda zaman zaman dillendirilen bir söz vardır; "Evlilik aşkı öldürür." İlk bakışta tecrübeye dayalı bir gözlem gibi görünse de aslında bu cümle, evlilik kurumunu yanlış tanımanın ve yanlış yaşamanın sonucunda ortaya çıkmış hatalı bir hükümdür. Çünkü Allah Teâlâ'nın emrettiği, Resûlullah Efendimizin (sav) sünneti olarak teşvik ettiği bir kurumun insanın mutluluğunu yok etmesi düşünülemez. Sorun evlilikte değil, evliliğin yanlış anlaşılmasında ve yanlış uygulanmasındadır. Aşk; sadece kalbin hızlı çarpması, heyecan duymak veya birine karşı güçlü hisler beslemek değildir.

Gerçek aşk, zamanla olgunlaşan, derinleşen ve kök salan bir duygudur. Evlilik öncesindeki heyecan, aşkın ilk filizidir. Evlilik ise o filizin ağaca dönüşme sürecidir. Filiz ile ağacı karşılaştırıp "Filiz daha güzeldi" demek ne kadar anlamsızsa, evlilik öncesi heyecanla evlilik sonrası sevgiyi karşılaştırmak da o kadar yanlıştır. Gençlik yıllarında aşk daha çok duyguların ön planda olduğu bir süreçtir. İnsan sevdiğini görmek ister, onunla konuşmak ister, onu özler. Fakat evlilikten sonra sevgi yeni boyutlar kazanır. Artık sadece özlemek değil, birlikte yaşamak vardır. Sadece konuşmak değil, hayatı paylaşmak vardır. Sadece hayal kurmak değil, hayalleri gerçekleştirmek vardır. Birlikte sofraya oturmak, birlikte çocuk büyütmek, birlikte yaşlanmak, birlikte sevinmek ve birlikte üzülmek vardır. İşte aşkın gerçek imtihanı da burada başlar.

Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah, evliliğin hikmetini anlatırken "Size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ile merhamet var etmesi O'nun ayetlerindendir." buyurmaktadır. Dikkat edilirse ayette sadece sevgi değil, merhamet de zikredilmektedir. Çünkü zamanla güzellikler değişebilir, gençlik geçebilir, sağlık azalabilir. Ancak merhametle desteklenen sevgi kalıcı olur. Evliliği ayakta tutan sadece aşkın heyecanı değil, sevginin olgunlaşmış hali olan sadakat, fedakârlık ve merhamettir. Bugün birçok insan evlilikten mucize beklemektedir. Evlendiği kişinin bütün eksiklerini tamamlayacağını, bütün sorunlarını çözeceğini düşünmektedir. Böyle bir beklenti gerçekçi değildir. Çünkü evlilik iki kusursuz insanın birleşmesi değil, iki kusurlu insanın birbirine tahammül ederek olgunlaşma yolculuğudur. Eşler birbirlerinin eksiklerini görmek için değil, birbirlerini tamamlamak için bir araya gelirler. Ne yazık ki modern hayat, insanlara tüketmeyi öğrettiği gibi ilişkileri de tüketmeyi öğretmektedir. En küçük bir problemde vazgeçmek, en küçük bir kırgınlıkta uzaklaşmak normalleşmiştir. Oysa geçmiş nesiller evliliği bir sözleşmeden çok bir emanet olarak görürlerdi. Zor zamanlarda birbirlerine daha sıkı sarılırlardı. Çünkü bilirlerdi ki her ilişkinin baharı olduğu gibi kışı da vardır. Önemli olan kış gelince evi terk etmek değil, ocağı yeniden yakabilmektir. Evlilik aşkı öldürmez; aksine aşkı olgunlaştırır. Gençlikte gözle başlayan sevgi, evlilikte gönülle devam eder. Önceleri güzelliğe duyulan hayranlık zamanla karaktere, ahlâka ve sadakate duyulan saygıya dönüşür. Yıllar sonra eşler birbirlerine baktıklarında sadece bir insan görmezler; birlikte yaşanmış binlerce hatırayı, paylaşılmış sevinçleri ve aşılmış zorlukları görürler. İşte gerçek aşk budur.

Peygamber Efendimiz (sav)'in aile hayatına baktığımızda bunun en güzel örneklerini görürüz. O, eşlerine sevgi göstermiş, onlarla ilgilenmiş, zaman zaman şakalaşmış, onları dinlemiş ve değer vermiştir. Çünkü sevgi ifade edilmezse zamanla zayıflar. Bir evlilikte aşkın canlı kalabilmesi için ilgiye, iletişime ve samimiyete ihtiyaç vardır. İnsanlar birbirlerine sadece evin ihtiyaçlarını konuşan iki ortak gibi davranırlarsa duygular zamanla körelir. Fakat birbirlerinin gönlüne dokunmaya devam ederlerse sevgi her geçen gün güçlenir. Evlilik aynı zamanda insanın kendini eğitme mektebidir. Sabretmeyi, paylaşmayı, affetmeyi ve fedakârlığı öğretir. Bu değerler ise aşkın düşmanları değil, koruyucularıdır. Çünkü aşk sadece almakla değil, vermekle büyür. Sadece beklemekle değil, emek vermekle güçlenir. Yaşlı çiftlere dikkatle bakıldığında bunun en güzel örnekleri görülür. Belki artık gençlik yıllarındaki heyecanları yoktur ama birbirlerine duydukları bağlılık ve güven çok daha derindir. Birbirlerinin yüzündeki kırışıklıklarda geçen yılların hatırasını görürler. Aynı yastığa baş koymanın, aynı sofraya oturmanın ve aynı kaderi paylaşmanın huzurunu yaşarlar. İşte aşkın en olgun hali budur.

Evlilik aşkı öldürmez. Yanlış beklentiler, ilgisizlik, bencillik ve sorumluluktan kaçış aşkı öldürür. Allah'ın rızası için kurulan, sevgi ve merhamet üzerine inşa edilen, Peygamber sünnetine uygun sürdürülen bir evlilik ise aşkı her gün yeniden diriltir. Çünkü gerçek aşk; nikâhla sona eren bir duygu değil, nikâhla başlayan uzun ve bereketli bir yolculuktur. Evlilik, aşkın mezarı değil; aşkın kök saldığı, büyüdüğü ve meyve verdiği en güvenli limandır. Atalarımız; "nikahta keramet vardır" derken, yaşanmış tecrübeleri özetlekişlerdir. Nikah, yani evlilik; hayata canlılık katar, yeni bir süreci başlatır, sevgiyi muhabbet ve meveddet boyutuna taşır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR