Bazı mevsimler sessiz gelir
İnsan bazen bir şeylerin değiştiğini takvimden değil, pencereden anlıyor. Sabahları güneş biraz daha geç uğruyor odalara. Akşamın sesi erkenden duyuluyor. Bir zamanlar açık bırakılan pencereler artık hafifçe kapanıyor.
Sokaklarda acele eden insanların üzerine ince bir telaş çöküyor sanki. Kimse “değişti” demiyor ama herkes farkında. Bazı gelişlerin gürültüsü olmaz. Bir sabah uyanırsın, hava eskisi kadar sıcak değildir. Elini uzattığın bardak daha uzun süre sıcak kalır. Akşamüstü gökyüzüne bakarken, yazın o uzun ve umursamaz günlerinin geride kaldığını hissedersin.
İşte o zaman anlarsın; bir şeyler yer değiştirmiştir. Belki de hayatın kendisi gibi… Biz de bazı mevsimleri fark etmeden geride bırakıyoruz. Bir alışkanlığı, bir dostluğu, bir sokağı, bir insanı… Önce eksikliğini anlamıyoruz. Sonra bir gün, eskiden hep orada olan bir şeyin artık olmadığını fark ediyoruz.
Mevsimler bunu bizden daha iyi biliyor. Hiçbir yaprak ağaca “artık gitmem gerekiyor” demiyor. Sararıyor, biraz daha bekliyor ve zamanı geldiğinde sessizce bırakıyor kendini. Belki de hayatın bize öğretmeye çalıştığı en güzel şeylerden biri bu:
Her şeyi tutmak zorunda değiliz. Bazı şeylerin bitmesine izin vermek gerekiyor. Çünkü her son, biraz da yer açmak demek. Yeni bir hikâyeye, yeni bir başlangıca, belki de uzun zamandır kendimize ayırmadığımız birkaç sakin dakikaya…
Şimdi şehir biraz daha sessizleşecek. Sokaklarda başka kokular dolaşacak. Akşamlar uzuyormuş gibi gelecek. İnsan, kendisiyle daha çok baş başa kalacak. Ve belki de bütün bunların arasında, farkında olmadan biraz yavaşlayacağız. Ben severim böyle zamanları.
Çünkü bazı mevsimler insana sadece havanın değiştiğini değil, kendisinin de değişebileceğini hatırlatır. Gerisi zaten yaprakların işi. Onlar zamanı geldiğinde ne yapacaklarını biliyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.