• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Samsun 9 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 11 °C
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu
  • "Galibiyetlere alıştık"
  • PEKŞEN AİLESİNİN EN MUTLU GÜNÜ
  • Final Etabı Programı Belli Oldu

NEVZAT TÜRKTEN AĞABEY/ 1

M.Halistin Kukul

Erciyes Dergisi'nin Mîmârı - Bir Kültür Âbidesi:

    Türk Edebiyat Dergiciliği, Nevzat Türkten’in çıkardığı Erciyes Dergisi ile, farklı bir çehreyle tanışarak, yeni bir edebî şevk, yeni bir edebî seviye, san’at-ilim muvazenesini tesis ve teminle, üstün bir bediî/estetik mizaca sâhip olmuş ve Türkçe’ye gösterdiği hassasiyetle de fevkalâde bir millî kültür temsilciliğini omuzlamıştır.
    Asla münzevî değil; mütevâzı ve mülâyim tabiatı yanında; millî ve mânevî mes’elelerdeki tâviz vermez tavrı, bütün hayatını hasrettiği eserinde yâni Erciyes Dergisi’nde kendini göstermiş; böylece,  umûmî Türk edebiyâtı içersindeki âbidevî mevkiini kazanmıştır.
    Nevzat Ağabey; bâzılarının söylediği veya iddia ettikleri gibi, sâdece “Kayseri Kültürü”ne değil, onun nezdinde bütün Türk Dünyası’nı ihâta eden bir “millî kültüre” aşk ve şevk ile hizmet etmiş ve bunda da başarılı olmuştur.
     Eser, ortadadır. Yâni; Ziyâ Paşa’nın, bir Terkîb-i Bend’inde dediği gibi: 
            “ Âyînesi işdir kişinin lâfa bakılmaz
             Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”
     Erciyes Dergisi ile, Kayseri, bu tür faaliyetlerin merkezi kabûl edilen-ki, öyledir- İstanbul’un hâricinde, diyebilirim ki, bâzı cepheleriyle Ankara gibi diğer birçok şehrimizi bile geride bırakacak derecede hamle yapmıştır. Târihî hüviyetiyle, Türk Yurdu Dergisi ile yaşıttır. Ayrıca; Türkiye’nin en çok makale yayınlanan dergisi olmasıyla da büyük bir önem kazanmaktadır.
     Erciyes Dergisi’nin Kasım 2001 târihli 287. Sayısının birinci sayfasında, Nevzat Ağabey, bu hususta    şu bilgileri vermektedir:
    “ Bilindiği üzere Erciyes’in ilk çıkış târihi 1910’dur. 1912’ye kadar aralıklarla yayınlanmış, 1938-1950 yılları arasında Kayseri Halkevi Dergisi olarak neşredilmiştir. Ocak 1978’den bu yana da tarafımızdan yaşatılmağa çalışılmaktadır. Gayret bizden, destek milletimizden, tevfik Allah’tandır.”
    Nevzat Türkten idâresinde, Ocak 1978’de yayına başlayan Erciyes Dergisi, -dergiye vedâ ettiği -2013 yılı Aralık ayı sayısıyla otuzaltıncı yılını tamamlamış, Ocak 2016 îtibâriyle de 457. sayısına ulaşmış/ulaştırılmış ise, bu hizmet ve başarının bir vilâyet ile sınırlandırılmaya çalışılması, büyük bir yanılmanın ötesinde, hataya düşülmek demek değil midir?
    Erciyes Dergisi, geniş yazı kadrosuyla, Türkiye’nin sınırlarını aşmamış mıdır? Türk Dünyası’na mal olmuş bir san’at, kültür ve edebiyat dergisinin hizmetinin “darlaştırılması”, bir kıskançlığın ötesinde, bu saydıklarımızın mânâlarının anlaşılmaması da demektir.
    Erciyes Dergisi’nde ilk şiirim Hazîran 1987’de yayınlandı. Geçen zaman içersinde, onda, iki yüzün üzerinde şiir ve makalem okuyucularla buluştu. 
    Her zaman iftihar ettiğim yazı kadrosu olarak bizlere, büyük zorluklara rağmen her türlü imkân ve fırsatı hazırlayan idârî salâhiyetlilerin ve mes’ullerin önünde yürüyen iki isim var ki, Türk fikir hayatı da bunlarla gurur duymaktadır /duymalıdır. Bu iki ismi hep yan yana, hep omuz omuza ve hep gönül gönüle gördüm. Bunlar, herkesin yakından tanıdığı Av. Nevzat Türkten ve İnşaat Mühendisi Âlim Gerçel’dir. 
   Türk Edebiyatı’na baktığımız zaman, içinde maliyeciden, kimyâcıya, fizikçiden, mühendise, doktora kadar nice fedâkâr insanlar bulunuyor. Nevzat Ağabey, Yavuz Bülent Bâkiler gibi avukat olanlar, Çınarlı gibi maliyeciler, Feyzi Halıcı gibi kimyâcılar, Fazıl Hüsnü, Mustafa Necati Karaer gibi subaylar, Bahaeddin Karakoç gibi sağlıkçılar, Abdürrahim Karakoç ve Peyami Safa gibi ilk mektep mezunları, Necip Fâzıl gibi felsefeciler…hep, bu güzelliklere imza atanlardandır.
   Benim, bizzat, yazı âilesinde bulunduğum Hisar’ı ( 16 Mart 1950-Ocak 1957) arası 75 ve (Ocak 1964-Aralık 1980) arası da 202 sayı olarak toplam 277 sayı çıkaran Mehmet Çınarlı’nın; Türk Edebiyatı Dergisi’ni 1972’den itibâren çıkaran Ahmet Kabaklı Hoca’nın ve Çağrı Dergisi’ni 1957den beri hâlen çıkarmakta olan Feyzi Halıcı’nın ne zorluklarla mücâdele verdiklerini yakından bilenlerdenim. 
    Meselâ; vefâtının onuncu yılında, Erciyes Dergisi’nin 2009 Eylül sayısında yayınladığımız “ Çınarlı’dan Mektuplar” başlıklı , bana gönderdiği otuz civarında mektuplarının büyük bir bölümünde Çınarlı, bu sıkıntıları nasıl yaşadığını bizzat anlatmaktadır. Bunlar, edebiyatımızın, bir döneme damgasını vurmuş gerçekleri olarak kayıt altına alınmıştır.
     İnanıyorum ki, bu yazdığı sıkıntıların belki yüz mislini yazamamıştır ve aynı sıkıntıları Erciyes Dergisi, Çağrı Dergisi ve başka dergilerimiz de çekmiştir/çekmektedir. Bu hususta, Nevzat Ağabeyin, Erciyes Dergisi’nin Ocak 2012 târihli 409. sayısında yayınlanan “ Aziz Okuyucu, Değerli Abonelerimiz, Müteşekkir Olduğumuz Yazar Ve Şâirlerimiz” başlıklı yazısı ibret vericidir. “ Okuyucu, abone ve yazar/şâirler”e yaptığı   müşterek hitap, bir “ çırpınışın, arayışın, takviye isteyişin” ifadesidir. Bu seviyedeki bir derginin mes’ul sâhibi kimden yardım/imdat isteyecektir? Bu yardım/imdat bugüne kadar niçin yetişmemiştir de bu çığlığa sebep olmaktadır?
     İnanınız, defalarca bu “ çığlığın” şâhidi oldum. Ammâ, bütün bunların bir cephesinde “ mâlî kuvvet” durmaktadır ki, benim yapabileceğim iki şey vardı, biri dergiyi yazı bakımından takviye etmek, ikincisi de derginin şifâhî ve yazılı tanıtımını yapmak. Ammâ gördüm ki, bunlar da, bu feverânı önlemek için yeterli değilmiş!
     Nevzat Ağabeyin bu ibretlik yazısından bazı bölümleri sunmayı bir vazîfe olarak görüyorum.  Çünkü; Hisar Dergisi gibi bir dergimiz de sırf bu mâli sebeplerle kapanmak zorunda kalmıştı. 1980’de Hisar kapandıktan dört yıl sonra, Mehmet Çınarlı’ya :” Ağabey, Hisar’ı tekrar çıkarmayı düşünüyor musunuz? “ sorum üzerine, bana- o zamanlar Hürriyet Gazetesi’nin çıkardığı Gösteri Dergisi’ni kastederek-: ” Eğer büyük bir ekonomik güç olur da, Gösteri gibi televizyonlarda reklâmını yapabilirsem, "Evet!” demişti. Anlıyordum ki, büyük hedefleri vardı ammâ, nefesi yetmiyordu!

(Devamı yarın)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim