BÖYLE SİYASET OLMAZ OLSUN
Bugün iki konuya değinmek istiyorum. Konularımızdan ilki, SAMÜ Rektörü Mahmut Aydın Hoca ile ilgili olacak. Yaptığımız haberler ve yayınlardan sonra arayan bazı dostların suallerine buradan cevap vermemiz gerekiyor. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki her zaman ve her yerde üzerine basarak belirttiğim benim habercilik anlayışımda üç ana esas vardır. Bunlardan ilki Allah'ın rızası, ikincisi kamu yararı, üçüncüsü ise Adnan Bahadır'a yanlış yapanlarla hesaplaşmaktır. Allah'ın huzuruna gittiğimde vereceğim hesabın temeli bu üç esastır. Belki bana yanlış yapanlarla hesaplaşmam şahsidir ama kimse kusura bakmasın, adetullah denen bir şey vardır. Allah güzel işler yapanlara mükafat verirken, ona yanlış yapanları da cezalandıracağını ayet-i celilelerde beyan etmektedir. Biz de bize yanlış yapanlarla bu sütunlarda hesaplaşacağımızı her fırsatta söylemekten geri kalmadık. Mahmut Hoca'yla ilgili haberleri neden yaptığımızı soran dostlara dedim ki Mahmut Hoca'nın şahsıyla bir derdim yok. Kamu malını israf etmesini ve uygulamalarındaki yanlışları yazıyorum. Mahmut Hoca'nın bu konuda çok farklı mekanlarda, hiç alakası olmayan şeyleri söylediği kulağıma gelmiş. Şayet doğru ise ona hodri meydan, hangi kulvarda isterse gelsin tartışalım diyorum. Hayatımda en sevmediğim ve beceremediğim iş yalan konuşmaktır. Müslümana da asla yakışmaz. Bir hata yaparsam adam gibi çıkar, özür dilerim. Geçmişte de yaptım. Ama Mahmut Hoca, dediği gibi hiç alakası olmayan konuları insanlara anlatıp kendisini aklamaya çalışıyorsa gelsin, bir program yapalım. İstediğini konuşsun ama biz de gelen bilgileri orada açıkladığımızda ne konuşacağını merak etmiyor değilim.
Geçtiğimiz hafta şehir dışında olmam nedeniyle arkadaşlar SAMÜ ile ilgili gelen bilgiler doğrultusunda yayın yapacaklardı. Yapmayalım dedim ama şimdi kaldığımız yerden devam etmemiz gerektiği kanaatindeyim. Bir meslektaşımız, SAMÜ'nün OMÜ'yü geride bıraktığını yazmış. Çok doğru diyor. Ben kırk yıldan beri OMÜ rektörlerinin ne yaptığını az çok bilirim. Ali Sümer'den başlamak üzere Mehmet Sağlam, Naci Gürses, Ferit Bernay, Hüseyin Akan, Sait Bilgiç, Yavuz Ünal ve Fatma Aydın dönemlerinde OMÜ rektörlük binası ilk olarak Tıp Fakültesinde yapılmıştı. Ardından şimdiki Rektörlük binası yapıldı ve koskoca 52 bin öğrenciye sahip OMÜ'nün tek bir tane rektörlük binası ve makamı varken; OMÜ Rektörlük Ofisi, Mühendislik Fakültesi Rektörlük Ofisi, Canik Kampüsü Rektörlük Ofisi, Uçuş Okulu Rektörlük Ofisi, Merkez Rektörlük Ofisi ve yeni yapılan rektörlük binası olmak üzere altı tane rektörlük ofisinin bulunması, OMÜ'den kat be kat ileride olduğu muhakkak. Makam araçlarını saymıyorum ama OMÜ'nün 52 bin öğrencisi varken, SAMÜ'nün sadece ve sadece 8 bin öğrencisinin olması ne anlama geliyor sizlerin takdirine sunuyorum. Mahmut Hoca'nın görevinin bitmesine bir iki ay kala Ankara'da vekilleri ziyaret etmesi, hediyeler sunması, tanıtım videoları hazırlatması ne anlama geliyor, onu da sizlerin takdirine sunarak şimdilik kaydıyla ikinci konumuza geçiyorum.
Siyasetin etik kuralları vardır. Farklı partilere mensup arkadaşlarınızın ve dostlarınızın düğünlerine, cenazelerine ve bu tür etkinliklerine gidebilirsiniz ama yıllarca sizinle aynı partide siyaset yapıp, daha sonra mensubu bulunduğunuz partinin belediye başkanlığını kaybettirmek için başka bir partiden meclis üyesi adayı olup hem kendisinin seçilememesine hem de size kaybettirmesine neden olan bir adamın düğününe gidemezsiniz. Giderseniz partinize ihanet etmiş olursunuz. Geçtiğimiz hafta, daha önce AK Parti'nin kuruluşunda il yönetiminde olup sürekli tartışmaların odağında olan, gerek Fuat Köktaş'ın İl Başkanlığı döneminde gerekse daha sonraki dönemlerde yönetimlerden dışlanan, daha sonra da Atakum'dan İYİ Parti'den belediye meclis üyeliği adayı olup seçilemeyen bir arkadaşın çocuğunun düğünü vardı. Eski vekilinden yeni vekiline, eski il başkanından yeni il başkanına, belediye başkanlarına kadar AK Parti adeta tam kadro o düğündeydi ama bir gün önce Sağlık-Sen'in kongresi vardı, AK Parti'den Allah'ın kulu gitmemiş oraya. Adama sormazlar mı ki hayırdır arkadaşlar bu adam Atakum'da AK Parti'nin seçimi almaması için elinden geleni yaptı, yoksa oraya onu siz mi gönderdiniz diye? Memur Sen, Sağlık-Sen ve bağlı sendikalar, AK Parti hükümetine resmen bağlı kuruluşlar olmasa dahi arka planları belli olan sendikalardır. Sadece onlar mı öyle? Elbette değil. Kamu Sen'inden Sağlık Emekçileri Sendikası'na veya Eğitim Sen'den Eğitim Bir Sen'e kadar her sendikanın arka siyasi görüşü olduğu açık ve net ortadadır. Geçtiğimiz hafta Sağlık-Sen Samsun Şubesi'nin olağan kongresi vardı. Dört yıllığına aynı yönetim tek listeyle seçime girdi ve seçimi kazandı. Bu arkadaşlar AK Parti İl Başkanı'ndan milletvekillerine, belediye başkanlarından diğer siyasi kurumların pek çoğuna davetiye göndermiş veya bizzat getirmiş olmalarına rağmen AK Parti'den Allah'ın kulu katılım sağlamamıştır. Nedenine gelince de güya sağlıkla ilgili olumsuz haberleri Sağlık-Sen yaptırıyormuş. Ben bir yıldan beri sağlığa girmiyorum. Neden girmiyorum derseniz; arka planda farklı işler tespit ettim ondan girmiyorum. Ama bizim bazı arkadaşlar sürekli yapıyorlar. Bizim siyasetçiler de bunları Sağlık-Sen ve benden biliyorlarmış. Beni tanıyan dostlarım da düşmanlarım da bilir ki hayatımda hiç kimsenin arkasına sığınıp iş yapmam. Adam gibi çıkar, kendimi ortaya koyar, yapılacak ne varsa yaparım. Sağlıkla ilgili de şimdilik yapmıyorum. Zamanı gelince yapınca onlar da görecekler. Siyaset bunların yaptığı gibiyse batsın siyasetleri, böyle saçmalık olmaz. Sabrımı taşırıyorlar, iskele sancak gireceğim günler yakın haberleri olsun diyerek sözlerime son veriyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.