ATAKUM’DA MAAŞ ÖDEMEK YETMEZ
Bir belediyeyi yönetmek yalnızca yol yapmak, park düzenlemek, etkinlik düzenlemek veya yatırım yapmak değildir.
Belediyeciliğin en temel kuralı, önce kurumun mali dengesini kurmak, çalışanının ücretini zamanında ödemek ve kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamaktır.
Atakum’da aylardır yaşanan maaş krizi, işte bu açıdan yalnızca bir ücret ödeme problemi olarak görülmemelidir.
Ortaya çıkan tablo, belediyenin mali yapısının, personel politikasının, gelir-gider dengesinin ve yönetim anlayışının birlikte değerlendirilmesini zorunlu hale getirmiştir.
Aylardır ücretlerini alamadıklarını belirten belediye işçileri eylemler yaptı, bazı çalışanlar açlık grevine başladı ve sorun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Samsun ziyareti sırasında doğrudan işçilere kulak verilmesiyle Ankara’nın da gündemine taşındı.
Sonrasında AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse’nin girişimleri ve Samsun Milletvekili Mehmet Muş’un ilgili kurumlarla yaptığı görüşmelerin ardından İller Bankası teminat sürecinin sonuçlandığı ve yaklaşık 260 milyon liralık kredi imkânının işçi alacaklarının ödenmesinde kullanılmasının önünün açıldığı bildirildi.
Burada öncelikle şunu teslim etmek gerekir.
Maaşını alamayan işçinin siyasi tartışmaya değil, emeğinin karşılığına ihtiyacı vardır.
Bu nedenle hangi siyasi partiden olursa olsun, kim katkı sunuyorsa bunun çalışanların hakkına ulaşması açısından değerlendirilmesi gerekir.
Ancak belediyecilik açısından asıl mesele bundan sonra başlıyor.
Çünkü kredi almak geçmişten biriken borcu kapatabilir.
Fakat belediyenin her ay düzenli olarak maaş ödeyebilmesini tek başına garanti etmez.
Bir belediye, geçmiş borçlarını krediyle kapatıp birkaç ay sonra yeniden maaş ödeme sıkıntısına düşüyorsa sorun çözülmüş değil, yalnızca ertelenmiş demektir.
Bu nedenle Atakum’da artık sadece “işçinin maaşı nasıl ödenecek?” sorusuna değil, “belediye bundan sonra maaşı nasıl düzenli ödeyecek?” sorusuna cevap verilmelidir.
Belediyecilik tecrübesi olan herkes bilir ki mali yönetimde en önemli konu nakit akışıdır.
Belediyenin aylık kesinleşmiş geliri ne kadar, zorunlu gideri ne kadar, personel maliyeti ne kadar, şirketlere aktarılan kaynak ne kadar, geçmiş borçların aylık taksit yükü ne kadar?
Bunlar bilinmeden sağlıklı bir belediye yönetimi oluşturulamaz.
Atakum Belediyesi'nin resmi internet sitesinde 2025 faaliyet raporu, denetim komisyonu raporu ve mali durum raporları kamuoyunun erişimine sunuluyor.
Dolayısıyla bundan sonraki tartışmanın siyasi söylemlerden çok bu belgeler üzerinden yürütülmesi mümkündür.
Personel konusu da aynı şekilde ele alınmalıdır.
Personel sayısının yüksek veya düşük olduğunu yalnızca toplam rakama bakarak söylemek doğru değildir.
Bir belediyenin nüfusu kadar hizmet alanı, temizlik yükü, park ve bahçeleri, sosyal hizmetleri, zabıta hizmetleri, teknik birimleri ve belediye şirketlerinin yaptığı işler de değerlendirilmelidir.
Ancak maaşların aylarca ödenemediği bir belediyede personel yapısının ayrıntılı biçimde incelenmesi artık kaçınılmazdır.
Kim hangi birimde çalışıyor?
