Semanur Öztürk

Semanur Öztürk

Gülüşün ardında saklananlar

İnsan bazen aynaya baktığında yalnızca yüzünü görmez. Geçmişini, alışkanlıklarını, ihmallerini ve kendine ne kadar özen gösterdiğini de görür. Gülüş ise bütün bunların arasında sessizce duran küçük bir ayrıntıdır. Fakat çoğu zaman o küçük ayrıntının, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin ne kadar büyük bir parçası olduğunu fark etmeyiz. Dişler de hayat gibidir aslında. Onlara iyi baktığınızda, karşılığını hemen istemezler. Sessizce işlerini yaparlar. Bir elmanın ilk ısırığında, sıcak bir çayın yanında yapılan sohbette, içten gelen bir kahkahada bize eşlik ederler. Fakat ihmal edildiğinde de hemen hesap sormazlar. Bir süre susarlar. Küçük bir sızıyla kendilerini hatırlatırlar. Biz ise çoğu zaman o sızıyı da ertelemeyi seçeriz. “Sonra ilgilenirim.” Ne kadar tanıdık bir cümle...

Oysa sağlık, ertelenmeye en müsait görünen ama ertelendiğinde bedelini en ağır hissettiren şeylerden biridir. Diş sağlığı da bunun en sessiz örneklerinden biri. Her sabah birkaç dakikamızı ayırmak zor gelir. Diş hekimine gitmek gözümüzde büyür. Küçük bir hassasiyeti önemsemeyiz. Bir gün geçer, bir hafta geçer, aylar geçer. Sonra bir sabah aynaya bakarken daha önce fark etmediğimiz bir değişiklik görürüz. İşin ilginç tarafı, dişler çoğu zaman bize kızmaz. Sadece olanı gösterir. Belki de hayatımızdaki bazı şeyler de böyledir. İnsanların bize söyledikleri kadar, söylemedikleri de önemlidir. Bazı sorunlar bağırarak gelmez. Önce küçük bir rahatsızlık bırakır. Sonra alışkanlığa dönüşür. En sonunda da “Keşke daha önce fark etseydim.” dedirtir.

Dişler bize biraz da bunu öğretir.

Bir şeyin değerini, onu kaybetmeye başladığımızda anlamamak gerekir.

Gülüş dediğimiz şey yalnızca estetik bir görüntü değildir. Bazen bir çocuğun kahkahasıdır. Bazen yıllardır görüşmediğimiz bir dostla karşılaşmanın sevincidir. Bazen hiç tanımadığımız birine verdiğimiz güven duygusudur. Bazen de insanın kendisine aynada söylemeden verdiği küçük bir “Ben hâlâ buradayım.” mesajıdır.

Bu yüzden dişlerimize bakmak, yalnızca güzel görünmek için yapılan bir bakım değildir. Kendimize verdiğimiz değerin küçük ama anlamlı bir göstergesidir.

Üstelik bunun için büyük şeylere gerek yoktur.

Düzenli fırçalamak, diş ipini ihmal etmemek, aşırı şeker tüketimine dikkat etmek ve gerektiğinde diş hekimine görünmek... Hepsi birkaç dakikalık alışkanlıklardan ibaret. Fakat küçük alışkanlıkların yıllar içinde ne kadar büyük sonuçlar doğurduğunu hepimiz biliriz.

Tıpkı hayatın diğer taraflarında olduğu gibi...

Biriken küçük ihmaller, bir gün büyük problemlere dönüşebilir.

Bazen bir dişi kurtarmak için geç kalmış olabiliriz. Ama çoğu zaman geç kalmadan önce bize gönderilmiş küçük işaretler vardır. Hassasiyet, kanama, ağrı, ağız kokusu, sıcak-soğuk karşısında rahatsızlık... Bunların hiçbiri “nasıl olsa geçer” diye görmezden gelinecek ayrıntılar değildir.

Çünkü sağlık, insanın kendisine yaptığı en uzun vadeli yatırımdır.

Ve belki de en güzel tarafı şudur: Kendimize ayırdığımız birkaç dakika, gelecekte bize yıllarca rahat bir gülümseme olarak geri dönebilir.

Hayatta bazı şeyleri kaybettikten sonra geri kazanmak mümkün olmayabilir. Bazı ilişkiler, bazı fırsatlar, bazı zamanlar...

Ama sağlık konusunda çoğu zaman elimizde hâlâ bir seçim vardır: Bugün başlamak.

Belki de mesele sadece dişler değildir.

Mesele, kendimizi ne kadar ertelediğimizdir.

Başkalarının ihtiyaçlarına koşarken kendi sağlığımızı arka plana atmak kolaydır. “Şimdi sırası değil.” deriz. İşlerimizi bitirince bakarız. Yoğunluk geçince gideriz. Ağrı artarsa ilgileniriz.

Sonra fark ederiz ki hayatın hiçbir zaman tamamen boş bir zamanı olmayacaktır.

O yüzden bazı şeyleri “müsait olduğumuzda” değil, önemli oldukları için yapmalıyız.

Dişlerimiz de buna dahil.

Çünkü insanın yüzünde taşıdığı en güzel şeylerden biri gülüşüdür. Gülüşün güzel olması için kusursuz dişlere sahip olmak gerekmez. Sağlıklı olmak, kendinden utanmadan gülümseyebilmek ve aynaya baktığında kendine iyi davrandığını hissedebilmek yeterlidir.

Belki de bütün mesele budur.

Kendimize iyi davranmak...

Bazen bir diş fırçasıyla başlar bu.

Bazen bir doktor randevusuyla.

Bazen de aynanın karşısında, uzun zamandır ertelediğimiz o küçük kararı vermekle:

“Artık kendimi ihmal etmeyeceğim.”

Çünkü bazı şeyler sessizce değerini kaybeder.

Ve bazı şeylerin kıymetini anlamak için kaybetmeyi beklememek gerekir.

Gülüşünüz yüzünüzdeyken, ona sahip çıkmak en güzel zamandır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Semanur Öztürk Arşivi
SON YAZILAR