• BIST 97.726
  • Altın 145,625
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Samsun 14 °C
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 19 °C
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI

UHDUD VAK’ASI (1)

Dursen Özalemdar

                 Gazete manşetlerindeki güncelleştirilen haberler, 40 yıla yakın zamandır terörle olan mücadelemiz, Şehitlerimizin kanı ile anlam bulan VATAN anlayışımız hepsi yüreklerimizi burkarken, Şehrimizde manşetlere yansıyan, Sayın Valimiz İbrahim Şahin’I elleri ceplerinde karşılayan bir gazete yönetmeni nin görüntüsüdür, Gazeteciler gününün akabinde manşet olmasının

üzücülüğüdür. Gerçi bu kişinin bir müddet evvel, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü de karşı aynı tutumda bulunması, büyük bir rahatsızlığın göstergesidir . Bu tip konulara girmek pek adetim olmamasına rağmen, Haksızlığın karşısında durma mecburiyetimiz bir kaç söz söylememi icab ettirdi.  ve, Önümdeki  KUTSAL KİTABI açtığımda MÜNAFİKÜN 61/ 4 Suresi  geldi. Tafsilatını ilerki yazılarımda arz edeceğim. Şimdilik niyet ettiğim başlıktaki 4 bölümden oluşacak yazı dizimi sunuyorum. Hürmetlerimle. UHDUD VAK’ASI Peyganberimiz (SAV) den 200 yıl evvel, Yemen topraklarına hakim olan, Himyerlilerin son krali, ZUNUVAS çok sevdiği babasının heykellerini yaptırdı. Kendini de FİRAVUN ilan etti. Tanrılık iddiasında bulundu, Diğer bütün din ve inanışları yasak etti.  Necranda yaşayan Hiristiyanlar baskı ve zülümler karşısında dinlerini yaşayamaz hale gelip, Firavun’un heykellerine tapma mecburiyetinde kalmışlar, hristiyanlığı yaşama ve fikrini beyan etme iskence ve cezalandırılmaya tabi tutulmuştu. Kitaplar yasaklanmış, bu konuda direnenler öldürülmüş, dinlerini yaşamak isteyenler ise başka dıyarlara göç etmişlerdi. Bu zülümden kaçarak şehrin dışında, metruk bir yerde  gizlenmiş alim bir ihtiyar vardı. Dinlerinde sebat eden, mazlum müminleri Kur’an da “UHDUD” olarak anlatılan, Çukurlara atarak yakılma olayını, Yüce Kitabımız Kur’an-I Kerim, BURUÇ Suresi 4-12 ayetlerinde bildirmektedir.

ZURNUVAS isimli kendini FİRAVUN ilan eden ülkenin Kralı , Büyücüsünün çok yaşlanmış olmasından ötürü, Sihir  işini  öğrenmesi için, akrabasından Ömer isminde genç bir delikanlıyı onun yanına göndertti. Genç yolda giderken önüne bir ceylan çıktı, Ceylan sanki onu çağırır gibiydi, Ömer’de Ceylan’ın peşine düştü, Ceylan döne,dolaşa vadide bir külubenin yanına kadar gitti ve orada kayboldu. Ömer külübeye uğradı. Burada yaşlı, Tevhid dinine inanan bir alim oturuyordu. Delikanlı  bu zatın anlatımlarına merak sardı. Büyücüyü ihmal etti. Öğretilerden  aldığı dersler ile, Ömer terakki etti. Bir gün alimin yanından ayrılıp şehre giderken, yolda insanların birikmiş olduğunu gördü, merakla oraya yöneldi. Bir canavarın yolu kestiğini, yolcuların bu sebeble ileri gidemediklerini gördü.. Aklına bir fikir geldi, kendini sınamak istedi. Acaba Saraydaki sihirbazın öğretileri mi, yoksa vaaz inı dinlediği alimin dedikleri mi doğru diye, eline bir taş alarak, İhtiyar alimin Rabbi  nin hakkı için diye taşı canavara fırlattı. Taş tam isabet etti, Canavar yere serildi ve öldü. Millet Ömer’I hayranlıkla tebrik etti. Ömer ise, Bu işi ne kendisinin ne de attığı el kadar taşın başarmasının mümkün olmadığını, Ancak  İhtiyar alimin öğretilerindeki ALLAH’ın işi olduğunu söyledi. Geri dönerek olayı Alime anlattı. Alim sen artık kemale erdin, Şehre git, Allah adını vererek hastaları iyileştir, körleri tedavi et ve Allah’I anlat, ancak beni sakın kimseye söyleme diye tenbih etti. Ömer şehre gitti. Duyulan yoldaki hadise halk içinde yayılmış, Herkez Ömer’I tebrik ediyordu. Ömer ise, bu işin, HER ŞEYİ YARATAN VAR EDEN, TASARRUF EDEN ALLAH’ın GÜCÜDÜR diyerek , kendini tanrı ilan etmiş olan ZUNUVAS’a karşı yeni bir anlatımla ortaya çıkıyordu. Ömer bu şekilde Necran şehrinde, insan topluluklarına vaazlar veriyor. Hastaları Allah’a iman etmeleri şartı ile DUA ederek iyileştiriyor, namı her gün yayılıyordu. Firavun’un yakınlarından gözleri kör olan, varlıklı biri, bunu duyunca birçok kıymetle hediyeler ile, Ömer’in bulunduğu yere yanındaki yardımcıları ile gelerek, hediyeleri takdim etti ve gözlerini açma ricasında bulundu. Ömer’ ise hediye Kabul edemiyeceğini, ama fakirlere dağıtabileceğini, gözlerini  ise, kendisinin değil Ancak ALLAH’ a iman etme şartı ile,  (Devamı yarın)

 

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim