• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Samsun 19 °C
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 23 °C
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan
  • 'SORUN KALMADI KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM'
  • 4 FUTBOLCU TAKIMDAN AYRI ÇALIŞTI
  • Hedef 3 Puan

''Osmanlının Dönüşü'' ve ''Bir Türk Cihana Bedel''...

Salih Parlak

Atalarız demişler: “Bir Türk, cihana bedel”… diye…

Acaba doğru mu demiş? Veya biz bu sözün doğruluğunu ispatladık mı?

Bugünlerde, Avrupa ülkelerinde, hükümetin İslam ülkelerine açılımı izleniyor ve “Osmanlının Dönüşü” gündemde tutuluyor.

Avrupa"nın bu tedirginliği aklımıza, bir zamanların Tanzimat Osmanlısının vurdumduymaz politikalar sonucu  “Hasta Adam” durumuna getirilişini getiriyor.

Bir yanda gerçekliğini yitirmiş İslamcılık ve öte yanda da hiçbir zaman işe yaramamış Türkçülük kol gezmekteydi.

3 Mayıs"ta Türk Ocakları Genel Başkanı, Irak Türkmen Hareketi temsilcisi, Türk milliyetçisi eski bakanlar ve eski milletvekilleri, ANAP Genel Başkan Yardımcısı, eski Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel ve çok sayıda eskimeyen dost-ülkücü bozkurt; Türkçülük Gününü kutladı.

Türk gençliğinin “Türklüğe, Türkçülüğe ve Milliyetçiliğe” yönelik karalama ve iftiralara karşı “tek yürek”olduğu ve 3 Mayıs 1944'te, dönemin iktidarı tarafından "ırkçılık" yaptıkları gerekçesiyle CHP iktidarınca tutuklandıkları ve mahkemede yargılandıkları anlatıldı.

Yapılan konuşmalarda, 3 Mayıs 1944"ü doğuran şartlar ve gelişmelerin önem ve sıcaklığını bugün de koruduğu, Türkiye"nin, etnik milliyetçilikleri körükleyen ve Türk kimliğini her fırsatta reddeden bir siyasi anlayışla idare edildiği de vurgulandı.

“Türk"üm” diyemeyenlerin, Türklük şuurunu sorgulamaya açanların, Türk olmaktan gurur duyanları ırkçılıkla suçlayanların iktidarda olduğu ve 301. maddenin değiştirilmesi yönündeki çalışmaların hükümetçe son sürat sürdürüldüğü konusu da irdelendi.

Yapılan konuşmalarda; 3 Mayıs 1944 günü, Türkçülük sadece düşünce olmaktan çıkıp harekete geçtiği vurgusu yapıldı. Toplantıda; 3 Mayıs"ın Türk Milliyetçiliği ülküsünü cesaretle haykıran Nihal Atsız"ın önderliğinde başlatıldığı ve bu kutlu savaşın zafer naralarıyla Türk"ün makus talihinin değiştirildiği gün olduğu da yinelendi..

“Bu vesile ile bir kez daha içlerindeki milli şuur ve iman ateşi bir an olsun sönmeyen ve Türk milliyetçiliği tarihinin altın sayfalarını oluşturan dev isimleri rahmet ve minnetle anıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, 3 Mayıs Türkçüler Bayramı"na idrak etmenin gururu içerisindeyiz. Ulu Önder M. Kemal Atatürk"ün de söylediği üzere unutmayalım ki “Bir Türk, Cihana Bedel!” denildi.

Değerli okurlar, acaba Tanzimat süresince, Osmanlının çöküş süresinde Türkçülük naralarının katkısı ne olmuştur? Tanzimat süreci; Türkçülük, Osmanlıcılık ve İslamcılık naralarıyla geçmiştir. Türkçülük acaba Osmanlıyı yüceltmiş mi, çöktürmüş mü ve Avrupa"ca Osmanlıya “Hasta Adam” tanısının konmasına panzehir mi olmuş, yoksa zehir mi?

İslamcılık ve İslam milliyetçiliği tartışılabilir mi? Nihal Atsızların Türkçülük hamasetiyle, Panislamizm"i savunan Ulu Hakan Abdulhamit"e destek değil de köstek olmaları ve hal"edilirken Ermeni komitacılarıyla birlikte hareket etmeleri, Türk"ün tarihine ve makus talihinin mutluluğa dönüşmesine ne katkıda bulunmuştur? Türkçülüğün öndeki isimleri asker; Enver Paşa"nın 37.000 Türk Askerinin Allahüekber Dağlarında şehit edilmesi ve Mareşal Fevzi Çakmak"ın en üst makamda bulunması, “Hasta Adam”ı iyileştirmekte ne kadar etkili olmuştur?

Almanya'nın önde gelen dergilerinden Der Spiegel, Türkiye'nin AB'nin tutumuna öfkelenerek bölgesinde önemli bir güç haline dönüşen politikasını yazdı.

Dergide "Osmanlının Dönüşü" başlığıyla yayımlanan ve Türkiye'nin bölgesinde güçlenmesinin Avrupa için iyi olup olmadığı sorusuna yanıt aranan yazıda, Türkiye'nin son yıllarda dünyanın en önemli devlet adamlarını ağırladığı, Orta Doğu konusunda yoğun şekilde çaba harcadığı ve Ermenistan'la bile ilişkilerini geliştirdiği belirtildi.

Yazıda: “Türkiye'nin yaşadığı bu olumlu gelişmelerin suçlusu Avrupa"dır. AB'den beklediği ilgi ve desteği göremeyen Türkiye, tüm komşularıyla ilişkilerini geliştirme yoluna girmiştir. Yeni Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, her ne kadar Türkiye'nin AB üyeliğini desteklese de, ülkesinin sadece Batı'ya yönelmesinin Türkiye gibi çok yönlü bir ülke için sağlıklı olmayacak” demiştir.

Davutoğlu, Türkiye'nin Avrupa için bir yük değil; bir zenginlik olacağını söyledi. Ayrıca Türkiye bölgede siyasi istikrarı sağlamış, güvenli bir enerji koridoru oluşturmuş ve Avrupa'nın güneydoğu kanadında güçlü bir ortak olduğu için Avrupa ülkelerinin bundan memnuniyet duymaları gerektiğini kaydetmiştir.

Yazıda; AB Komisyonu Başkanı J. M. Barroso'nun Türkiye'yle müzakerelerin planlandığı gibi sürdürüldüğünü söylemesine rağmen, Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin tartışmaların da hala devam ettiğine işaret edildi.

Der Spiegel, Türkiye'nin AB'nin tutumuna öfkelenerek, doğu ve güneydoğudaki komşularına yöneldiğini ve bölgesinde önemli bir güç haline geldiğini yazdı.  Berlin, 31 Mayıs 2009

Türkiye'nin son yıllarda dünyanın en önemli devlet adamlarını ağırladığını yazan dergi, Türkiye'nin Orta Doğu konusunda yoğun şekilde çaba harcadığı ve Ermenistan'la ilişkilerini geliştirdiği kaydedildi.

Yazıda, "AB'den beklediği ilgiyi göremeyen Türkiye, tüm komşularıyla ilişkilerini geliştirme yoluna gidiyor" denildi.

İran"ın Ankara Büyükelçisi B. Hüseyinpur, "Türkiye komşularıyla sıfır gerginlik politikasını açıklamış ve bu politikayı izlemektedir. Bu politika bizim tarafımızdan da benimsenmekte ve desteklenmektedir. İstikrarlı, güvenli ve kalkınmış bir Türkiye, İran"ın yararınadır" diye konuştu.

Türkiye, 1 Ocak 2009"da iki yıllığına geçici üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi"nin başkanlığını bugünden itibaren üstleniyor. Ahmet Davutoğlu, bu tarihi görev nedeniyle dün ABD"ye giderken, Türkiye, bu görevi Rusya Daimi Temsilcisi"nden devralacak.

İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) 36. Dışişleri Bakanları toplantısında yaptığı konuşmada, "Eskisinden daha fazla barışa, karşılıklı diyaloğa, iletişime ve istikrara ihtiyacımız var" dedi.

İslam dünyasında yeni bir yapı ortaya çıkmış diyen Davutoğlu, "Şu bir gerçek ki, İslam dünyasında jeo stratejik, jeo politik ve jeo ekonomik bir kültür ortaya çıkıyor. Zamanımızın beklentilerine, geleneklerine ve değerlerimize göre yeni vizyon belirlememiz gerekiyor" görüşünü ekledi.

Merkezi Riyad'da bulunacak Para Konseyi, yakında Körfez Merkez Bankası'na dönüşecek. Arap ülkeleri liderleri, ortak bir para konseyi oluşturmak üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir araya geldi. Toplantının konusu zaman içinde Körfez Merkez Bankası'na dönüştürülmesi planlanan ortak bir para konseyinin oluşturulmasıydı.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Katar'dan oluşan körfez ülkeleri, 2010 yılında ortak para birimine geçilmesini de kararlaştırdı. TRT

Bu çalışmalar, Batı"yı ve Avrupa Birliği"ni oluşturan ülkeleri yakından ilgilendirmektedir. Artık Türkiye Cumhuriyeti, “Hasta Adam” değildir. Kimin sayesinde? Elbette dik durmasını bilen bugünkü iktidar ve onun Dış İşleri Bakanı Davutoğlu"nun ibadet aşkıyla çalışmaları sayesinde: “Osmanlının Dönüşü” gerçekleşmektedir. Nerede o Türkçüler?.. Türkiye Cumhuriyeti için edebiyattan öte uluslararası hangi başarıya imza atmışlardır?

 

1960`lı yıllarda Türk gençleri ellerinde tahta bavulla Sirkeci`den Almanya`ya giden trene biniyorlardı. Ürkek. Korkak, Çekimser… Yol bilmez, dil bilmezlerdi… Onlar Almanya`da sadece Vasıfsız işçiydi…`  

Aradan yaklaşık yarım asır geçti… Gidenlerin sayısı artıkça arttı. Trenler, uçaklar, otobüsler, gemiler gurbete işçi, öğrenci,  girişimci taşımaya başladı.

Gurbete gidenlerin çocukları oldu, büyüdü, okula gitti üniversiteleri bitirdi, iş hayatına atıldı. Ekonominin her dalında kendine yeni bir imkan aradı buldu,..işini büyütürken  istihdamını da artırdı..Bulunduğu yerde uluslar arası ekonominin bir parçası haline geldi..

Adları önce ` Gurbetçi`, `Alamancı` sonra `Gurbetçi Çılgın Türkler` oldu.  Dünya ülkelerinin krizle boğuştuğu bu günlerde Türkiye yeni bir destan yazmaya hazırlanıyor. Türkiye kabuklarını kırıyor, 80 ülkede Gurbetçi çılgın Türkler yeni bir zafere koşuyor.

1960`larda Türkiye`den ilk defa işçi isteyen Almanya, 2009 `da Türkiye`den girişimci istiyor.

Nasıl mı? Alman ekonomisinin lokomotifi sayılan Vesfalya Eyaletinde 24.000 işletmeyi yönetecek, satın alacak, 150 milyar dolarlık pazarda üretim ve  istihdam sağlayıp dünyaya ihrac edecek yetenekli  Türk girişimci bekliyor…

Türkiye`nin AB`ye  tam üyeliğini engellemek ve geciktirmek için  çaba harcayan Almanlar, diğer taraftan eyalet bazında Türk yatırımcılar için bütün engelleri bir anda kaldırıyor, hatta ekstra teşvikler sunuyor..

Bu fabrikalar bölgesi Almanya`ya eğitim için gelen ve bu ülkeye yerleşen Peru`luya emanet edilmiş. Dr.W. Leidinger başarının hiç de kolay olmadığını belirterek ` Bu işletmede en fazla güvendiğimiz Türk çalışanlarımız, işçi, yönetici pozisyonundaki Türk çalışma arkadaşlarımız` diyor. Genç girişimci Emre Sarar, geleceğe olumlu bakıyor.`Dünya devleri arasından sıyrılıp sektörde lider olmak hiç de zor değil, yeter ki ne yapacağımızı nasıl yapacağımızı bilelim` diyor… 

Dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Coca Cola Başkanı ve Üst düzey Yöneticisi Muhtar Kent`; dünyayı saran ticari ve diplomatik ilişkilerimiz, yenilikçi ruhumuz ve hepimizin Türkiye`ye olan sevdası ülkemizin gelişmesi için harikalar yaratabilir, içinde bulunduğumuz kriz bize yeni fırsatlar sunabilir` diyor. 

Star Gazetesinden Ahmet Altan yazısında:

Acaba Cumhuriyet"in 100. yılında "bir Türk satın alma paritesine göre de cihana bedeldir" diyebilir miyiz? Ya da demeyi hedefler miyiz?

Eğer dersek,bugün itibariyle rakibimiz Lüksemburg olacak..

Çünkü şimdi yedi Türk ancak bir Lüksemburglu ediyor...

Milliyetçilik... Ulusçuluk... Ulusalcılık...

Tüm bunları biraz da "satın alma paritesine" göre kişi başına gelir açısından tartışsak da, ciddi ciddi neler yapılabileceğini konuşsak...

Ve hamaset açısından cihana bedel Türk"ün, satın alma paritesiyle kişi başına gelirde neden nal topladığını tespit edip, bu konuya yoğunlaşsak..

Asgari gelirin ancak yüzde 5 artabildiği ve büyük yığınların geçim derdiyle yanıp kavrulduğu Türkiye için çok daha anlamlı ve gerekli olmaz mı? diyor.

Allah cc Nuh Tufanından sonra dünyaya yayılan ecdadımızdan üç ırka üstünlük verdi: Almanlar, Japonlar ve Türkler…

Almanlar mucizelerini gösterdiler. Japonlar da öyle… Ama Türkler halen sürüncemede yaşamaktadır. Eğer kısır tartışmalardan; Türkçülük, laikçilik, İslamcılık tartışmalardan zaman kalırsa tarihte kendisine vaat edilen mucizelerini gerçekleştirecektir.

Bütün dünya ve siyah Afrika insanı, hatta Obama bile, Türkiye"nin şu andaki mucize siyasi kadrosunu beklemektedirler. İnşallah Eyüp Sultan vb büyük diyarlarda, sabah namazlarında göklere kalkan eller hürmetine bu ümmete dirlik ve düzenliliğini esirgemez.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim