• BIST 106.736
  • Altın 141,158
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Samsun 23 °C
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 25 °C
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN
  • GÖKAY İRAVUL İMZALADI 
  • CANBERK AYDIN KAYSERİSPOR'DA 
  • SAMSUNSPOR KALDIĞI YERDEN

Namaz kaza edilir ancak....

Adnan Bahadır

 NAMAZ KAZA EDİLİR ANCAK DOSTLUK KAZA EDİLMEZ
      Bu söz ilk bakıldığında mantığa ve İslam inancına ters gibi geliyor, ancak biraz irdelenip, ne anlama geldiği araştırıldığında ne kadar doğru ve gerekli bir söz olduğu anlaşılır. İsterseniz biraz irdeleyip, kimin neden böyle bir söz söylediğine bakalım.
 Geçenlerde bir dost meclisinde oturur iken, sevdiğim bir ağabeyim ”Bakın arkadaşlar namaz kaza edilir, ancak dostluk kaza edilmez” deyince, acaba ne demek istedi diye uzunca bir süre düşündüm. Zira; namaz farz, dostluk ise, insanlığın gereği bir olay. Hal böyle olunca da dostumuzun söylediği bana biraz ters gelmişti, ancak hafızamı biraz yoklayıp, geriye doğru gittiğimde yıllar önce Trabzon"da yaşayan Ahmet Yaşar Hoca efendi"nin sohbetini hatırladı. Hoca efendi sohbetinde aynen şunları söylüyordu; “Muhterem cemaat dostluk, komşuluk o kadar önemli bir müessesedir ki; Allah Resülü bir hadis-i Şerif"inde buyuruyor ki; "Öyle korktum ki nereyse Allahu Teala komşuyu komşuya varis kılacak sandım" buyurarak komşunun ve dostun önemini belirtmişlerdir. İslam hukuku, komşunuzun evi yanarken veya çok acil size ihtiyacı var iken siz namaz kılamazsınız, hatta kılmakta olduğunuz namazı bozup, komşunuzun yardımına koşmanızı emrediyor” demişti.
 Ben bu sohbeti dinleyeli yaklaşık 25 yıl olmuştu, dostumuz, ağabeyimiz, Yol-iş Sendikası 2 Nolu Şube Başkanı İbrahim Uzun hocamız, sohbetinde aynı şeyleri söyleyince doğrusu ilk etapta olayın inceliğini anlayamamıştım. Yalnız kalıp, biraz düşündükten sonra hocanın dediklerinin ne kadar doğru ve inancımıza uygun olduğunu anladım. Hoca, bunları biz dostlarına anlatırken, vaaz etmiyordu, ancak bir ağabey, bir dost olarak hayatın gerçeklerini ve yaşadıklarından, kazandığı tecrübeleri anlatıyordu. Ancak, hocanın anlattıkları farkında olmadan İslam"ın emirleri olduğunu bilmiyordu, demek ki düzgün insanların anlattıkları ve yaşantıları aynı zamanda İslam"ın emirleri olduğu gibi, İslam"ın emrettiği şeylerin de insanlığın mutluluğu ve saadeti için olduğunu unutmamamız gerekiyor.
 Bu anlatılanlar beni o kadar çok ilgilendiriyor ki bilemezsiniz, zira yıllar yılı insanlara hizmet etmeyi, onların iyi ve kötü günlerinde yanlarında olmayı kendime görev addettim, elimde bir imkân olduğunda bunu insanlarla paylaşmaktan mutlu oldum. Kendi elime geçen fırsatları başkalarına sunmaktan mutlu oldum, insanlara hizmet edenlerin onların efendileri olduğuna inandım ve bu inancımın gereği hiçbir karşılık beklemeden insanlara yardımcı oldum, ancak başım sıkışıp, sıkıntıya düştüğümde bu insanlardan hiçbirisi yanımda olmadı. Olmadığı bir tarafa, beni çok iyi tanıyan, damarımda akan kanın rengini bilecek kadar yakın olan bazı arkadaşlarım dahi, bırakın yanımda olmayı, aleyhimde konuşmasalardı yeterdi de artardı. İşte İbrahim Hoca"nın dediği bu, benim sıkıntılı zamanımda yanımda dostumun olma zorunluluğu vardır, bu zorunluluk, beş vakit namazdan da öte bir olaydır, zira namazın kazası olur, ancak o sıkıntılı zamanda yanımda olup, benim sıkıntımı paylaşmanın kazası olmaz. Rahat zamanımda o kadar çok insan var ki yanımda anlatamam. Ben hiç kimseye yaptığım iyilikten karşılık beklemedim, beklemem de, yardımı ancak Allah"dan beklerim. Ancak, insan sıkıntılı gününde yanında iki dostunu görünce içi rahatlıyor.
 Yüce rabbimiz K.Kerim"de en iyi yardımcının ve en iyi dostun kendisi olduğunu beyan ediyor, ancak biz kullar da Rabbimizin bu sıfatından üzerimize düşeni alıp, gereğini yapmamız gerekmektedir. Günde kırk kez, “Ancak sana ibadet eder, senden yardım bekleriz” diyoruz. Ancak kul olarak sıkıntılı zamanlarımızda eşimize, dostumuza müracaat edip, onlardan yardım bekleriz. Bu, hem İslam"ın, hem de insanlığın gereğidir. İbrahim Uzun Hoca"mızın da anlatmak istediği budur.
  Sözlerime son vermeden dün ziyaretine gittiğim İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş Bey"e yeni seçildiği görevde başarılar dilerim. Daha önce bu görevi yapan Süleyman Kaldırım ve Erdoğan Tok başkanlarımıza, bundan sonraki hayatlarında başarılar dilerim. Biz seçilmişin de, kaybetmişin de dostuyuz. Bize yakışan da budur, kaybeden veya aday olamayan başkanlar, bizim gönlümüzün başkanıdır, hizmet yaptıkları sürede, bu şehre hizmet etmişlerdir. Seçimde aday olamadılar veya kaybettiler diye kötü insanlar değildir o insanlar, şayet seçimi kazanmış olsalardı birileri onları ilah olarak ilan edecekti. Şimdi ise, vur abalıya misali önüne gelen eleştiriyor, elbette ki hataları var ancak, bedelini seçilmemekle ödemişlerdir. Tekrar bu insanlardan bedel istemenin ne anlamı var anlamış değilim.
 Göreve seçilen Necattin Demirtaş Başkan, İlkadım ilçesi"nde yaşayan herkesin başkanıdır. Kim seçerse seçsin, bunlar seçim sathi meylinde kalmıştır, bundan sonraki işi halka hizmettir. Yapacağı güzel hizmetlerde kendisine destek olacağımızı bilmesi temennisi ile hayırlı günlerin ve gecelerin siz değerli okurların olması temennisiyle Hoşçakalınız.

 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim