Hızır (A.S) İle Musa (A.S)’ın yolculuğu

Bugünkü Ramazan sayfamızda Ashabı Kehf"i anlatmaya çalıştım. Aynı surenin devamında Hızır(as) ile Hazreti Musa"nın yolculuğu olunca onu da sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü günümüzde bu yolculuktan almamız gereken önemli dersler var. Zaten Cenabı Hak bu olayları bizlere anlatıyor ki, onlardan ders alalım ve bizden önceki ümmetlerin düşmüş olduğu hatalara düşmeyelim.

Musa(as), yanında öğrenci olarak barındırdığı ve yetiştirdiği Yuşa bin Nun adındaki zata (Daha sonra ona da peygamberlik ihsan edildi(Celaleyn c.4,434), Hızır(as)"ı arayıp, bulmak üzere yola çıkacağını söylediğinde ikisi birlikte yola çıkıp, gitmeye başladılar. Hazreti Musa, Hızır(as)"ı nasıl bulacağını Cenabı Hakka sorar. Cenabı Hak ona yanına bir ölü balık al ve yürü, balığı nerede kaybedersen Hızır kulumla orada buluşursun buyuruyor. Bunun üzerine yanına bir balık alarak arkadaşıyla yola devam eden Musa(as) yorulup, bir taşın kenarında oturduklarında uyuklamaya başlıyor. O arada balık canlanarak Denize uçuyor, bu olayı Yuşa hazretleri görmesine rağmen Musa(as) uykudan uyandığında söylemeyi unutuyor. Biraz yol aldıktan sonra Yuşa(as)"ın aklına balığın canlanıp denize atlaması geliyor. Durumu Musa(as)"a anlatıyor, bunun üzerine geldikleri yoldan tekrar geriye dönüp, ayak izlerini takip ederek uyukladıkları yere gidiyorlar. Orada Hızır(as)"ı buluyorlar. Musa(as), Hızır(as)"a “Sana öğretilen ve hayra götüren bir ilmi, bana da öğretmen üzere sana tabi olabilir miyim?” diye sorunca Hızır(as); “Doğrusu sen beraberimde sabretmeye asla güç yetiremezsin. Hem yapacağım işler, zahiren yanlış görülecek olmasına rağmen bana nasıl tahammül edeceksin?” buyuruyor. Bunun üzerine Musa(as); “İnşallah sen beni sabırlı bulacaksın ve sana hiçbir işte karşı gelmeyeceğim” sözünü verince, Hızır(as), “O halde benim yaptıklarımdan, beni sorgulamayacaksın. Ne zaman ki ben konuşurum, o zaman dinleyeceksin” diyor ve yola çıkıyorlar.

İlk önce, bindikleri gemiyi Hızır(as) deliyor, bunun üzerine Hazreti Musa itiraz edip, “Neden masum insanların binmiş olduğu gemiyi deldin” diyerek itirazda bulunuyor. Bunun üzerine Hızır(as), Ona verdiği sözü hatırlatıp, ayrılmalarını talep ediyor. Bunun üzerine Musa(as), özür diliyor ve yeniden verdiği söze sadık kalacağını söyleyerek yola devam ediyorlar. Aradan bir zaman geçip bir erkek çocuğa rastladıklarında, Hızır(as) o çocuğu öldürüyor. Bunun üzerine Musa(as), yeniden hiddetlenip, masum bir insanı neden öldürdüğünü soruyor. Hızır(as), yine verdiği sözü hatırlatarak, ondan ayrılmak istiyor. Bu kez Musa(as), yeniden özür dileyip, affedilmesini talep ediyor. Hızır(as) kabul edip yola devam ediyorlar. Bir müddet daha yola devam edip bir beldeye (Rivayetlere göre Antakya) vardıklarında karınları acıkıyor. Bunun üzerine orada bulunan ahaliden yemek istiyorlar, ancak onlara kimse yemek vermiyor. Bu arada yıkılmak üzere olan bir duvarı Hızır(as), tamir ediyor. Bunun üzerine Musa(as), “Madem ki bu duvarı tamir ettin, ondan bir ücret alıp, onunla yemek yiyebilirdik” diyor. Bunun üzerine Hızır (as), “İşte bu konuşman seninle benim ayrılık nedenimdir. Şimdi sana sabretmeye dayanamadığın şeylerin içyüzünü anlatıp, ondan sonra senden ayrılacağım; İlk bindiğimiz gemiyi delmemin nedeni, gemide bulunan insanların fakir ve zavallı insanlar olması nedeni ile onları korumaktı. Çünkü az ileride zalim bir hükümdar yoldan geçen tüm sağlam gemileri kendisine alıkoyuyordu. Gemiyi arızalı hale getirdim ki almasın onu. İkinci olaydaki öldürdüğüm çocuğa gelince, o çocuk buluğ çağına erişmiş bir isyankardı. Hâlbuki anne babası mümin insanlardı. O çocuktan zarar göreceklerinden, onu öldürdüm ki anne babasını da küfre ve azgınlığa götürmesin. Üçüncü ve son olayda yaptığımız duvar, o şehirde yaşayan iki yetim çocuğa ait idi. O duvarın altında kendilerine ait bir hazine var idi. Babaları da Salih bir kimse idi. Henüz akıl baliğ olmayan o yetimlerin malının ellerinden çıkmayıp, yetiştiklerinde kendilerine kalması için o duvarı tamir ettim. Bu yaptıklarımın hiç birisini kendiliğimden yapmadım. Rabbim bana ne emir buyurdu ise onu yaptım. İşte merak ettiğin şeylerin iç yüzü budur.”

Merhum Mehmet Zahit Koktu Hazretleri"nin, “Arkadaşlık, "Peki demekle" kaimdir demesinin sebebi de bu olmalı. Hazreti Ebu Bekir"in sıddıklık unvanı almasının nedeni Resulrullah"ın miraca gitme hadisesini görmeden inanmasıdır. İnsan kendisine güvenip arkadaş yaptığı veya dost edindiği insanların her yaptığını araştırmadan, "Peki" demesini de bilmeli. Dostluğun gereğinin de bu olduğunu, yüce kitabımızdan öğrenmiş bulunmaktayız. Mevla gerçek dostlarla karşılaştırması dileğiyle Hoşçakalınız

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR