Mehmet Ali Coşkuner

Mehmet Ali Coşkuner

SOFRAMIZDAKİ GÜVEN, GELECEĞİMİZİN TEMİNATIDIR

Her sabah kahvaltı soframıza koyduğumuz ekmek, çocuklarımızın içtiği süt, pazardan aldığımız sebze ve meyve, kasaptan aldığımız et...

Bunların her biri sadece bir gıda ürünü değildir; aynı zamanda sağlığımızın, geleceğimizin ve yaşam kalitemizin bir parçasıdır.

İşte bu yüzden gıda güvenliği, yalnızca üreticinin veya devletin değil, 86 milyon vatandaşın ortak meselesidir.

Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı'nın açıkladığı son veriler, devletin bu konuda ne kadar yoğun bir çalışma yürüttüğünü ortaya koyuyor.

Sadece Temmuz ayında Türkiye genelinde 107 bin 113 gıda denetimi gerçekleştirildi.

Mevzuata aykırı hareket ettiği belirlenen işletmelere 250 milyon lira idari para cezası uygulandı.

Bu rakamlar, denetim mekanizmasının ne kadar aktif çalıştığını gösterirken, diğer taraftan hâlâ insan sağlığını hiçe sayan işletmelerin bulunduğunu da gözler önüne seriyor.

Bir an için düşünelim.

Bir annenin marketten aldığı yoğurdu, bir babanın çocuğuna yedirdiği peyniri, yaşlı bir vatandaşın güvenerek satın aldığı eti.

Hiç kimse satın aldığı gıdanın hastalık taşımasını, bozuk olmasını veya hileli çıkmasını istemez.

Çünkü gıda, doğrudan insan hayatıyla ilgilidir.

Yapılan küçük bir ihmal bile onlarca, hatta yüzlerce insanın sağlığını etkileyebilir.

Bugün modern dünyada ülkelerin gelişmişliği sadece yollarıyla, köprüleriyle ya da sanayisiyle ölçülmüyor.

Vatandaşının sofrasına güvenilir gıda ulaştırabilen ülkeler gerçek anlamda güçlü devletler olarak kabul ediliyor.

Türkiye son yıllarda bu konuda önemli adımlar attı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın il ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan gıda kontrol ekipleri yıl boyunca marketleri, kasapları, restoranları, fırınları, toplu tüketim alanlarını, üretim tesislerini ve depoları denetliyor.

Laboratuvar analizleri yapılıyor, numuneler alınıyor, riskli görülen ürünler incelemeye gönderiliyor.

Denetimlerin amacı sadece ceza kesmek değildir.

Asıl amaç, halk sağlığını korumaktır.

Ceza, kurallara uymayanlar için caydırıcı bir araçtır.

Esas hedef ise üretimin daha güvenli hâle gelmesini sağlamaktır.

Ne yazık ki zaman zaman kamuoyuna yansıyan görüntüler hepimizi derinden üzüyor.

Hijyen kurallarına uymayan işletmeler.

Tarihi geçmiş ürünleri yeniden etiketleyenler.

Taklit ve tağşiş yapanlar.

Merdiven altı üretim yapan kayıt dışı işletmeler.

Bunların tamamı sadece ticari etik dışı davranışlar değildir; toplum sağlığını tehdit eden ciddi ihlallerdir.

Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlar bu tür ürünlerden en fazla zarar gören kesimlerdir.

Gıda kaynaklı zehirlenmeler bazen birkaç saatlik rahatsızlıkla atlatılırken, bazen de kalıcı sağlık sorunlarına hatta ölümlere neden olabilmektedir.

İşte bu nedenle gıda güvenliğinde taviz verilemez.

Ancak burada dürüst üreticileri de unutmamak gerekir.

Türkiye'de yüz binlerce çiftçi, üretici, esnaf ve işletmeci alın teriyle, emeğiyle, helal kazancıyla üretim yapıyor.

Hijyen kurallarına uyuyor, kaliteli ürün sunuyor, vergisini ödüyor ve tüketicinin güvenini kazanmak için büyük fedakârlık gösteriyor.

Denetimler, işini doğru yapan bu insanların da en büyük güvencesidir.

Çünkü denetim olmazsa haksız rekabet ortaya çıkar.

Kalitesiz ürün satan kişi, kaliteli üretim yapanın emeğini çalar.

Ucuz maliyet uğruna sağlığı hiçe sayanlar, dürüst esnafın müşteri kaybetmesine neden olur.

Bu nedenle sıkı denetim, aslında dürüst üreticinin de hakkını koruyan en önemli mekanizmadır.

Bu konuda bizlerde öncelikle bilinçli tüketici olmalıyız.

Alışveriş yaparken son kullanma tarihini mutlaka kontrol etmeliyiz.

Ambalajı bozulmuş ürünleri satın almamalıyız.

Etiketsiz, kaynağı belli olmayan gıdalardan uzak durmalıyız.

Şüpheli durumlarda sessiz kalmamalı, ilgili kurumlara bildirimde bulunmalıyız.

Gıda güvenliği yalnızca devletin denetimleriyle sağlanamaz.

Üretici dürüst olacak.

Satıcı kurallara uyacak.

Tüketici bilinçli davranacak.

Devlet ise denetimlerini kararlılıkla sürdürecek.

İşte gerçek güvenlik zinciri budur.

Son yıllarda teknolojinin de desteğiyle denetim süreçleri daha şeffaf hâle geliyor.

Risk analizleri, laboratuvar incelemeleri, dijital takip sistemleri ve vatandaş ihbarları sayesinde uygunsuzluklar daha hızlı tespit ediliyor.

Bu mücadelenin başarıya ulaşması için cezaların caydırıcılığı kadar toplumun bilinç düzeyi de büyük önem taşıyor.

Sağlıklı nesiller, güvenilir gıdayla yetişir.

Güvenilir gıda ise tesadüf değildir.

O; dürüst üretimin, etkin denetimin ve bilinçli tüketicinin ortak eseridir.

Soframıza gelen her lokmada sadece emek değil, güven de olmalıdır.

Çünkü güçlü bir Türkiye'nin yolu; güvenilir üretimden, sağlıklı bireylerden ve bilinçli bir toplumdan geçmektedir.

Sağlığımızı korumak, geleceğimizi korumaktır.

Ve bu mücadelede hepimize görev düşmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Ali Coşkuner Arşivi
SON YAZILAR