• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • Samsun 28 °C
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 23 °C
  • KOMBİNELER SATIŞA ÇIKTI 
  • ÇAĞRI ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI
  • ÇARŞAMBASPOR TOPBAŞI YAPTI 
  • KOMBİNELER SATIŞA ÇIKTI 
  • ÇAĞRI ATTI SAMSUNSPOR KAZANDI
  • ÇARŞAMBASPOR TOPBAŞI YAPTI 

GELELİM AK PARTİ’DE OLUP BİTENLERE…

Adnan Bahadır

Geçtiğimiz günlerde CHP ve MHP de yaşanan gelişmelerle ilgili değerlendirmeler yapmıştık, AK Parti’ye sıra gelince bize ayrılan yer bitmişti, bugün konulara kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ancak son günlerde yaşanan bazı gelişmelere de değinmek istiyorum, zira bu konu çok önemli bir konu. Ülkenin geleceğini ilgilendiren konu olduğundan bugün sadece yerelde kalmayıp Genelde de konuları değerlendireceğiz. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki uzun zamandan beri AK Parti üç boyutlu bir yapıda yoluna devam ediyor. Nedir bu üç boyutlu yapı derseniz Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması sonucunda Davutoğlu’nun Genel Başkan seçilmesi ile birlikte otomatik olarak Davutoğlu ekibi devreye girdi. Davutoğlu bunu istemese de etrafı, yaşanan olaylar, nefisler bu olayın önüne geçemedi.

Davutoğlu’nun Başbakan olmasını istemeyen Abdullah Gül, Bülent Arınç ekibi zaten öteden beri bir ekip halinde çalışmaktaydılar böylece AK parti’de Erdoğancılar, Abdullah Gül ekibi ve Davutoğlu ekibi olmak üzere üç boyutlu bir yapı oluşmuş oldu.

 

Bu yapının içerisinde olan Davutoğlu-Erdoğan ikilisi ellerinden geldiği kadar birlikte poz vermeye çalıştılar. Uyumlu olmak için her ikisi de elinden geleni yapmaya çalıştı ama 7 Haziran seçimlerinin ardından patlak veren Erdoğan‐Davutoğlu anlaşmazlıkları daha sonra Eylül ayında yapılan AK Parti olağan büyük kongresi ile zirveye çıktı ve Erdoğan, Davutoğlu’na verdiği listeyi kabul etmemesi halinde Binali Yıldırım’ı karşısına aday çıkaracağını ona bildirmiş hatta bu meyanda bazı kişilere özel görevler verilerek illerdeki delegasyona kadar ulaşılmıştı. Ancak Davutoğlu bu ikilemi anında çözmek için kolları sıvadı ve Erdoğan’ın verdiği her isme ‘eyvallah’ demek durumunda kaldı. Ardından yeni kurulan Hükümetin Bakanlar Kurulu’nun tamamını Erdoğan tespit etmişti.

 

Davutoğlu bu yaşananların ardından kendi ekibini kurmaya başlama noktasında bazı çalışmalara başladı ve şimdi bu meyanda yeni bir Ulusal Gazete kurulmak üzere.. Sanırım Şubat ayı sonunda veya Mart ayının başında bu gazete kurulmuş olur.

Davutoğlu ekibi bu minvalde devam ederken, Abdullah Gül ekibi de boş durmuyordu. 7 Haziran seçimlerinin ardından parti kurmaya karar veren ekip 1 Kasım seçimleri sonucunda alınan %49’luk oyun ardından dinlenmeye çekildiler. Ancak mahallenin dölleri de hiç boş durmuyordu, sürekli yeni parti kurulması yönünde baskılar yapılması, bu ekibi ciddi anlamda gaza getirmeye başladı. Ekip eski bir Bakan’ın aldığı şaibeli tarihi binalarda toplantılara başladı ve alınan kararlar teker, teker uygulanmaya başlandı. Bir yandan birileri demeçler veriyor,

diğer yandan ekibin diğer üyeleri onları destekler mahiyette açıklamalar yapıyorlar. Ekibin gayesi, amacı ve hedefi nedir derseniz; kalktıkları koltuklara yeniden oturmaktan başka hiçbir şey olmadığı ortada.

Düşünüyorum da insan biraz insaf sahibi olur, biraz da Allah’tan korkar. Bu parti kurulduğu günden itibaren en üst düzeyde görevler alan bu insanlar koltuklardan azıcık uzak kaldıklarında nasıl da feryad-ü figan ediyorlar aklım ermiyor.

Kimisi Partinin en üst kademelerinde görev aldılar, kimisi Hükümette en üst düzeyde görev aldılar, kimisi de ülkenin bir numaralı koltuğuna oturdu. Bu kadar nimete rağmen azıcık koltuklardan uzaklaşınca nasıl çılgına döndüklerini görebiliyorsunuz değil mi? İnsan Allah’tan korkar. Bu ülkede bundan onüç yıl önce insanlar başörtüleri ile neredeyse sokağa bile çıkamıyorlardı.

Ekonomi perişandı, IMF’ye olan borç gırtlağa kadar gelmişti. Evet şu anda da ekonomik hayatta ciddi sıkıntılar var ama bu tamamen yaşam standardının yükselmesiyle alakalı bir olay. Yoksa geçim sıkıntısından kaynaklanan bir olay değil. Herkes evim olsun, arabam olsun, yazlığım da olsun derdine düşmüş, kimse nasıl günü birlik geçinebilirimin derdinde değil.

Hal böyle iken şimdi Bülent Arınç’ın, Hüseyin Çelik Bey’in ve diğerlerinin verdikleri beyanatlara ne demek lazım derseniz, tam bir hezeyan denmez de ne denir? Siz değil misiniz bu parti kurulduğunda, merhum Erbakan Hoca’yı yaşlandığı halde neden görevi bırakmıyor deyip her türlü eleştirileri yapanlar? Siz değil miydiniz biz bu işi belli bir dönem yaptıktan sonra yerimizi gençlere bırakacağız diyenler? Peki yine siz değil miydiniz bu görevler ölünceye kadar yapılmamalı zamanı geldiğinde bırakmasını da bilmeli diyenler? Şimdi ne oldu da dün söylediklerinizin aksini yapmaya kalktınız? Sizin amel defterlerinizi buradan açmaya kalksak inanın kaçacak delik ararsınız! Zaten bunlar parti kursalar ‘yüzde bir’in üzerinde oyu almaları söz konusu değil. Abdüllatif Şener olayı ortada, daha bir şey söylemeye ne hacet.

Şehrimizdeki AK Parti siyasetine gelince, yine bize ayrılan yer bitti. Sinirimden neredeyse sayfanın sonuna dek yazacaktım ama aklıma şimdi yerimizin bittiği geldi. Sözlerime son vermek zorundayım, daha sonraki yazılarımızda kaldığımız yerden devam etmek üzere, kalın sağlıcakla.

  • Yorumlar 11
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 DENGE GAZETESİ | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0362 420 04 28 | Faks : 0362 431 55 53 | Haber Scripti: CM Bilişim