• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Samsun 22 °C
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 24 °C
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !
  • HELAL OLSUN SANA !
  • DİALİBA MALATYASPOR’A VEDA ETTİ   
  • DAHA ÇOK ÇALIŞMALIYIZ !

Medrese-i Yusufiye'de Kalanların Hali Başkadır

Adnan Bahadır

 

Yusuf Aleyhisselam"ın başından geçen olayları ve zindanda geçirdiği yılları ve orada yaşadıklarını birçoğunuz bilirsiniz. Yaşadığı olayların tamamı ibret alınması gereken olaylar olduğundan, Yüce Kitabımız"da Cenabı Hak tarafından bizlere beyan edilmiştir. Hazreti Yusuf"un önemli özelliklerinden birisi de rüyalara yaptığı yorumların doğruluğu olduğundan, Kral gördüğü rüyaları zaman, zaman onun tabir etmesi için elçi gönderir, değerli fikirlerine müracaat ederdi. Zindan hayatından bıkan H.Z. Yusuf Rüya tabiri için gelen elçi ile Kral" a haber gönderip, zindandan çıkarılmasını isteyince Cenabı Hak onu cezalandırıp, gelen elçiye söylemesi gereken haberi unutturup, Yusuf Aleyhisselam"ın zindanda bir müddet daha kalmasını sağlıyor ve yardımın kullardan değil, Yüce Allah"tan istenmesi gerektiğini kullarına bir kez daha hatırlatıyor.

Yeni tanıştığım dostlarıma hayat hikâyemi anlattığımda bana; “ Senin ne işin vardı R.P de, AK Parti"de. Sen iyi bir sosyal demokrat veya ülkücü olmalıydın.” deyince onlara diyorum ki, “Sizin bilemediğiniz şey, ben aldığım kültürü mensubu bulunduğum partilerden değil, inandığım kitaptan almış olmamdır. Benim kültürüm, inandığım kitabın kültürüdür. O kültürde kula kulluk yoktur, o kültürde yardım ancak ve ancak Allah"tan istenir. Yine o kültürde hak vardır, adalet vardır, ezilmişten yana olmak vardır, çile vardır. Ama bunların tamamının karşısında cennet vardır. Şayet o olmasa idi benden çok iyi bir ateist olurdu. Ama bunların tamamı benim inandığım yüce Kitapta olduğundan onun kültürü ve ahlakı ile ahlaklanmak için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyorum. Dik duruşumun, kimseden çekinmememin, doğruları olduğu gibi yazmamın nedeni de budur.” Çünkü inandığım Kitap"ta Yüce Allah “Benim kullarım kınayanın kınamasından değil, benim kınamamdan korkarlar” buyurmaktadır.

Sürekli yazdığım yazılardan da anlaşılacağı gibi, “Dava adamı olmakla, siyaset yapmak farklı şeylerdir” dememin nedeni, siyaset yapan insanların tamamı çilekeş değildir. Bir kısmı tepeden inme siyasetçidir. Birilerinin desteğiyle siyasette neşvü nema bulurlar, ama dava adamları işin temelinden gelip, her türlü çileyi çekmiş izzeti de, ikbali de, idbarı da görmüş insanlardır. Onlar için makam çok önemli değildir, önemli olan davaya hizmet edebilmektir. Siyaset erbabı için önemli olan ise makamda olup, o makamdan kimlik almaktır. Makam olduğu sürece itibar şahanedir, ancak makam gittiğinde selam verecek adam bulamayacaklarını kendileri de pek ala bilirler. Onlar için önemli olan dünyalıktır; ahretle, vefa ile, adamlıkla pek işleri de olamaz.

Dün ziyaretime Şaban Kılıç Bey ziyaretime geldi, kendisi ile daha önce tanışma fırsatım olmamıştı, ancak ortak dostlarımız hayli fazla. Uzun yıllar ülkücü dava adına hapiste kalmış, hapiste kaldığı süreyi Yusuf  Aleyhisselam"ın Medrese-i Yusufiye olarak adlandırdığı mekan olarak telakki etmiş. Seçimi kaybetmekten en ufak bir rahatsızlığı olmayan, hatta seçimi kazanan Abdullah Karapıçak için çok güzel şeyler konuşup, onun da iyi bir dava adamı olduğunu, öğrenciliği döneminde Ordu"da ülkücülük adına hesap verip, hapiste kaldığını, seçimin sadece bir yarıştan ibaret olduğunu, önemli olan dava olduğunu ifade etti. Sadece muhabirimizin bir haberinden biraz içerlemiş. Muhabirimiz gazetedeki haberinde Samsun"da oturmadığı için delege olmadığından bahsetmiş, Atakum"da oturduğunu söylüyor. Bana göre nerede oturduğu hiç mi, hiç önemli değil. İsterse Almanya"da otursun. Davası için yıllarca hapiste yatmış bir adamın nerede oturduğunu sormak abesle iştigaldir. Ben insanların nereli olduğuna veya nerede oturduklarına değil, ne iş yaptıklarına bakarım. Önemli olan icraattır. Gerisi laf-ü güzaf.

Seçimi kaybeden diğer adaylarda kıymetli arkadaşlar. Yekta Yılmaz Bey seçim öncesi ziyaretime geldi. Gayet seviyeli, oturaklı, efendi ve sevecen bir insan. Kimse onun için menfi bir söz söyleyemez. Tam tersine gerek ticarette, gerek siyasette ilkeli, seviyeli ve oturaklı bir arkadaş. Erdal Türker"e gelince uzun yıllardan beri tanıdığım, sevdiğim, komşuluk ve iş arkadaşlığı yaptığım bir arkadaşım. İş hayatında her türlü sıkıntıyı çekmiş olmasına rağmen dimdik ayakta durmasını bilen, sıkıntılı zamanında da, rahat zamanında da dostlarına, partisine zaman ayırmasını bilen bir arkadaşımız. Seçimi kazanan Abdullah Karapıçak" la ilgili bir şey yazmak istemiyorum. Çünkü yağcılığa girebilir. Benim karakterim ona müsait olmadığından kazanandan yana olmak gibi bir tavır sergilemek bana ters gelir. Ben her zaman garibandan yana olmak isterim. Abdullah Başkan"a sadece şunu diyorum: Seçimi kazanmıştır, tebrik ediyorum. Ancak kaybeden arkadaşların da MHP"li olduklarını unutmasın. Onları kucaklasın, büyüdükçe, küçülmesini bilirse kazanan kendisi olacağını unutmasın. Bu günlük bu kadar yeter, yarın görüşmek üzere. Hoşçakalın.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim