KARADENİZ İNSANI...
İnsan yaşadığı coğrafyanın izini taşır. Dağlar insanın duruşuna, deniz bakışına, rüzgâr konuşmasına, yağmur yüreğine işler. Karadeniz insanı binlerce yıldır hırçın denizin, sarp dağların, sisli yaylaların ve bitmek bilmeyen mücadelenin yoğurduğu güçlü bir karaktere sahiptir. Bu coğrafya insanına rahatlık değil, direnç öğretmiştir. Kolaycılığı değil emeği, korkuyu değil cesareti, teslim olmayı değil mücadeleyi miras bırakmıştır.
Karadeniz insanı sert görünür; fakat sertliği kabalıktan değil, hayatın zorluklarıyla yoğrulmuş olmasındandır. Sözü nettir, tavrı açıktır. Eğip bükmeyi, dolandırmayı, iki yüzlü davranmayı sevmez. Dostuna dost, düşmanına düşmandır. Gönlüne aldığı insanı kolay kolay bırakmaz, fakat ihaneti de kolay affetmez. Mertliğiyle tanınır, vefasıyla hatırlanır.
Bu karakter yalnızca Karadeniz erkeğinde değil, Karadeniz kadınının şahsiyetinde de görülür. Çünkü bir milletin karakteri, kadın ve erkeğiyle birlikte şekillenir. Karadeniz'in kadını da erkeği gibi vakur, iradeli ve mücadelecidir. Çalışmaktan kaçmaz, sorumluluktan yorulmaz. Gerektiğinde tarlada, gerektiğinde evde, gerektiğinde hayatın en ağır yükünü omuzlarında taşır. Serttir ama merhametini kaybetmez. Dik başlıdır ama vefasını eksiltmez.
Karadeniz erkeği sözünün eri olmasıyla, koruyuculuğuyla ve ailesine sahip çıkmasıyla tanınır. Onun cesareti yalnız meydanlarda değil, ailesinin rızkını kazanırken, evlatlarının geleceğini kurarken, zorluklar karşısında dimdik ayakta dururken de görülür. Güçlü olmayı baskı kurmak olarak değil, sorumluluk almak olarak anlar.
Karadeniz'de kadın ile erkek birbirinin rakibi değildir. Aynı fırtınaya birlikte göğüs geren iki yol arkadaşıdır. Erkek gerektiğinde ailesi için dağları aşar, kadın gerektiğinde o yuvayı omuzlarında taşır. Erkek dışarıdaki mücadelenin, kadın ise içerideki direnişin kahramanıdır. İkisini ayakta tutan ise; sevgi, güven, sadakat ve ortak hedeflerdir.
Bu anlayışın temelinde aile vardır. Aile; iki güçlü karakterin güç savaşı yaptığı bir alan değil, aynı istikamete yürüdüğü kutlu bir yolculuktur. Gücün yanında sadakati, cesaretin yanında merhameti, liderliğin yanında fedakârlığı koruyabilen aileler; Karadeniz'in rüzgârı kadar sert, toprağı kadar sağlam olur.
Elbette her Karadenizli aynı değildir. Her insan kendi şahsiyetiyle değerlendirilir. Ancak asırların oluşturduğu kültürel miras, Karadeniz insanına ortak bazı özellikler kazandırmıştır: Çalışkanlık, cesaret, vefa, misafirperverlik, haksızlığa tahammülsüzlük ve güçlü bir aidiyet duygusu bu mirasların başında gelir.
Bu değerler korunduğu sürece Karadeniz sadece coğrafî bir bölge değil, aynı zamanda sağlam karakterlerin yetiştiği bir mektep olmaya devam edecektir.
Karadeniz'in hikâyesi yalnızca hırçın dalgaların, yüksek dağların ve yeşil yaylaların hikâyesi değildir. Aynı zamanda alın teriyle yaşayan insanların, vefalı dostlukların, güçlü kadınların, mert erkeklerin ve nesilden nesile aktarılan sağlam bir karakter mirasının hikâyesidir.
Karadeniz insanını büyük yapan; yalnız yaşadığı coğrafya değil, o coğrafyanın mayaladığı ahlâkı, cesareti ve sadakatidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.