Seyfullah Çakır

Seyfullah Çakır

RAMAZAN, CAMİ VE HAYAT

Bizleri tekrar rahmet ve mağfiret ayı Ramazan ayına ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdü senalar, sevgililer sevgilisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun. “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş” olan Ramazan-ı Şerif ayı İslam alemini, cennet vatanımızı, şehrimizi ve hanelerimizi bolluk, bereket, huzur ve rahmeti ile doldursun inşaallah.

Resûlullah (sav): “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Îmân, 28) buyurarak bu ayın kadrinin kıymetinin büyüklüğünü bizlere müjdelemiştir. Ramazan, oruç ayıdır, Kur’an ayıdır, takva ayıdır, Allah’ı yüceltme ayıdır, şükür ayıdır, tövbelerin çokça kabul edildiği aydır. Ramazan, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini içinde saklayan bir aydır. Kur’an’da Yüce Allah, “Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an o ayda indirilmiştir.” (Bakara, 2/185) buyrularak Ramazan ayının vahiy ile olan rahmet bağı vurgulanır. Bu nedenle Ramazan, Kur’an ayıdır; tilavet, tefekkür ve hayatı Kur’an ahlakıyla yeniden inşa etme mevsimidir.

Kur’ân-ı Kerîm’de, “Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takvâya erersiniz.” (Bakara, 2/183) buyurularak oruç ibadetinin gayesini “takvâ” kavramıyla temellendirilir. Oruç ibadetin de ve diğer ibadetlerde bizden beklenenin aslında irade terbiyesi, nefis tezkiyesi ve üstün bir ahlak kazanma olduğu açıkça vurgulanır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) : “Kim yalan söz söylemeyi ve onunla amel etmeyi bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini ve içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.” Hadisi ile oruç ibadetinde kişiden istenenin sadece aç ve susuz kalması değil; kalbi, dili ve davranışları disipline ederek hayatın bütününü Allah’ın rızasına uygun hâle getirmesidir.

Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığımız Ramazan ayı temasını; “RAMAZAN, CAMİ VE HAYAT” olarak belirleyerek Camileri hayatımızın merkezine planlamamız gerektiğine işaret etmiştir. Allah katında kıymetli anlar ve kıymetli mekânlar vardır. Ramazan ayı Kur’an’ın indiği en kutsal zamanlardan biri iken; camilerimiz de Allah’ın evinin bir şubesi olması hasebiyle en kutsal mekânlardan biridir. Cami, sadece namaz kılınan bir mekândan ibaret değil; kalplerin arındığı, dünyevî farklılıklarını geride bırakarak aynı saflarda omuz omuza bir araya gelinen ve müminlerin kardeşlik, birlik ve beraberlik bilincinin tazelendiği bir rahmet mahallidir. Camiye atılan her adım, kalbin sükûnet bulmasına vesile olur. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir topluluk Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederse üzerlerine huzur iner, rahmet onları kuşatır.

Mescid, secde edilen yani Allah’a ibadet edilen yer anlamına gelir. Secde, namazın en önemli rüknü ve kulun Allah’a en yakın olduğu an olarak kabul edildiği için ibadet edilen mekânın adı mescid olmuştur. Cami ise, Allah’a ibadet eden müminlerin bir araya geldiği mekândır. Cami kelimesi sadece namaz için toplanılan yer anlamında değil aynı zamanda müminleri bir araya getiren, toplayan onların bir olduğunu hatırlatan anlamına da gelir. Bu sebeple de bizi bir arada tuttuğu için camide cemaatle namaz kılmanın sevabı, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat üstündür.

Camiler; Kâbe’nin şubesi, şehirlerimizin kalbi, birlikte omuz omuza rabbimizin huzuruna durduğumuz, birlik ve birliğimizi pekiştirdiğimiz; doğru ve sahih bilgilerle hayatımızı şekillendirdiğimiz ilim, hikmet ve irfan mektepleridir. Mescitleri imar etmeyi, bir kulluk görevi olarak tanımlayan yüce rabbimiz; “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder” (Tevbe, 9/18) buyurmuştur. İslam, hayatın merkezine mescidi yerleştirmiştir. Peygamberimiz (sav) hicret edince ilk yaptığı şey Medine’de Mescid-i Nebî’yi inşa ederek cami merkezli bir hayat nizamı kurmak olmuştur. Bu sebeple Peygamberimiz; “Kim Allah rızası için bir mescit inşa ederse, Allah da onun için cennette bir köşk inşa eder” (Buhârî, Salât, 65) buyurarak; Camileri inşa etmenin sevabının yanında gönülden kalbin mescitlere bağlı olmasının kıyamet günü Allahın rahmetine nail olma vesilesi olduğunu bildirmiştir. "Şehirlerde Allah'ın en çok sevdiği yerler mescitlerdir." (Müslim, Mesâcid, 288) buyurarak bizleri bir araya getiren camilerin önemine dikkat çekmiştir. Yine Efendimiz (s.a.v.): “Cennet bahçelerine uğradığınız zaman nasibinizi alın” buyurdu. Ashab-ı kiram da: “Cennet bahçeleri nerelerdir ya Resûlallah?” dediler. Resûlullah (s.a.v): “Mescitlerdir” buyurdu. (Tirmizi, Davet, 28)

Evet, Ramazan ayı, berekettir, ziyafettir, zarafettir. Ramazan ayı, ibadettir, rahmettir, mağfirettir. Ramazan ayı, ruh ve nefis için, birey ve toplum için takvadır, kötülüklerden ve cehennemden korunmadır. Ramazan ayı, selâmdır, esenliktir, sükûnettir, sekinettir, dinginliktir, olgunluktur. Ramazan ayı, kardeşliktir, dayanışmadır, paylaşmadır. Ramazan ayı, geçici olarak yeme-içmeden uzak kaldığı nimetlerin kadrini bilmek ve onları veren Rezzâk olan Allah’a karşı şükür görevini hatırlamaktır. Ramazan ayı, kötü alışkanlıklara son verme, iyiden, güzelden yana yeni ahlaki üstünlükler kazanma fırsatıdır. Ramazan ayı sahuru ile bereket, iftarı ile sevinç, teravihleri ile ibadetin lezzetini hep birlikte yaşamaktır. Su gibi akıp giden hayatta bize hayatın anlamını tekrar hatırlatmaya gelen en kıymetli misafirdir. Hoş geldin onbir ayın sultanı.

Rabbimiz bizleri Ramazan’ın bereketinden hakkıyla nasiplenen, camileri gönül hayatının merkezi yapan ve güzel ahlakı hayatına yansıtan kullarından eylesin. Ramazan-ı şerif ayımız mübarek olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Seyfullah Çakır Arşivi
SON YAZILAR