Hangi hizmetler belediye tarafından, hangileri şirketler aracılığıyla yürütülüyor?
Personel giderlerinin toplam bütçedeki payı nedir?
Belediye şirketlerinin gelir-gider dengesi nasıldır?
Emeklilik, emekliliğe ayrılma, yeni personel alımı ve norm kadro planlaması nasıl yapılmaktadır?
Bunların tamamı açıkça ortaya konulmalıdır.
Bir başka önemli konu da ücret politikasıdır.
Atakum Belediyesi ile Genel-İş arasında 2026 yılında imzalanan toplu iş sözleşmesiyle 696 sayılı KHK kapsamındaki şirket işçilerinde en düşük ücret 46 bin 700 TL olarak belirlenmiş, bazı saha çalışanlarının ücretlerinin ortalama 51 bin TL seviyesine çıktığı açıklanmıştır.
Sözleşmede ilerleyen dönemler için de ücret artışları öngörülmektedir.
Burada sendikal haklara veya işçinin aldığı ücrete itiraz etmek mesele değildir.
Asıl mesele şudur.
Bir belediye, imzaladığı toplu sözleşmenin mali yükünü baştan hesaplamak zorundadır.
Çünkü toplu sözleşme imzalandığında yalnızca o ayın maaşı değil, gelecek yılların personel maliyeti de hesaplanmış olur.
Belediyecilikte yapılan en büyük hatalardan biri, gelirleri kesinleşmeden giderleri kesinleştirmektir.
Önce gelir bulunmalı, sonra zorunlu giderler hesaplanmalı, ardından yatırım ve diğer harcamalar planlanmalıdır.
Personel maaşı, elektrik, akaryakıt, sosyal güvenlik ve benzeri zorunlu ödemeler aksıyorsa, belediyenin yeni harcama kararları çok daha dikkatli ele alınmalıdır.
Bu nedenle Atakum’da bundan sonraki dönem için bir mali toparlanma programı hazırlanması gerektiğini düşünüyorum.
Bu programın ilk ayağı, bütün borçların vadesi ve tutarıyla birlikte ortaya konulmasıdır.
İkinci ayağı, belediyenin aylık düzenli gelirlerinin gerçekçi biçimde hesaplanmasıdır.
Üçüncü ayağı, personel ve belediye şirketlerinin toplam maliyetinin ayrıntılı şekilde ortaya çıkarılmasıdır.
Dördüncü ayağı, zorunlu olmayan harcamaların gözden geçirilmesidir.
Beşinci ayağı ise kredi kullanıldıktan sonra oluşacak geri ödeme yükünün belediyenin gelecekteki gelirleriyle uyumlu hale getirilmesidir.
Ve en önemlisi, bütün bu tablo kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Çünkü belediye başkanı, belediye meclisi ve siyasi partiler farklı düşüncelere sahip olabilir.
Fakat belediyenin bütçesi kişilerin veya partilerin değil, halkın ortak bütçesidir.
Bu nedenle geçmiş yönetimlerden kalan borçlarla mevcut dönemde oluşan borçlar birbirine karıştırılmamalıdır.
Hangi borç hangi dönemde oluşmuştur?
Hangi harcama hangi karar doğrultusunda yapılmıştır?
Bugünkü mali tablonun ne kadarı geçmişten devralınmıştır?
Ne kadarı mevcut yönetim döneminde oluşmuştur?
Bunların tamamı belgeleriyle ortaya konulmalıdır.
AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse'nin belediye yönetimine yönelik siyasi eleştirileri olabilir.
Belediye yönetiminin de bu eleştirilere kendi belgeleri ve rakamlarıyla cevap verme hakkı vardır.
Burada yapılması gereken siyasi tartışmayı büyütmek değil, rakamları ortaya koymaktır.
Çünkü belediyecilikte en güçlü cevap siyasi açıklama değil, denetlenebilir mali tablodur.
Bugün gelinen noktada Ankara'dan sağlanan kredi imkânı önemli bir nefes alma fırsatı yaratabilir.
Fakat bu fırsat yeni bir başlangıç olarak değerlendirilmelidir.
Eğer kredi sadece birikmiş maaşları ödemek için kullanılır ve belediyenin gelir-gider yapısında hiçbir değişiklik yapılmazsa aynı sorun birkaç ay sonra yeniden ortaya çıkabilir.
Asıl başarı, işçinin birikmiş maaşını ödemek değil; bundan sonra işçinin maaşını her ay, gününde ve eksiksiz ödeyebilen bir mali yapı kurmaktır.
Atakum'un bundan sonraki yönetim anlayışının merkezinde mali disiplin olmalıdır.
Yeni harcama yapılırken “Bunu yapabilir miyiz?” sorusundan önce “Bunun bedelini önümüzdeki yıllarda nasıl ödeyeceğiz?” sorusu sorulmalıdır.
Personel planlaması siyasi yakınlıklar veya dönemsel ihtiyaçlarla değil, hizmet gereksinimi ve bütçe kapasitesiyle yapılmalıdır.
Belediye şirketleri ayrı ayrı analiz edilmeli, gelir üretmeyen veya mali yük oluşturan yapılar yeniden değerlendirilmelidir.
Taşınmazlar, iştirakler, kiralar, tahsil edilemeyen alacaklar ve diğer gelir kaynakları etkin biçimde incelenmelidir.
Belediyenin bütün birimleri aynı mali disiplin anlayışıyla çalışmalıdır.
Ve belediye meclisi de sadece kararların oylandığı bir yer olmaktan çıkarak mali denetimin gerçek anlamda yapıldığı bir platform haline gelmelidir.
Atakum'da yaşanan krizden çıkarılacak en önemli ders budur.
Belediyecilikte iyi niyet tek başına yetmez.
İyi niyetin yanında sağlam bütçe, doğru personel planlaması, gerçekçi gelir hesabı, kontrollü borçlanma, şeffaf ihale ve harcama politikası ve güçlü denetim gerekir.
İşçinin maaşı zamanında ödenecek.
Esnafın alacağı zamanında ödenecek.
Belediyenin borcu zamanında ödenecek.
Kamu hizmeti aksamayacak.
Bütün bunlar ancak gelir ile gider arasındaki denge korunursa mümkün olur.
Atakum bugün önemli bir eşikte bulunuyor.
Önünde iki yol var.
Birikmiş sorunları krediyle geçici olarak kapatıp eski düzeni sürdürmek veya bu krizi bir milat kabul ederek belediyenin mali ve idari yapısını yeniden düzenlemek.
İkinci yol daha zor olabilir ama belediyecilikte kalıcı çözüm ancak buradan geçer.
Bugün işçilerin alacaklarının ödenmesi için açılan kredi kapısı, Atakum Belediyesi için sadece bir finansman kapısı olarak görülmemelidir.
Bu kapı aynı zamanda mali yeniden yapılanmanın başlangıç kapısı olmalıdır.
Atakum'un ihtiyacı artık siyasi polemik değil, ortak akıldır.
İktidar temsilcilerinin desteği, muhalefet belediyesinin sorununun çözümüne katkı sunuyorsa bunun değeri vardır.
Belediye yönetiminin de aynı şekilde kendi sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir.
Çünkü sonunda siyasi partiler değil, Atakum halkı ve Atakum Belediyesi kalacaktır.
İşçiler maaşlarını alacak, hizmetler devam edecek, belediye borçlarını ödeyecek ve kent yönetimi sürdürülebilir hale gelecek.
Bundan sonraki hedef tam olarak bu olmalıdır.
Atakum'da mesele artık sadece maaşların ödenmesi değildir.
Mesele, bir daha hiçbir belediye çalışanının emeğinin karşılığını almak için aylarca beklemek zorunda kalmayacağı bir belediye düzeninin kurulmasıdır.
İşte gerçek başarı da o zaman ortaya çıkacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.