• BIST 97.651
  • Altın 145,042
  • Dolar 3,5684
  • Euro 3,9748
  • Samsun 20 °C
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 17 °C
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI
  • SAMSUNSPOR'A 83 BİNLİK REKOR CEZA
  • BASIN TOPLANTISI İPTAL EDİLDİ
  • GÖSKU YAŞADIĞI O ANLARI ANLATTI

İnsanların bazı yöneticilere neden kızarlar

Adnan Bahadır

                   Eskiden beri düşünüp, dururum toplumun belli bir kesimi, neden yönetim kadrosunda olanları veya becerikli iş adamlarını eleştirip, dururlar. Hatta bazen yakın arkadaşlarımla oturup, kendimizi eleştirerek, “Acaba bir hata yaptık da haberimiz mi yok veya anlayamıyor muyuz?” deriz. Şimdi bunun nedenini daha yeni, yeni anlamaya başladım.
 İnsan herkesi kendisi gibi düşündüğü içindir, ben insanların makam, mevki sahibi olmalarından veya ekonomik açıdan rahat olmalarından mutluluk duyduğum için, başkalarını da kendim gibi sandığımdan, insanların kıskançlıklarını veya çekememezliklerini anlayamadım. Daha önceleri başkalarını acımasızca eleştirenler, hatta bulundukları makam ve mevkileri küçümseyenler, şimdi o makam ve mevkilere kendileri gelince yaptıklarını görünce, olayın vahametini çok daha iyi kavradım.
 Daha düne kadar siyasetle ilgisi olmadığını, zira siyasetin mensubu bulunduğu cemaat lideri tarafından tasvip edilmediğini insanlara anlatan cemaat mensubu kardeşimiz, insanlara bol, bol nasihat edip, Cuma akşamları onları bir araya getirmeye çalışırken, yaptığı işe eklediği ilave işi büyütebilmek için verdiği mücadelede uyguladığı politikaları duyunca ağzım açık kalıyor.
 Bizlerin siyaset yaptığı dönemlerde yaptığımız işin yanlışlığını bizlere anlatırken,  dünyada olup biten her şeyin, cemaat lideri"nin himmet ve bereketi sayesinde olduğunu, şayet dua etmezse yaşamamızın dahi mümkün olamayacağını, siyaset pisliğinin insanı maneviyattan mahrum bıraktığını anlatan zatı muhterem kardeşimiz, sıra yaptığı işe ilave bir iş daha ekleyip, yeme, içme işlerine girmeye başlayınca, politikalarında ani bir değişiklik yaparak, bir yandan her mecliste bulunmak için azami gayret sarf ederken, diğer yandan kendisinde kalmayan ihaleyi alabilmek için Hastane Başhekimi"ni tehdit ederek, “Bu ihaleyi bana vermezsen koltuğundan olursun” diyerek, elinde olmayan siyasi gücü var gibi gösterek işi almanın peşinde koşmakta.
 “Peki, olay nasıl oldu?” diyecek olur iseniz, sabırlı olun izah edeyim; Bir hastanemiz yemek ihalesi yapıyor, en düşük teklifi bir İstanbul firması veriyor. Bunun üzerine bizim cemaat mensubu zatı muhterem her Cuma akşamı birlikte sohbete gittiği Başhekim arkadaşını arayarak işi kendi firması alamazsa koltuğundan olacağını söylüyor. Başhekim olaya sinirlenip, “olmaz” diyor. Bu kez bizim maneviyatçı cemaat adamı muhterem Sanayide bulunan cemaatin diğer mensubu ve ekibin sağlam adamlarından başka bir muhteremi arayarak ekibi dükkânında toplayıp, Başhekimi de çağırarak bu işi halletmesini istiyor. Mobilyacı muhterem görevini yapıp, cemaati toparlıyor. Cemaatte; Başhekim, amiri pozisyonundaki il müdürü, başka bir sağlık kuruluşunun Başhekimi, Giyim mağazasının sahibi, işi almak isteyen zatı muhterem ve bir kişi daha var. Konu detaylı bir biçimde masaya yatırılıp, işin bizim muhteremde kalması için gerekli çalışmalar yapılıyor. Ancak, burada haksızlık yapmamak için söylememiz gereken bir başka konu; ihaleye en düşük teklifi veren firmanın ortağının, parti yönetim kurulu üyesi olması ve işi kısa süreli aldığında gereği gibi yapmamış olması. Ayrıca, ihale şartnamesine uymaması, yani sizin anlayacağınız iki ucu pis bir değnek bir yanda Cemaati ticarete alet etmek isteyen zatı muhterem, diğer yanda siyaseti ticaretine alet etmek isteyen başka bir muhterem!..
 Bu insanlar, daha düne kadar eleştirip, yerden yere vurdukları insanların masum sayılabilecek hatalarını her mecliste anlatıp, kendi mükemmelliklerini ve manevi kimliklerini ön plana çıkardıklarında insanların bir kısmı tarafından ciddiye alınıp, dediklerine inanılır iken ben, asla inanmadığımı kendi yüzlerine söylüyordum. Onların derdi doğrudan, dürüstlükten, dinden, imandan yana tavır koymak değil, kendi çıkarlarına alet edebilecek makamlar elde edip, malı götürebilmek için insanları karalayıp, o makamlara kendilerini getirebilmekti.
 Nitekim bazı mevkileri kendileri, bazı mevkileri de etrafında dolaştıkları insanlar elde edince, bu insanların gerçek yüzü toplum tarafından çok daha iyi görüldüğünü müşahede etmek güzel ama bir o kadar da acı bir durumdur. Demek ki insanların bir kısmının bazı insanların siyasi kimliğine veya ekonomik gücüne olan düşmanlıkları sadece ve sadece düşmanlıklarından ve kıskançlıklarından olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. İnsanlara karşı dostluk veya düşmanlık onların makam ve mevkilerinden ziyade yaptıkları işlerle ilgili olması gerekmektedir.
 Bu anlattıklarımın en güzel delili de yukarıda verdiğim örnektir. Bu duygu ve düşüncelerle mutlu hafta sonları dilerim.  


 

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim