SÜNEPELİK...

Sünepelik; sessiz, sakin veya mütevazı olmak değildir. Sünepelik, insanın şahsiyetini ortaya koyması gereken yerde silikleşmesi, hakkını savunması gereken yerde geri çekilmesi, “hayır” demesi gereken yerde boyun eğmesi ve iradesini başkalarının eline bırakmasıdır. Her yumuşak huylu insan sünepe değildir; aksine bazen vakar, insanın sesini yükseltmeden güçlü durabilmesidir. Sünepelik ise vakardan değil, irade zafiyetinden doğar.

Sünepe adam genellikle kavga çıkarmaz; fakat bunun sebebi her zaman ahlâkının güzelliği değildir. Bazen çatışmaktan korkar, bazen kaybetmekten çekinir, bazen insanlar kendisine kızmasın diye doğru bildiğini söyleyemez. Herkesi memnun etmeye çalışırken kendi şahsiyetini tüketir. Sonunda çevresinde çok insan bulunabilir ama kendisine ait belirgin bir duruş kalmaz. Oysa insanın şahsiyeti biraz da “hayır” diyebildiği yerde belli olur. Her şeye “evet” demek nezaket değildir. Her söyleneni kabul etmek uyumluluk değildir. Haksızlık karşısında susmak sabır değildir. Korkuyu tevekkül, acizliği tevazu, şahsiyetsizliği hoşgörü diye

isimlendirmek kavramları birbirine karıştırmaktır.İslâm'ın istediği insan tipi de silik bir insan değildir. Kur'an mümini şahsiyet sahibi, adalet karşısında sağlam ve gerektiğinde hakkı söyleyebilen bir insan olarak tarif eder; “Ey iman edenler! Kendinizin, anne babanızın ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa adaleti titizlikle ayakta tutun.” (Nisâ,135) Böyle bir emir, iradesiz insanlarla yerine getirilemez. Çünkü adalet bazen bedel ödemeyi, doğruyu söylemek bazen yalnız kalmayı gerektirir.

Sünepe adamın en önemli problemlerinden biri, huzur ile teslimiyeti birbirine karıştırmasıdır. Evinde huzur bozulmasın diye yanlışlara ses çıkarmaz. İşyerinde konumu sarsılmasın diye haksızlığa itiraz etmez. Dostları kendisinden uzaklaşmasın diye onların yanlışlarını alkışlar. Toplum kendisini dışlamasın diye doğru bildiği düşünceleri saklar. Böylece huzuru koruduğunu zannederken yavaş yavaş kişiliğinden taviz verir. Halbuki sürekli taviz vererek huzur kurulmaz, sadece sorun ertelenir.

İnsan ilişkilerinde sınır koyamayan kişi zamanla istismara açık hâle gelir. Çünkü insanlar çoğu zaman karşılarında gördükleri sınıra kadar ilerlerler. Siz her talebe “evet” diyorsanız talepler çoğalır. Her saygısızlığı sineye çekiyorsanız saygısızlığın dozu artar. Her haksızlığı affedip hiçbir sınır çizmiyorsanız, bazı insanlar bunu merhametiniz değil zayıflığınız olarak okumaya başlar. İşte burada iyi insan olmakla sünepe olmak birbirinden ayrılır.

İyi insan merhametlidir ama iradesiz değildir. Affedicidir ama hafızasız değildir. Mütevazıdır ama şahsiyetsiz değildir. Yumuşaktır ama ezilmeyi kabul etmez. İnsanlara değer verir ama kendi değerini de bilir. Peygamber Efendimizin hayatına baktığımızda bunun en güzel ölçüsünü görürüz. Şahsına yapılan pek çok kötülüğü affetmiş, fakat Allah'ın hudutları ve toplumun hakkı söz konusu olduğunda tavrını ortaya koymuştur. Merhamet başka zaaf başka, nezaket başka kişiliksizlik başkadır.

Sünepelik bazen insanın beden diline de yansır. Ne düşündüğünü söylemekten çekinen, sürekli onay bekleyen, kararlarını başkalarının kanaatine göre değiştiren, karşısındaki güçlü olduğunda başka, zayıf olduğunda başka davranan bir karakter ortaya çıkar. Böyle bir insan zaman içerisinde kendi kararlarına bile güvenemez hâle gelir. İrade; kas gibidir, kullanılmadığında zayıflar.

İnsan ilişkilerinde en fazla ihtiyaç duyulan şey; şahsiyetli nezakettir. Kaba olmadan güçlü, kırmadan kararlı, bağırmadan etkili, hakaret etmeden muhalif olabilmektir. Asıl güç budur. Bazıları güçlü olmayı bağırıp çağırmak, masaya yumruk vurmak veya insanları korkutmak zanneder. Bu da başka bir şahsiyet problemidir. Sünepeliğin karşıtı kabalık değil, şahsiyettir.

Şahsiyetli adam nerede konuşacağını bildiği kadar nerede susacağını da bilir. Fakat sustuğunda korktuğu için değil, konuşmanın gereksiz olduğunu düşündüğü için susar. Geri çekildiğinde aciz olduğu için değil, mücadeleye değmeyeceğini düşündüğü için çekilir. Affettiğinde mecbur kaldığı için değil, affetmeyi tercih ettiği için affeder. Aradaki fark iradedir.

Sünepe adamın tercihi yoktur; şartlar onu sürükler. Şahsiyetli adam ise şartları değerlendirir ve tercihini kendisi yapar.Kur'an'ın, “Onlar kınayanın kınamasından korkmazlar.” (Mâide,54) ifadesi mümin şahsiyetinin önemli bir ölçüsünü ortaya koyar. İnsan doğru bildiğini sadece alkışlandığında savunuyorsa orada ilke değil, onaylanma ihtiyacı vardır.

Elbette insan her meselede kavga etmek zorunda değildir. Her yanlış gördüğünde meydan okumak da hikmet değildir. Bazen susmak konuşmaktan daha güçlüdür. Susmak; tercihse vakar, mecburiyetse zafiyettir. Sünepelik, insanın sesinin kısık olması değil, iradesinin kısık olmasıdır. Adamlık ise yüksek sesle konuşmakta, sert görünmekte veya herkese meydan okumakta değildir. Adamlık; gerektiğinde “evet”, gerektiğinde “hayır” diyebilmek; hakkı teslim etmek, haksızlığa sınır koymak ve bedeli olsa bile kendi şahsiyetini koruyabilmektir.

İyi insan olun ama kullanılacak kadar saf, mütevazı olun ama ezilecek kadar silik, merhametli olun ama istismar edilecek kadar iradesiz olmayın. Tevazu başı eğmek değil, başın nerede ve kimin karşısında eğileceğini bilmektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR