BU İŞLER ZOR İŞLER

Bugün iki konuya değinmeye çalışacağım. Aslına bakıldığında iki konu da devletin bölünmez bütünlüğü ile ilgili olduğundan tek konu sayılabilir ama iki farklı örgütü ele alacağımızdan iki konu olarak da değerlendirilebilir. Normal şartlarda ben bu tür konulara çok fazla girmem. Neden girmezsin derseniz, bu konular ulusal konular. Biz yerel basın olduğumuzdan ulusal konulara çok fazla girmek istemem. Ancak gerek yerelin gerekse ulusalın yoğun gündemi barış süreci olunca bu konuya girmek istedim. Bu konuya girince, 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümü nedeniyle o konuya da değinmeden geçmek doğru olmazdı. Bundan birkaç yıl önce, çözüm süreci olacaksa her yönüyle olmalı, FETÖ mensuplarını da kapsamalı diye yazı yazmıştım. Ancak TRT'de yayınlanan "Asırlık Gece" belgesel filmini izleyince bu fikrimden vazgeçtim. Neden vazgeçtin derseniz, PKK kurulduğu yıllar olan yetmişli yılların sonundan bugüne dek resmen ve aleni bir biçimde ülkeyi bölmek için veya ülkenin bir bölümünde ırka dayalı bölgesel bir devlet kurmak için kurulmuş, her yönüyle düşman olduğunu alenen ortaya koymuş, elimden gelirse bu işi yapacağım diye dünyaya ilan etmiş bir örgüt, sonunda da pes edip gelin oturup konuşalım, artık siyasal alanda legal olarak devleti tanıyarak bu işi çözelim demiş bir örgüt. FETÖ ise ilk kurulduğu yıllarda "Euzü billahi mineşşeytani vessiyaset" sloganıyla kurulmuş, siyasetten ve şeytandan Allah'a sığınırız diyerek yola çıkıp kırk yılı aşkın süre içimize sirayet edip askeriyesinden emniyetine, adliyesinden bakanlıklara sirayet edip sinsi bir biçimde acayip bir şekilde örgütlenip, siyonist güçlerle işbirliği yaparak neredeyse her eve giren bir teşkilat, sonunda darbe yapacak kadar gözü dönmüş, kendi silah arkadaşından sade masum vatandaşına kadar kurşun sıkmaktan çekinmeyen hain bir örgüt olup çıkmıştır.

Tarihi dizileri seyretmem, nedenine gelince kitaplardan okuduğum tarihle dizilerdeki tarih çok farklı olunca kafam karışıyor ve tarihi gerçekleri olduğundan farklı hafızama kaydetmek zorunda kalıyorum. TRT'de yayınlanan "Asırlık Gece" belgeseli gerçek hayattan alıntılar, resimler ve bizzat olayları yaşayanların konuşturulması suretiyle yapılmış belgesel film olduğundan merakla ve heyecanla izledim. Sizlere de mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Bir örgütün nasıl vatana ihanet ettiğini, nasıl kendi silah arkadaşının canına kastettiğini, kendi halkının üzerine çekinmeden nasıl silah doğrultup bombalar yağdırdığını görünce insan bunların tamamının idam edilmesi gerekir demeden edemiyor. Öyle enteresan bir örgüt kurmuşlar ki son noktaya kadar aynı bölükte silah arkadaşı olan insanlar aynı cemaatten olduklarını darbe gecesi öğreniyorlar. Piramit dedikleri bir örgüt yapısı kurmuşlar, kimse kimseyi tanımıyor, herkes bir cemaat abisinin dışında kimseyle muhatap olamıyor. Cumhurbaşkanının dediği gibi adeta Hasan Sabbah'ın Haşhaşi cemaatini andıran bir yapı. 15 Temmuz hain darbe girişimine kontrollü darbe diyenler kripto FETÖ'cülerdir, başkasına asla inanmam.

PKK terör örgütü ise kurulduğu günden bu güne dek binlerce vatandaşımızı ve askerimizi şehit eden, vatanın bölünmez bütünlüğüne kastetmiş, yıllarca anaları babaları ağlatmış, ülke ekonomisine milyarlarca dolar zarar vermiş bir örgüt. İkisi arasındaki fark nedir derseniz; biri aleni düşman, diğeri içimizdeki münafık düşman. İnancımızda münafık kafirden tehlikelidir, zira kafirin yapacağı bellidir, aleni düşmandır. Münafık ise sinsidir, içeride olup biteni düşmana haber verir, onunla işbirliği yapıp içeriden yıkar. Devletin bugün yaptığı barış planı veya çözüm süreci adına ne derseniz deyin olması gereken bir çalışmadır. Bunu şiddetle reddeden bir kesim var, onların da kendilerine göre haklı tarafları olabilir. Ateş düştüğü yeri yakıyor, onca şehit ailesi var, saygı duyarım. Ancak Allah Resulü en sevdiği amcası Hazreti Hamza'yı şehit eden Vahşi'yi dahi affetmiş ise ödenmesi gereken bedeli sadece ülke olarak biz ödemedik, karşı taraftaki aileler de çocuklarını isteyerek veya istemeyerek kaybetmişlerdir. Bu tür konularda mutedil olmak durumundayız. Devletimiz vatanın bir karışını dahi vermez, vatandaşını sonuna kadar korur, ihanet edenlerin de cezasını verir. 15 Temmuz'dan bu güne geçen on yıllık süreçte "FETÖ'nün Allah belasını versin" diyen FETÖ'cü görmedim. Darbeyi yapana beddua ediyorlar ama biz yapmadık demeye getirmek adına söylüyorlar, bu konuda da samimi değiller. Bu işler gerçekten zor işler. Allah ülkemizi, milletimizi, devletimizi korusun diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR