HAYAL KUR, HESABINI YAP, YOLA ÇIK
Bir şeye inanmak, onu hayal etmek ve önüne hedef olarak koymak; o şeyin gerçekleşmesinin ilk ve belki de en önemli adımıdır. İnsan zihninde kuramadığı bir geleceği, hayatında kolay kolay inşa edemez. Büyük işler önce hayal olarak doğar, sonra hedefe, ardından plana, nihayetinde emeğe ve esere dönüşür. Bu sebeple gençlere verilecek en önemli tavsiyelerden biri şudur; hayal kurmaktan korkmayın, hayalinizi mutlaka planla, emekle ve cesaretle buluşturun.
Yetenekli, kabiliyetli ve becerikli gençler yalnızca bir yerde işe girmenin değil, kendi işlerini kurmanın da hayalini kurmalıdır. Özellikle tahsili, mesleki birikimi, üretme kabiliyeti ve girişimci ruhu bulunan gençler; ömürlerinin en verimli yıllarını sadece bir kadro bekleyerek geçirmemelidir. Devlette veya özel sektörde çalışmak elbette küçümsenecek bir şey değildir. Her toplumun memura, öğretmene, mühendise, doktora ve farklı alanlarda çalışan insanlara ihtiyacı vardır. Mesele devlet memurluğunu değersiz görmek değil; gençlerin önündeki tek güvenli yolun devlet kapısı olduğu anlayışını sorgulamaktır.
Aile büyükleri çoğu zaman korumacı bir refleksle hareket eder. Çocuğunun geleceğini garanti altına almak, düzenli maaşı olsun, riske girmesin, sıkıntı çekmesin ister. Bu niyet anlaşılabilir. Fakat aşırı korumacılık bazen gencin cesaretini kırar, teşebbüs ruhunu köreltir. Hatta bazı aileler çocuklarını mutlaka bir devlet kurumuna yerleştirmek için yıllarca uğraşır, imkânlarını ve çevrelerini bunun için seferber ederler. Halbuki aynı imkân, gayret ve destek; gencin kabiliyetine, tahsiline ve becerisine uygun bir iş kurmasına yönlendirilse belki yalnızca kendisine değil, gelecekte onlarca insana ekmek kapısı açacak bir teşebbüs ortaya çıkacaktır. Genç yaşta yola çıkmanın ayrı bir kıymeti vardır. Erken yola çıkan, yolda olgunlaşır. Yanlış yapar, düzeltir, düşer, kalkar, zarar eder, hesabı öğrenir, insan tanır, piyasa tanır, kendisini tanır.
Tecrübe kitaplardan öğrenilen bilginin hayata çarpıp şekillenmiş hâlidir. Bu yüzden genç insanın sadece masada değil, işin mutfağında olması gerekir. Elleri biraz çamura değmelidir. Üretimin, ticaretin, hizmetin, insan yönetmenin, müşteriyle muhatap olmanın ve para kazanmanın gerçek şartlarını yaşayarak öğrenmelidir.Elbette girişimcilik, hesapsızca maceraya atılmak değildir. “Cesur ol!” demek, “Hesapsız ol!” demek değildir. Yapılacak işin matematiği mutlaka çıkarılmalıdır. Cesaret ile tedbir birbirinin düşmanı değil, tamamlayıcısıdır. Hesap yapılacak fakat hesap yapmak, yola çıkmamanın bahanesine dönüşmeyecektir. Bir işin masa başında görünen kısmıyla, içine girildiğinde karşılaşılan gerçekliği aynı değildir.
Her işin büyük bir görünmeyen tarafı vardır. Müşteri ilişkileri, insan psikolojisi, tedarik, zamanlama, tahsilat, personel, piyasa dalgalanmaları, beklenmeyen giderler, fırsatlar ve krizler; dışarıdan seyrederek öğrenilemez. İş, biraz da işin içinde öğrenilir. Yüzme kitabını okuyarak yüzücü olunamayacağı gibi, ticaret ve girişimcilik de yalnızca teorisini okuyarak öğrenilemez. Yapılması düşünülen işin özellikle “görünmeyen tarafı” öğrenilmelidir. Genç, mümkünse o sektörde bir müddet çalışmalı; üretimden satışa, müşteriden muhasebeye kadar süreci görmelidir. Sonra kendi yolunu açmalıdır. Küçük başlayabilir ama büyük düşünmelidir. Büyük başlamak için büyük sermaye gerekebilir fakat büyük düşünmek için sermaye gerekmez.
Gençlere tavsiyemiz; sonsuz hayaller kurun. Fakat hayalleriniz gökyüzünde başıboş dolaşmasın. Onları yere indirin, kâğıda dökün, hesabını yapın, takvimlendirin ve çalışmaya başlayın. “Bir gün yapacağım.” sözü, yıllar geçtikçe insanın kendisini avutmasına dönüşebilir. Hayalin gerçekleşmesi için bir “gün” değil, bir başlangıç tarihi gerekir. Başarı sadece sonuç değil, süreçtir. Girişimcilik de yalnızca şirket kurmak, para kazanmak veya patron olmak değil; sorumluluk almak, üretmek, risk yönetmek, insanlara iş imkânı oluşturmak, değer meydana getirmek ve gerektiğinde yeniden başlayabilmektir.
Başarılı insanların dışarıdan görünen hayatlarına bakıp neticeye imrenmek kolaydır. Fakat görünmeyen tarafta uykusuz geceler, başarısız denemeler, borçlar, endişeler, sabır, fedakârlık ve yıllarca süren emek vardır. Gençler yalnızca başaranların kazancını değil, başarıya giderken ödedikleri bedeli de okumalıdır. Hayal olmadan hedef, hedef olmadan plan, plan olmadan hareket, hareket olmadan da netice olmaz. Bunların başlangıç noktası cesarettir.
Gençler ! Hayal kurun. Hesabınızı yapın. Küçük de olsa bir yerden başlayın. İşin içine girin. Elleriniz çamura değsin. Yanlış yapmaktan değil, yanlışta ısrar etmekten korkun. Mümkün olduğunca erken yola çıkın. Bazı yolların ayrıntıları yola çıkmadan görünmez. İnsan yürüdükçe yol açılır, çalıştıkça öğrenir, ürettikçe güçlenir. Gençlik bekleme değil, hazırlanma ve yola çıkma çağıdır. Tecrübelerden istifade edin. Yılmayın, korkmayın. Yalan söylemeyin, haram yemeyin, başkasının malına göz dikmeyin. Kaybetmek, zarar değil; sermayedir. Allah, çalışana verir ve yardım eder...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.