• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • Samsun 12 °C
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 13 °C
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI
  • SAMSUNSPOR U-21 SERİYE BAĞLADI
  • "HERKES BİR BİRİNE İNANIYOR"
  • BALKES HAZIRLIKLARI BAŞLADI

İSLAMOFOBİ (İSLÂM KORKUSU)

Sami Kesmen

İslamofobi; İslam korkusu, İslam'dan korkmak gibi anlamlara gelmektedir. Batı merkezli olan bu kavramla, insanların İslâm'a karşı tavır almaları hedeflenmektedir. 

Halbuki İslâm;  barış, esenlik ve selâm dinidir. İslam kelimesinin içinde korku değil, sevgi mesajları vardır. Adı, barış ve esenlik olan bir dinin adına "korku" kelimesini monte etmek, bunu monte edenlerin amacını ifade etmektedir. 
Hıristiyan blok olan batı dünyası tarafından, müslümanların dışındaki tüm dini inançların müntesiplerine, İslâmofobi kavramı üzerinden bir algı sunulmaktadır. Bu algının desteklenmesi için de zaman zaman bireysel olaylar gerçekleştirilmekte, bir taraftan da Müslümanları hem tahrik edecek hem de töhmet altında bırakacak bir takım provakatif eylemlere başvurulmaktadır. 

İslamofobi algısını sadece avrupada değil, ülkemiz gibi stratejik öneme ve konuma sahip müslüman ülkelerde de oluşturmaya çalışmaktadırlar. 

Doğu blokunun çökmesinden sonra, batı bloku hem hayatta ve ayakta kalmak, hem de kendisine karşı gerçekten düşman gördüğü için müslüman ve İslam algısını, gerçek fotoğrafının dışında yansıtmak için bir çok eylem içerisine girdi. 

90'lı yıllarda başlayan bu girişimler, ikiz kulelerin vurulmasından sonra ABD'nin Afganistan'a girmesi, Irak'ın parçalanması, Arap baharı, IŞID'in ortaya çıkması, Suriye'de iç savaş ve 15 Temmuz İşgal Girişimi gibi farklı başlıklar altında ama aynı amaca hizmet etmek amacıyla günümüze kadar devam etti. 

Bu girişimlerle, Müslümanları güç olmaktan çıkarmak, layt bir İslam anlayışı oluşturmak, Ortadoğu nimetlerine konmak, dünyayı tek başına idare etmek  hedeflenmişti. Bunun için kötü bir İslâm algısının oluşturulması gerekirdi ki, amaçlanan hedeflere rahatlıkla ulaşılabilsin, yapılan operasyonlara karşı  tepkiler olmasın veya çok az olsun. 

Söz konusu amaçlara ulaşmak için, yıllarca dinler arası diyolog ve ılımlı İslam anlayışı gibi farklı yöntemler de denendi. Hatta toplumlara, radikal İslâm örnekleri gösterilerek ılımlı İslama razı olmaları  istendi. Din ırkçılığı üzerinden yapılan bu girişimlerin hiçbirisi toplumsal kabullere dönüşmedi. BOP'nin bir parçası olan ılımlı İslam sunumu böylece tarih oldu. 

Büyük İsrail hayallerinin hedef alındığı BOP'yle, İslam dünyasının abisi ve amisi olan ülkemizin ve milletimizin, müslüman milletlerle ilişkisinin kesilmesi istendi. Bu yöntemle kısa vadede sonuç alınamayacağı anlaşılan bu proje Suriye'nin iç savaşa sürüklenmesiyle devam ettirildi. 

Kuzey Irak ve Suriye'de kurulması planlanan, bunun için de her yola başvurulan kürt devletinin, İsrail ile  konfedere edilip, Ermenistan'la da bir ağ kurularak, batı dünyası Ortadoğu'nun merkezinde milletimizi yalnızlaştırmak suretiyle, İslam ümmetinden bağını kesecekti. 

Ülkemizin idarecileri bunu fark edip, tavır geliştirmeye başladıktan sonra, onlar da ülkemize karşı tavır alıp, kanlı yöntemleri hayata geçirmek istediler. 15 Temmuz İşgal Girişimi bunun için yapıldı. İslamofobi algısı bunun için oluşturulmak istenmişti. Dinler arası diyalog bunun içindi. Ilımlı İslâm Projesi bunun için üretilmişti. Hepsi deşifre edildi.  Yöntemleri, arkasında olan güçler, üst akılları ve taşeronları tek tek tanınmış ve dünyaya bu vesileyle tanıtılmış oldu. 

Hedef edinilen amaçlara ulaşmak için din ve dindarlık kullanıldı. Şimdi, deşifre olan bu yapıya karşı tedbir almak zamanıdır. Doğru din algısı, doğru din eğitimi en önemli tedbirlerdendir. Bunun için de; imam-hatip okullarına önem verilmeli, her çocuğa  "din" doğru kaynaktan ve doğru kişilerce öğretilmelidir. 

Hain Feto yapısının uzun yıllar boyunca  imam-hatiplere ve imam-hatiplilere neden karşı olduğu herkesçe iyi anlaşılmalıdır. Son yıllarda imam-hatiplere, İlahiyat Fakültelerine ve diyanete neden el atmaya çalıştıkları daha da iyi anlaşılmalıdır. 

Stratejik olarak da, Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğü sağlanmalı, halkın iradesi idareye yansıtılmalı, kişisel hurriyetler engellenmemelidir. Bu tedbirler, büyük ölçüde, başta ülkemiz olmak üzere Müslümanları rahatlatacak, pazarlık güçlerini arttıracak, tek yumruk olmalarını sağlayacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim