• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Samsun 23 °C
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 22 °C
  • KOMBİNELER SATIŞA ÇIKTI 
  • ÇAĞRI ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI
  • ÇARŞAMBASPOR TOPBAŞI YAPTI 
  • KOMBİNELER SATIŞA ÇIKTI 
  • ÇAĞRI ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI
  • ÇARŞAMBASPOR TOPBAŞI YAPTI 

MİLLETVEKİLİ ADAYLIĞI DÜŞÜNEN...

Adnan Bahadır

MİLLETVEKİLİ ADAYLIĞI DÜŞÜNEN BÜROKRATLAR PİYASAYA ÇIKMAYA BAŞLADI

12 Mart 2011 tarihi milletvekili  aday adayı olmak isteyen kamu görevlileri için  memurluktan  istifa edilmesi  gereken son gün.  12 Haziran seçimleri için istifa edecek kamu görevlilerinin, 2007 Temmuzu'nda yapılan seçimde istifa edenlerden daha fazla olacağa benziyor. Bu konuda AK Parti'den aday adayı olmak isteyenlerle ilgili hükümetin prensip kararı alıp almayacağı merak konusu.

Bürokratların da parlamenter olma hakları vardır.  Ancak bu arkadaşlarımızın öncelikle  görev yaptıkları  süre içerisinde ne yaptıklarına iyi bakmaları gerekmektedir. Görev yaptıkları  süre içerisinde   kendi illerine ne kadar yararlı olmuşlar veya  ülkeye yararlı hangi işleri yaptıklarına bakarak yola çıkmaları gerektiği kanaatindeyim. Milletvekilliğini  sadece düz mantıkla belli bir maaş için veya itibar için kullanılacak bir makam olarak görmek  doğru bir yaklaşım değildir.

Bürokrat olarak şehrimizi gerek Ankara'da gerekse İstanbul'da  temsil edenlerin  büyük bir bölümünü yakından tanırım. Bu arkadaşlarımız içerisinde görev yaptığı kurumda şehrine en büyük desteği sağlamış olan  isim Milli Emlak Genel Müdürlüğü döneminde  İlyas Arlı olmuştur. İlyas Arlı  şu anda Sayıştay üyesi olması hasebiyle milletvekilliğini düşünmeyebilir. Ancak  milletvekilliği konusunda talip olmaktan ziyade matlup olmak gerekmektedir. Bu ifadeyi  Türkçeleştirmek  gerekirse isteyen değil, istenen olmak gerekmektedir. Bu bağlamda  değerlendirmek gerekirse İlyas Bey istemese de bu  şehri sevenler  İlyas Bey'i ikna etmeleri gerektiği kanaatindeyim.

Diğer aday adayı olmak isteyen arkadaşlarla ilgili çok fazla detaya girmek istemiyorum. Hele  bir istifa etsinler de ondan sonra durumu değerlendiririz. Ancak bu arkadaşlara tavsiyem  istifa etmeden önce biraz muhasebe yapsınlar. Görev yaptıkları dönem içerisinde Ankara'ya giden  hemşerilerine ne kadar yardımcı olmuşlar, kimin işini görmüşler, kimlerle oturup kalkmışlar bunları şimdi müracaat etmeleri  ne kadar işe yarayacaktır.

Bazen oturup düşünüyorum acaba bende mi yoksa bu insanlar da mı bir sakatlık var diye.. Adamın AK Parti ile uzaktan yakından ilgisi yok sadece yakın bir arkadaşı sayesinde Ankara'da bir makam kapmış ve o makamı da sadece kendi işlerinde kullanmış,  yetmedi şimdi de kalkmış milletvekili adayı olacağım diye yollara düşmüş. Bunun gibi niceleri var bu insanların gerçek yüzünü topluma tanıtmak bizim görevimiz. Bu konularda ilerleyen günlerde detaylı olarak yazılarımız ve yorumlarımız olacak.

Gelelim şu bizimle ilgili yazıp çizenlere. Yorumcu arkadaşların da belirttiği gibi onlarla ilgili yazmak kaleme yazık etmektir.  Ancak bu insanların asıl yapmak istedikleri sayemizde gazetelerini okutmak olduğundan onlara kızmıyorum. Olsun o gazete bu şehrin en eski gazetesidir, her ne kadar ekonomik sıkıntıları olsa da yok olmasına gönlüm razı olmaz.

Bu zavallıların  akıllarınca tehdit aracı olarak kullanmak istedikleri mahkemeler onların babalarının çiftliği değil, ben bu güne kadar hakkımda her türlü hakarette bulunan gazetecileri dahi mahkemeye vermedim. Zira onların deyimi ile gazeteci gazeteciyi mahkemeye vermez, kalemiyle hesaplaşır. Zaten onların bu tehditleri nedeniyle ödüm  koptu haberleri ola!

Bir insan düşünün her şeyi icralık, siz de yazısı çıkıyor ve ertesi gün SGK icra servisi kapınıza geliyor. Bu adama maaş ödüyorsanız bize ödeyin diyor, sizde köşe yazarlarına maaş ödenmez telif ücreti ödenir onun da kıymeti har biyesi yok deyip adamları gönderiyorsunuz. Ardından bu adam benim paramı ödemedi sigorta yapmadı diyor. Sorarım size bu iftira değil de nedir? Bunun hesabını sormayacağımı düşünüyorsa yanılıyor. Bu şehirde bizim gazetede çalışıp da ayrılan dost veya düşman çok iyi bilir ki kimsenin bizde tek kuruşu dahi kalmaz. Peki onlar için aynı şeyi söylemek mümkün mü? İsterlerse  hangisinin hangi kuruma ne kadar borçlu olduğunu dokümanları ile vereyim. Ayrıca  hangi gazetede köşe yazan SSK'lı olmuş bana söyler misiniz? Haa şimdi buradaki sıkıntı belli; okunmayan gazetelerini okutmak.. Keşke bunu zamanında adam gibi söyleseler de biz de onlara olur verseydik. Bu toplum kimin ne olduğunu çok iyi biliyor. Hiç kimse bir yerlerini  yırtmaya kalkmasın. Bir insanın gazetecilik dersi verebilmesi için sahibi bulunduğu gazetenin şehrin en önemli gazetelerinden birisi olması gerekmez mi?

 

Adama sormazlar mı: Elinizdeki gazeteleri batırıp başkalarının yanında çalışırken, adam daha dün bu işe başlamış ama gazetesi şehrin en önemli gazetesi haline gelmiş, bu sizin için en büyük utanç kaynağı değil de nedir?

Değil bu şehirde bölgede en çok okunan köşe yazarı ve gazete hangisi olduğunu bilmenize rağmen bu numaralara gerek var mı?  Kalın sağlıcakla

           

           

 

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim