El Aleme Bakirem Cennetlikem...

El Aleme Bakirem Cennetlikem, Kelamı Kadime Bakirem Cehennemlikem

Bayburtlu tövbe edip, günah işlememeye karar vermek istiyormuş, fakat şeytan, Bayburtlunun yakasından bir türlü düşmüyor, onu sürekli günah işlemeye teşvik ediyormuş. İki arada, bir derede kalan Bayburtlu, son çareyi etrafındakilere bakıp, onlardan örnek alıp, ona göre karar vermekte bulmuş. Etrafında bulunan arkadaşlarını örnek almaya kalkınca bakmış ki hepsi günahkar, ellerini kaldırıp, "Ey büyük Allah'ım, El aleme bakırem ben cennetlikem, dönüp Kelam-ı Kadim (Kuranı Kerim)'e bakırem cehennemlikem" demiş.
Peki, bu hikayeyi anlatmak nereden icap etti diye soracak olur iseniz, askere giden oğlumun, yemin törenine gitmek için on gün öncesinden uçak bileti aramaya başladım, bulamadım. Gideceğim yer Muğla olunca, ilk önce Dalaman aradım, yok!  Ardından İzmir'e gideyim, oradan Muğla'ya geçerim dedim,  yok!, Bari Antalya'ya gideyim oradan otobüsle Muğla'ya geçerim dedim, yine yer yok! , Kalktım bindim arabama 1040 km'lik yolu 12 saat gibi uzun bir zamanda kat etmek zorunda kaldım. Sağolsun şoförüm beni yormadı da, kendisi tek başına bu işi üstlendi.  
Yolda gelirken, beni en çok düşündüren şey fakir olup, olmadığımız konusu oldu. Bana sorarsanız orta halli bir iş adamıyım, kendime göre geçim derdim yok, ancak uçağa binmek istediğimde veya bir yere gitmek istediğimde iki kere düşünür, ondan sonra karar veririm. Şayet bu uçaklar doluyor ise, demek ki bu toplumun ekonomik sıkıntısı yok, ekonomik sıkıntısı olan bir ülkede Antalya, İzmir, Dalaman gibi turistik bir bölgeye gidebilmek için uçaklarda yer bulamıyorsak, bunu çok iyi düşünmemiz gerekir. Aynı Bayburtlunun dediği gibi; "Kendime bakırem uçağa binmem gerek, el aleme bakırem uçaklarda yer bulamirem", demek ki ülkemizde refah düzeyi yükselmiş!..
Otomobille bu kadar uzun yolu gelmenin zahmeti olsa da güzel tarafları da yok değil. İki saat ara ile durup, istirahat ettiğimiz mekânlarda güzel olaylarla karşılaştık. Afyon'a geldiğimizde güzel bir tesis bulup, ihtiyaçlarımızı giderelim diye durduğumuz tesiste alışveriş yaparken, yanımıza gelen müessese sahibi, "Hemşerim hoş geldiniz" deyince şaşırmadım desem yalan olur. Ta Afyon'daki tesisin sahibi Arsin'li çıkmasın mı. O arada bizim ufaklık, sucuk döneri isteyince asçı, "Ben de Rizeli'yim" deyince,  müessese sahibine, "Hayırdır hemşerim buraları parsellediniz mi yoksa" diye sormaktan kendimi alamadım. O da dedi ki "Doğrudur", karşıdaki fabrikayı göstererek, "Oranın sahibi de Of''lu biz bu bölgede hayli kalabalığız" dedi. Peki, buralarda size yerli, yabancı muamelesi yapılmıyor mu diye sorunca "Olur mu öyle şey, bilakis ekonomiye katkımız olsun diye teşvik ediliyoruz" dedi.
Bu olayı anlatmamın nedeni, kendi şehrimizdeki olumsuzlukların gerek ekonomiye, gerekse sosyal ve siyasal hayata verdiği zararı anlatabilmektir. Kısır çekişmeler, dalaşmalar, çekememezlikler, sen, ben kavgası şehrimize sürekli zarar vermektedir. Şu şuralı, bu buralı demeden şehre hizmet eden, bu şehri benimseyen herkesle el ele, gönül gönüle verip, hizmet etmek zorundayız.
Samsun'dan Denizli'ye kadar nerede ise, yolun tamamı çift şerit. Denizli- Muğla arası henüz tek şerit. Ancak etraftaki doğal güzellikler, çam ormanları, maki topluluğu insana hem gönül rahatlığı, hem zihin rahatlığı veriyor. İklimi ile yeşilliği ile, doğası ile cennet gibi bir ülkede yaşamanın mutluluğunu bilmemiz gerekiyor. Bu toprakları bizlere emanet eden ecdadımızı rahmet ve minnetle anarak, mekânları Cennet olsun diyor, Ege bölgesinden siz değerli okurlarıma saygı ve selamlarımı sunuyorum. 
Hoşçakalınız

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Adnan Bahadır Arşivi
SON YAZILAR