EN ZOR İŞ DOĞRUYU KONUŞMAKTIR
Dünyanın en zor işlerinden biri doğruyu konuşmaktır. Muhatabınızın canı istediği gibi konuşmazsanız sizden kötüsü yoktur, yalan olduğunu bilse dahi onun canının istediği gibi konuşursanız sizden iyisi yoktur. Yazıya neden böyle bir başlıkla girdim derseniz, kamuoyunda çıkan bazı haberlerle ilgili yerimiz olursa birkaç konuya değinmek istiyorum. Bunlardan ilki CityMall ile ilgili basın yayın organlarında çıkan haberler olacak. Haberleri ilk okuduğumda ‘Bu nasıl olacak?’ demekten kendimi alamadım. Zira CityMall ile ilgili idare mahkemesinin yürütmeyi durdurdu şeklinde haberler çıkınca, olayın teknik yönünü bilen biri olarak bu nasıl iş demeden edemedim. Daha önceki yazılarımda ve Web TV yayınımızda da dediğim gibi burada tek bir sorun yok ki. Binanın inşaat ruhsatından başlamak üzere AVM ruhsatı, işyeri ruhsatları ve imar planlarına uygun yapılmayan bina nedeniyle her şey gayri yasaldı. Bir de iskan raporuyla ilgili bina maliklerinden rızası olmayan birkaç kişi vardı. Hasılı pek çok sorunlu bir bina bu bina. İnşaata başladığından itibaren iki kez yoğunluk artışı almış, buna rağmen bu planlara uyulmamış. Yaklaşık olarak 4000 metrekare kaçak inşaatı var. Yerel ve bölgesel, hatta Yargıtay aşaması dahi bitmiş bir konuydu bu konu. Buraya ruhsat alabilmek için önce binaya göre 1/5000’lik ve 1/1000’lik imar planları yapılacak, ardından ruhsat ve iskan aşamasına geçilecek. Gelinen nokta anladığım kadarıyla şu noktada: Firma belediyeye, “Ben iskan raporu almak için rızası olmayan kişileri ikna ettim, bana ruhsat ver” diye müracaat etmiş, belediye de haklı olarak reddetmiş. Bunun üzerine firma konuyu idare mahkemesine taşımış, mahkeme de idareye “Reddetme evraklarını incele” demiş. Firma da bu konuyu anında basına kafasına göre servis edip CityMall açılıyor şeklinde haber yaptırmış. Bizim meslektaşlardan Allah’ın kulu da bu olayın aslı astarı nedir diye araştırmadan olayı haber yapmış geçmiş. Burada yapılması gereken önce binanın kaçak kısımları ile ilgili yıkım veya kütle artışı, ardından Atakum ve Büyükşehir Belediyeleri mecliste onaylayacak, ardından iskana müracaat edilecek. Amma burada çok enteresan sorunlar var. Binaya yeniden yapı ruhsatı almak için yapı denetim firması devreye girecek mi? Girecekse daha önce ödenen harçlar ne olacak? Binaya AVM ruhsatı mı verilecek işyeri ruhsatı mı? Bunlar belirlendikten sonra diğer aşamalara geçilecek. Firma sahibini sevmem ama orada bir sürü insan ekmek yiyor, mağdur olmalarına da gönlüm razı olmaz. Bu doğruları bu fakirden başka bu şehirde kimse niye söylemez merak ederim. Bu kadar mı zor yani?
Gelelim ikinci konumuza. Son günlerin ikinci moda konusu Büyükşehir Belediyesinin haşere ilaçlama ihalesi. Bu konuda öncelikli olarak şunu belirtmek isterim ki, haşere ilaçlama noktasında yerli ürünlerimiz maalesef sınıfta kalmış durumdalar. İthal ürünler de çok pahalı. Hal böyle olunca da işe yarayacak ilaçlama yapmak için yüksek bedel ödemek zorunluluğu var. Basit bir örnekle ne demek istediğimi anlatmam gerekirse, tavuk kümeslerimiz zaman zaman boş kaldı. Farelerden ve haşerattan temizlemek için kullandığımız ürünlerin büyük bölümü işe yaramadı. Bayer firmasının ilaçlarını kullanınca rahatladık. Şimdi diyeceksiniz ki, o firma boykot listesinde. İyi güzel de adam gibi kalitelisini siz yapın da alalım, hamaset yaparak bu işler yürümüyor. Şu bir gerçek ki Büyükşehir Belediyesi hakkıyla sinek ilaçlaması yapıp, karasineğinden sivrisineğine her şeyi yok edecekse bu rakam fazla değil, az bile.
Gelelim son konumuza. Bazı okurlarım sağlıkla ilgili neden yazmıyorsun diye sitem ediyorlar, bunu da bir örnekle açıklayayım. Ben siyasette olduğum dönemde beni siyasetin dışına atmak için herkes iş birliği yaptı. Yusuf Ziya Yılmaz’ından Fuat Köktaş’ına, Suat Kılıç’ından Adem Güney’ine, Adnan Ölmez’inden Yeşilyurtlara varıncaya dek herkes “Adnan siyasetin içinde olmasın da ne olursa olsun” moduna girip, birbirlerini sevmedikleri halde bana karşı birlik oldular. Ne zamanki Adnan Bahadır “Alın siyasetinizi de sizin olsun” dedi, hepsi çil yavrusu gibi dağıldı. Sağlıkla ilgili haberleri biz yaparken herkes sustu, kimse “Bu adam doğru diyor, biz de destek verelim” demedi. Şimdi biz susuyoruz, herkes konuşuyor. Sadece haber değil, sosyal medyada yer yerinden oynuyor. Ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Bana da hikaye yazma işi kaldı. Nasip olursa önümüzdeki günlerde Tarihi Amisos Hikayeleri’nde SEMALARIN GAMOBULU’ndan başlayıp SEHLUK MAHO’yu yazacağım. Biraz da eğlenelim diyerek hayırlı haftalar diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.