Mehmet Ali Coşkuner

Mehmet Ali Coşkuner

DEDİKODUNUN ÜÇ KARDEŞİ

Adiler, Aptallar ve Ahmaklar.

İnsanlık tarihi boyunca savaşlar kadar yıkıcı, ama sessiz ilerleyen bir başka felaket daha olmuştur.

Dedikodu…

Silah kullanmaz ama can yakar.

Kan dökmez ama itibar öldürür.

Duvar yıkmaz ama dostlukları, aileleri, iş ortaklıklarını ve yılların emeğini yerle bir eder.

Çünkü dedikodu, gerçeğin değil; önyargının, kıskançlığın ve kötü niyetin ürünüdür.

Ne acıdır ki dedikodunun bir düzeni vardır.

Önce adiler üretir…

Sonra aptallar yayar…

En sonunda ise ahmaklar sorgulamadan inanır.

Bir bakarsınız, hiç bulunmadığınız bir ortamda yaşanmış bir olayın başkahramanı oluvermişsiniz.

Söylemediğiniz sözleri söylemiş, yapmadığınız işleri yapmış, düşünmediğiniz fikirleri savunmuş gibi anlatılırsınız.

Üstelik anlatılanlar olduğu gibi kalmaz.

Bir olur on olur…

On olur yüz olur…

Her anlatanın ağzında biraz daha büyür, biraz daha şekil değiştirir.

Ve sonunda gerçeğin yerini, insanların uydurduğu bir masal alır.

İşin en ilginç yanı ise şudur…

Dedikoduyu yapan kişi kendisini çoğu zaman mağdur, karşısındakini ise suçlu göstermeye çalışır.

Çünkü yalana inandırmanın en kolay yolu, kendini mazlum gibi göstermektir.

Toplum olarak artık şu soruları kendimize sormamız gerekiyor.

Bir insan neden başkasının hayatını konuşur?

Neden doğruluğunu araştırmadan duyduğunu yayar?

Neden hiç tanımadığı bir insan hakkında hüküm verir?

Cevabı aslında çok basittir.

Kendi hayatını güzelleştiremeyenler, başkalarının hayatını karartmaya çalışırlar.

Kendi başarısını üretemeyenler, başkasının başarısını gölgelemeye uğraşırlar.

Kendi eksiklerini kapatamayanlar ise başkalarının kusurlarını büyüterek rahatlamaya çalışırlar.

İşte bu yüzden dedikodu sadece bir söz değildir.

Bir karakter meselesidir.

Çevrenize dikkatle bakın.

Kim size sürekli başkalarını anlatıyor?

Kim sürekli birilerinin arkasından konuşuyor?

Kim "Sana söyleyeyim ama kimseye anlatma..." diyerek söze başlıyor?

Kim, doğruluğunu bilmediği olayları kesin hüküm gibi anlatıyor?

Bugün size başkasını anlatan, yarın başkasına da sizi anlatacaktır.

Dedikodu taşıyan insan, güven taşımaz.

Sır taşımaz.

Dostluk taşımaz.

Sadece fitne taşır.

Bu yüzden insanın çevresini tanımasının en güzel yollarından biri de budur.

Kim ne getiriyor?

Kim ne söylüyor?

Kim hangi haberi hangi niyetle taşıyor?

Bu soruların cevapları, çevrenizdeki insanların karakterini size açıkça gösterir.

Çünkü herkes konuşur ama herkes doğruyu konuşmaz.

Herkes anlatır ama herkes hakikati anlatmaz.

Olgun insanlar çözüm konuşur.

Bilgili insanlar gerçekleri araştırır.

Vicdanlı insanlar hüküm vermeden önce dinler.

Karakter sahibi insanlar ise insanların arkasından değil, yüzüne konuşur.

Toplum olarak birbirimizin kusurlarını değil, doğrularını çoğaltmayı öğrenmeliyiz.

Kulaktan dolma sözlerle insanlar hakkında hüküm vermemeli, her duyduğumuzu gerçek kabul etmemeliyiz.

Zira iftira da, dedikodu da sahibini kirletir.

Gerçek ise er ya da geç mutlaka ortaya çıkar.

Hayatın en önemli derslerinden biri şudur.

Dedikoduyu kim üretiyor, kim yayıyor ve kim inanıyorsa; aslında onların karakteri konuşuyordur, sizin değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Ali Coşkuner Arşivi
SON YAZILAR