• BIST 82.293
  • Altın 147,597
  • Dolar 3,8212
  • Euro 4,0743
  • Samsun 6 °C
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 9 °C
  • İMZAYI ATTILAR TAKIMLA BİRLİKTE ÇALIŞTILAR
  • BU ŞEHRİN ÇOCUKLARI SAMSUNSPORLUDUR !
  • CHİBUİKE TRANSFERİ NEDEN OLMADI ?
  • İMZAYI ATTILAR TAKIMLA BİRLİKTE ÇALIŞTILAR
  • BU ŞEHRİN ÇOCUKLARI SAMSUNSPORLUDUR !
  • CHİBUİKE TRANSFERİ NEDEN OLMADI ?

MÜNKİRİN ÖFKESİ...

Sami Kesmen

Öfke, doğruları görmeye engel olur bazen. Panzehiri imandır öfkenin. 

Beşeri bir duygu ve bu duygunun davranışa dönüşmüş hali olan öfke, kontrol edilmediğinde vahim sonuçlara sebebiyet verir. 

Öfkelenmek fıtridir, bu nedenle de önlenemez.  Zaten, ilahi uyarılarda da "öfkelenmeyin" diye bir ikaz yoktur. 

Esas olan öfkelenmemek değil, öfkeye hakim olmaktır. Bunun da tek çaresi güçlü bir imandır. 

İnkar, ayrı bir öfke nedenidir. Peygamberimizi "Emin İnsan" olarak gören ve bu nedenle de, kıymetli varlıklarını emanet eden müşrikler, konu iman olunca, kendisini "Sihirbaz" ilan etmişlerdir. 

İnkarın, öfkeye dönüşmüş haline bir çok örnek vardır Peygamberimizin hayatında. Bunlardan bir tanesi, müşriklerin yenilemeyen güreşçisi Rükâne bin Abd-i Yezid'in duygusu ve durumudur 

Rükâne bin Abd-i Yezid, müşriklerin sırtı yere getirilemeyen emsâlsiz pehlivanlarından biridir. Önüne geleni yere çalan Rükâne, ne yazık ki, Allah Resûlüne karşı beslediği şiddetli kin ve düşmanlığını yenip, hakiki pehlivan olma şerefine ermeyi bir türlü istememiştir. 

Bu meşhur pehlivan, günün birinde Hazret-i Resûlullah ile Mekke'nin bir vadisinde karşılaşır.  Gözleri husûmet kıvılcımları saçar. 

Allah Resûlü, "Ey Rükâne, sen, kendisine îmâna dâvet ettiğim Allah'tan korkmaz mısın?" der.  

Rükâne, "Eğer sözünün gerçek olduğuna kanaat getirseydim, sana tâbi olurdum." cevabını verir. 

Resûl-i Ekrem, "Eğer seni yere vurursam, söylediklerimin hak olduğuna inanır mısın?" diye sorar. 

Rükâne, "Yâ Muhammed, eğer beni yıkacak olursan, sana îmân ederim." diye cevap verir. 

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, "Kalk, haydi güreşelim" diyerek o münkiri mindere davet eder.

Güreşmek için kalkarlar. Mağrur Rükâne, daha ilk tutuşta kendini yerde bulur. Neye uğradığının farkına varamaz ve şaşırır. Hemen ayağa kalkar ve Resûlullaha bir daha güreş teklif eder. Allah Resûlü kabul eder ve Rükâne ikinci defa kendisini yerde bulur.

Hayret ve şaşkınlığı biraz daha artan Rükâne üçüncü defa Resûlullaha güreş teklifinde bulunur. Peygamber Efendimiz yine kabul eder ve onu tuttuğu gibi yere vurur.

"Beni yıkarsan, söylediğinin hak olduğuna inanırım." diye Resûlullaha söz veren Rükâne, üç sefer sırtı yere geldiği hâlde, yine şirkte inad eder ve "Yâ Muhammed, şüphesiz sen bir sihirbazsın. Benimle yaptığın bu güreşe doğrusu şaştım kaldım." diyerek, inkarının öfkesine yenik düşer. 

Böylece Resûlullah'tan gördüğü mu'cizeyi sihir ithamıyla perdelemeye çalışır.

Rükane, daha sonra Mekke'nin fethinde Müslüman olmuş ve Medine'ye yerleşmiştir. İnandığı için de, inkarı sebebiyle yenik düştügü öfkesine hâkim olmuştur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim