ZOR EFENDİYİ BOZAR

İnsan Allah"a ne zaman sığınmalı diye bana soracak olursanız her zaman cevabını alırsınız. Sadece başına bir felaket geldiğinde Allah"a sığınan insanların samimi iman ehli olduklarını düşünmüyorum. Kişi bunaldığı veya başına bir hal geldiği zaman müracaat etmesi gereken en büyük kapı Yaratanı olduğu gibi rahat olduğunda da her an hatırlaması gereken yine Yaratanı olduğunu unutmamalıdır.

            Üzülerek ifade etmek gerekirse toplumumuzda genel kanaat ve yaklaşım kendimiz bir haksızlıkla karşılaşmadığımız sürece başkalarının başına gelen olaylara pek aldırış etmeyiz, ne zaman ki bizatihi kendimiz bir sıkıntıyla baş başa kalırız, işte o zaman feryadü figanı koparırız. Bu doğru bir davranış mıdır derseniz elbette ki değil, ne inancımız, ne de kültürümüz bu davranışı tasvip eder. Merhum Mehmet Akif"in Batı toplumunu övmesinin nedenlerinden birisi de budur. Batı toplumlarında bizde olduğu gibi duyarsızlık yoktur, birisinin başına bir hal geldiğinde toplumun büyük bir bölümü olayı bizzat yaşamış gibi tepki gösterir.

            Bu kadar önsözden sonra gelelim asıl konumuza. Gerek haberlerimize, gerekse köşe yazılarımıza gösterdiğiniz ilgiden ötürü tüm okurlarımıza müteşekkirim. Okurlarımızın hassasiyeti, olaylara bakışı, gazetemizin duruşu ile ilgili tavırları bizleri fazlası ile mutlu ettiğini ifade etmek zorundayım. Ancak bazı okurlarımız veya okurumuz olmadıkları halde gazetemizin yaptığı haberlerin ses getirmesi sonucu toplumda bulduğu karşılığı fark eden uyanıklar bazen bizzat bizleri arayıp yaşadıkları olayları haber yapmamızı istiyorlar, bazen de yorum yazıp, bize gaz vermek sureti ile istedikleri haberleri yaptırmaya çalışmaları bizleri üzüyor.

            Dilerseniz olayı bazı örnekler vererek biraz daha müşahhas hale getirelim, yaklaşık bir yıl önce Trabzon"dan bir hanımefendi aradı, telefonda bana başlarından bir olay geçtiğini ve haber yapmamızı istediğini söyleyince, evraklarla birlikte bana gelmesi halinde yardımcı olacağımı söyledim. Ertesi gün sanırım kardeşi idi elinde evraklarla birlikte bana geldi. Evrakların mahiyeti Büyükşehir Belediyesi"nin Atakum bölgesindeki Hafif Raylı Sistem"le ilgili yapmış olduğu kamulaştırma idi. Hafif Raylı Sistem"de kamulaştırma ödememek için Belediye güzergah üzerinde bulunan arsaları istimlak edip, kalan arsanın kat adetini yükseltmek şeklinde bir uygulama idi, bana göre çok yanlış bir uygulama değildi, zira vatandaşın büyük bir bölümü de bu konuda muvafakat etmekteydi, ancak razı olmayanlar da vardı, her ne ise yani konu kişisel bir konu olduğundan haber yapmaya gerek görmedik.

            Dün buna benzer bir olayla daha muhatap oldum, sağlık sektöründe çalışan bir arkadaşımız  Sağlık Bakanlığı"nın yapmış olduğu bir uygulama sonucu mağdur olduğunu, bu konuda haber yapıp, yapamayacağımı sorunca ona dedim ki daha önce başka gazeteyle görüştünüz mü, şayet görüştüyseniz bilmem gerekir, zaten söylemese de çalıştığı gazeteyi bildiğimden, bana hayır deme şansı yoktu. Doğruyu söyledi ve çalıştığı gazetenin hastanesi olduğundan, böyle bir haberi yapamayacağını söylediğini ifade etti. Bunun üzerine o zaman haberi bize bir gönder de bakalım şayet ortada bir haksızlık varsa elimizden geleni yaparız dedim. Köşe yazısını yazdığımda henüz haber bize ulaşmadığından detaylarını sizinle paylaşamıyorum, ancak anlattığı kadarı ile ticari bir konu.

            Asıl anlatmak istediğim yazının başında da belirttiğim gibi sıkıntıyı yaşamadıkça insanların vurdumduymaz tavırlarına olan tepkimdir. Rahmetli bir büyüğüm derdi ki “Evlat, alışveriş yaptığınız müesseselere hayır için gittiğinizde elinizi boş çeviriyor iseler onlardan alışverişi kesin” ne kadar güzel ve doğru bir tespit değil mi, bir başka arkadaşın deyimi ile abdesti başka yerde alıp, namazı başka yerde kılmaya gerek yok. Rahat zamanınızda kafanıza göre ahkam kesip, sıkıştığınızda Denge Gazetesi"nin yolunu tutarsanız bu abdestle namaz olmaz haberiniz ola.

            Bu arada dün sevgili Cavit Yıldırım ziyaretime geldi, önceki gün İlkadım Belediyesi ile ilgili yazdığım  yazıdan rahatsızlık duymuş, ihale ile ilgili yazdıklarımız doğru olduğunu, ancak kendisinin çay ocağı olduğunu, belediyede çalışmadığını ifade etti, burada yanlış bir anlama olabilir deyince, biz de kendisine her zaman söylediğimizi tekrar edip, merak etme yanlış anlaşılma varsa düzelmek bizim işimiz dedik. Aslında Cavit Yıldırım çok iyi tanıdığım bir arkadaş fakat olayı ondan dinlememiştim, bu vesile ile ondan da bir kez daha dinledim ihaleyi kendisinin almış olmasına rağmen Başkan"ın onaylamadığını teyit etti. İlkadım ile ilgili her gün taze haberler gelmeye devam ediyor, önümüzdeki günlerde paylaşmak ümidiyle. Hoşça kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR