1. YAZARLAR

  2. Mert Varıcı

  3. CENNET VATANIN UĞRUNA
Mert Varıcı

Mert Varıcı

CENNET VATANIN UĞRUNA

A+A-

Önceki yazımda İstiklal Marşı Derneği panellerinde, konferanslarında konuşulan ve yazılan mevzulardan oluşan 'diline doladığıdır' şeklinde derlemelere yer vermiştim ve devamı geleceğini söylemiştim.

Okuduklarımı, gördüklerimi, izlenimlerimi duyduklarımı paylaşmak için burada bana bir köşe ayrılmakta. Zikredilen / zikredilmekte olan ve kendine mahsus duruşu, sarahate kavuşturan ifadelerden seçilmiştir.

İstiklal Marşı Derneği'nin diline doladığıdır:

-Sâlih olmakla güzel olmak aynı şeydir; bizim, estetikten başka bir derdimiz yok. Biz sadece güzel görünmek, ama göründüğümüzün hakkını vermek istiyoruz. Biz kendimizin fark edilmesini ancak çirkinliği düşman saydığımız, gâvur saydığımız ölçüde sağlayabiliriz. Çirkinler bizim karşımızda olacak ve biz çirkinlerin çirkinliğini gösterdiğimiz kadar birilerinin gözüne olduğumuz şekilde görüneceğiz.

-Bize dostluk gösterecek olan ancak kendine 'dost olarak Allah yeter' şiarını seçendir. Allah'ın dostluğunu istemeyenlerin bize dostluk göstermesini istememiz mümkün değildir.

-Bizim burada, itikadî bakımdan başkalarının bir şekilde imreneceği insanlar olmamız zarureti var. İtikadî haslete ermek, isteyenin, arayanın göreceği ve fark edeceği biri olmakla mümkündür. Müslümanlık iyinin fark edilmesi ve bu tefrikin yerine hiçbir şeyin konulamayacağının anlaşılmasıdır.

-İslâm'ın dışında hiçbir iyilik yoktur. İslâm'ın içinde hiçbir kötülük yoktur.

-Biz Hz. Adem (as)'den beri gelen, esası Allah'a teslimiyet olan dine mensup olmakla kendimizi huzur içinde hissediyoruz. Gayri müslim demek Allah'ın iradesi karşısında cüz'î de olsa bir irade hevesinde olan demektir. Bugün 'Müslümanım' diyen insanlar Yahudilerin ve Hıristiyanların onlara, 'İslâm budur' diye öğrettikleri şeyin içinde olmaktan rahatsız değiller.

-Türkiye'nin geleceğine dair tavrımız doğrudan itikadi tercihimizle alakalıdır. Bütün mesele; İbranî-Hıristiyan medeniyetin Türkiye'ye ve İslâm'a biçtiği yere ve bu yerin kaçınılmaz bir realite olduğuna rıza ya da red meselesidir. Bu rıza küfrün figüranlığına, red ise kulluğun asaletine râci'dir. Asaletini kaybettiğin vakit, vekâleten yaşadığın hayat cehenneme alıştırma yapmaktan başka bir şey değildir. 

-Biz kendi mevcudiyetimizin dünya içindeki yerini bilinçle kavramadıkça, gâvurlardan ödünç aldığımız kavramlar ve düşünme usulleriyle ancak cehenneme gidebiliriz.

-Dünyadan ahireti göremiyorsanız, müşriklere hak vermeden edemezsiniz. Allah'ın senin için seçtiği, senin dar kafanla seçtiğinin üstündedir. Bunu anlayabildiğin zaman ahiretten bahsedebilirsin. Günümüzde Müslümanlar kâfirler tarafından tanzim edilmiş hayat formlarının kaçınılmazlığını kabullenip bunun içinde bir hayır aramakla meşguller. Bizi terbiye edenin Allah olması lazım, gayrısı değil!

-Hayatımızın tanzim edilmesine itiraz etmediğimiz sürece asıl nizam vericinin Allah olduğunu unutmuş oluruz.

-Gayri müslim dünyanın en büyük gücü Müslümanların itikadî zaaflarıdır.

-Kur'an-ı Kerim biz bugünlerin belâsına uğramayalım diye nazil oldu.

-Müslümanlar asla şirke rıza göstermeme hususundaki hassasiyetleri dolayısıyla diğer dini geleneklerden ayrılırlar. Şayet 'Amerika'yla anlaşmadan bize bir alan tanınmaz' diyenlerden isek, 'Rabbimiz Allah'tır' demenin manasını izah edemeyiz. 

-Bizim ütopyamız küfr ile uzlaşmadan yaşanabileceğinin mümkün olduğunun derinden ve kesinlikle bilinmesi ve nihayet Allah'ın vaadinin gerçekleşeceğine imandır. Bizim ütopyamız bizim için hayırlı olanı dua ile talep etmemizdir.

-Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda... Dünyada cennet, kâfirlerin tasarladıkları gibi refah ve iktidar cenneti değildir. Dünyadaki cennet, insanın, cenneti özleyecek seviyeyi tutturmakla kazandığı cennettir. Cennete ancak, cenneti özleyecek kadar yükselebildiysen girebilirsin.

-Aslına bakarsanız, çok uğraşıp, zora girip didinerek yüksek bir şahsiyeti temsil etme menziline ulaşıldığı söylentisi doğru değildir. Zahmet veren iş kişiliğini sefilleştirmeye varan iştir. Adileşmek, oyunbazlık kılığını elde tutmak için çok çabalamak gerekir. Yalan söylemek, doğruyu konuşmaktan her zaman daha sıkıntılıdır. Hadis-i Şerif ne der: 'Bizi aldatan bizden değildir.’ Sadece bu hususu zihninde açıklığa kavuşturabilirsen kimlerle ne yapacağını bilmiş olur, birinin seni aldattığına kanaat getirdiğinde onun senden olmadığını anlamış olursun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.