TEMEL SORUN AİLE

Akademisyenler, siyasetçiler ve bürokratlar, ülkemizin nüfus artış oranının ciddi anlamda düştüğünü, dünya ortalamasının gerisinde kaldığını, aile ortalamasının iki çocuğun gerisinde kaldığını, bunun da genç nüfusun gerilemesine ve yaşlı nüfusun artmasına neden olduğunu ifade etmekteler. Eyvallah, bizim de kanaatimiz bu yönde, bu konuda hemfikiriz. Efendimiz, “Ümmetimin çokluğu ile övünürüm.” buyurmuş. Erhan Afyoncu Hoca, "Devlet, üç çocuk yapan aileleri emekliye sevk etmeli." demiş. Bunu, işin vahametini anlatmak için söylediği muhakkak. Ancak gelinen noktayı çok iyi analiz etmek zorundayız. Hangi neslin çoğalmasını isteriz, onu değerlendirmemiz lazım. Eskiden köy okulları vardı, biz oralarda okuduk. Sabah erkenden kalkar, okula gider, akşama kadar tekli eğitimle okurduk. Öğlen tatillerinde evimiz uzak olduğundan evimize gidemez, varsa üç kuruş harçlığımızla bakkal amcadan ekmek arası helva alır yer ve akşam okul çıkışı soluğu üç kilometre uzaklıktaki evimizde alırdık. Aile büyüklerimiz tarım ve hayvancılıkla uğraştıklarından biz de elimizden gelen desteği verirdik. Yokluk vardı ama mutluluk da vardı, saygı da vardı, sevgi de vardı, her şey doğaldı.

Merhum Akif'in dediği gibi, uygarlık denilen dişi canavar geliştikçe gelenek, görenek, inanç ve sosyal hayat tamamen değişti. Seksenli yıllarda TV'ler aile hayatımıza girdi, doksanlı yıllardan sonra internet ve cep telefonları hayatımıza girdi, iki binli yıllardan itibaren de sosyal medya dediğimiz sanal alem her şeyimizi elimizden aldı. Tüm değer yargılarımız altüst oldu, dünyanın öbür ucundaki ahlaksızlık ailemizin göbeğine girdi. Çocuklarımız oyunundan sinemasına, korku filminden cinsel içerikli ahlaksız yayınların tamamına rahatlıkla ulaşınca işin içerisinden çıkılmaz bir noktaya geldiğimiz açık ve net ortada. Ben şahsen başkaları gibi "Toplum bozuldu, şu insanlara bakar mısınız?" modunda olan bir insan değilim. İnandığım kitapta Yüce Rabbimiz, “Guu enfuseküm ve ehliküm nara”, yani "Nefsinizi ve aile bireylerinizi ateşten koruyun." emr-i ilahisi gereği ailemde olup bitene bakarım. Çocuklarımın, eşimin ve yakınlarımın durumu inancıma uygun mu, değil mi; yaşam biçimleri Allah'ın rızasına uygun mu, değil mi, buna bakarım. Daha sonra etrafta olup bitene bakarım. Zira etrafınızdaki insanlar sizin gibi yaşamayınca ister istemez çoluk çocuğunuz etkileniyor. Otuz yıla yakın bir zamandan beri yazları Çatalçam'da, kışları şehirde oturmaktayım. Yazlığı satın aldığım zaman merhum babam, “Oğlum, oralar adeta çıplaklar kampı, ne işin var orada? Bari yoldan yukarıdan alsaydın.” deyince, "Baba, ben hayatımda kimseyi örnek almadım. İnandığım kitap ve sünneti örnek alarak yaşamaya çalıştım. Bunu koruyamaz isem yazıklar olsun bana, korursam ne mutlu bana." dedim ve Allah'a hamdolsun ki 28 yıl önce nasıl yaşıyor idiysem aynı şekilde yaşamaya çalışıyorum. Yaşam biçimimden bir gram taviz vermedim.

Komşularıma gelince, ilk zamanlar ciddi anlamda yadırgayan olmadı değil. Özellikle bayanlarımız İslami haşemalarıyla denize girerken homurdanan çok oldu ama en ufak bir taviz vermeden, yaşam biçimimizden vazgeçmeden bu günlere geldik. İşin garip tarafı, o günlerde açık olan aileler bugün daha da açık olma mücadelesi vermekteler, kapalı olanlar da inandıklarından taviz vermeden yaşam mücadelesine devam etmekteler. Demek ki bu işlerin temeli aile, şayet sağlam olursa en ufak bir sorun yaşamıyorsunuz. Aile sağlam değilse çevre, sosyal medya, mahalle baskısı her şeyi kontrolü altına alıyor. Bazı okurlarımız "Neden kendini anlatıyorsun?" diyebilirler. Hiç sorun değil. Başkalarını anlatıp kendimi aklamak gibi bir karakterim olmadığından, bizatihi kendimden örnek vererek geldiğimiz noktayı anlatmaya çalıştım.

Bu konuya neden girdiğime gelince; TBMM 12. Yargı Paketi'ne çocuk yaştaki suçlularla ilgili bazı maddeler koymuş. 15-18 yaş aralığında suç işleyenlere ceza indirimi uygulama noktasında hakim takdiri koymuş ki çok doğru bir şey. Çocuk yaştaki gençlere sahip çıkmayıp ceza almalarına engel olan yasayı değiştirmişler. Ruhsatlı da olsa çocukların evde silaha erişimine engel olmayan silah sahiplerine ceza verilmesinin önü açılmış. Çocukların işlediği suçlarla ilgili de ailelerin önleyici tedbir almaları ve ailede eğitimin başlatılması noktasında ciddi çalışmalar yapılmasının zaruri olduğu kanaatindeyim. Yap çocuğu, sal sokağa; sokakta kiminle gezer, zamanını nasıl geçirir, arkadaşları nasıl çocuklar, bunu bilmeyen ailelerin çoğalmasından ziyade azalması gerektiği kanaatindeyim. Nüfusumuz çoğalsın, eyvallah da topluma faydalı bireyler olmayacaklarsa çoğalmasınlar diyerek sözlerime son veriyorum. Hayırlı haftalar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR