1. YAZARLAR

  2. Adnan Bahadır

  3. BUNA ALGI OPERASYONU DENMEZSE NE DENİR?
Adnan Bahadır

Adnan Bahadır

BUNA ALGI OPERASYONU DENMEZSE NE DENİR?

A+A-

Beni tanıyanlar az çok nasıl bir şahsiyete sahip olduğumu bilirler. Yanlışı yapan kim olursa olsun asla yanında olmam, doğruyu yapan da isterse düşmanım olsun yanında dururum, bu benim karakterimin gereğidir. Gazetecilik mesleğinin en önemli kurallarından birisi yanlış yapanların yanlışlarını yazarken doğru yapanların da doğrusunu yazabilmektir. Siyaset de öyledir; sırf muhalefettesiniz diye iktidarın her yaptığına muhalefet etmeye gerek yok, yapılan doğru işlerin de takdir etmek gerekir. Gazetecilik mesleği manevi sorumluluğu çok olan bir meslektir. Toplumu yanlış yönlendirmek büyük bir vebaldir, olayların doğrusunu bilmeden yazıp çizmek yanlış bir şey ama doğrusunu bildiğiniz halde sırf algı operasyonu yapmak için yanlış yazıp insanları yanlış yönlendirmek çok daha ağır vebaldir. Bu mesleğe girme nedenimiz de toplumu sürekli yanlış bilgilendiren gazetecilerdir. Onlatın geçmişte yaptıkları yanlış algı operasyonları bizi bu işi yapmaya mecbur kıldı ama pişman da değiliz iyi ki girdik, toplum doğruları öğrenme imkânı buldu. Şimdi aynı o ‘gazatacılar’ algı operasyonları yapmaya çalışıyorlar ama bizim burada olduğumuzu unutuyorlar.

Bu detayı neden verdim diye düşünenleriniz olduğunu biliyorum ama bu kadar detay vermeden asıl konumuza girmek doğru olmazdı. Son günlerde sürekli olarak gündemde tutulmaya çalışılan konulardan birisi de Kurupelit’teki marina meselesi olunca olayın başlangıcında belediyede olan ve şimdide son durumunu araştırıp doğruları öğrenince gerçekten canım sıkıldı. İnsanlar bu kadar vicdansız, bu kadar merhametsiz, bu kadar insafsız nasıl oluyorlar anlamış değilim. Ben kimsenin avukatı değilim, yanlışı yapan kim olursa olsun asla affetmem, beni tanıyan bunu bilir. Belediye başkanlarının yanına da gitmem, seçimden bu güne dek bir buçuk yıldan fazla bir zaman geçti, merkezdeki başkanları sadece bir kez tebrik etmek için yanlarına gittim, o da seçimlerden yedi sekiz ay sonraydı. Onun dışında hiç birisinin yanına gitmiş değilim ama olup biten her şeyi en ince detayına kadar takip edip gerekli bilgileri almak için telefonla görüşür, olayların doğrusunu öğrenip sizlerle paylaşırım.

Marina konusu da bunlardan birisi, olayın ilk başladığı 2007’li yıllarda belediyedeydim, nasıl başladığını çok iyi biliyorum. O zaman buranın marina, yat limanı veya balıkçı barınakları her neyse olması için başta cukkacıbaşının vezir hazretlerinden talebi olmuştu. O da DLH’nin yapması için uğraştı ama muvaffak olamayınca Büyükşehir Belediyesinin bütçesinden yarı marina yarı dolgu uyduruk bir şey yaptılar. Merhum Kayıkçıbaşı da bu işle çok ilgilenmişti, o da denizi severdi, son zamanlarda da çok ilgi duymuştu denize. Merhum İhsan ağabeyin kayığıyla sürekli denize giderdi. Marinayla da bir hayli ilgilenmişti ama yapılan iş randıman vermemişti. Neden vermemişti; çünkü orada derenin getirdiği kumlar alüvyonlar oluşturmuştu, denizde hava sirkülasyonu yoktu, deniz çok kirlenmişti, etraf da kumdan geçilmemeye başlanınca çözüm bulma zarureti hasıl olmuştu.

Mustafa Demir başkan seçilince burayla ilgilenmeye başladı, eski Ulaştırma Bakanı Cahit Turan Bey Samsun’a gelince onu marinaya getirip önce burayla ilgili ne yapılabileceğini konuştu. Bakan, Ankara’ya gidince buranın modern bir marina olup olmayacağını tespit etmek üzere bir teknik heyet gönderdi. Teknik heyet buranın önce temizlenmesi halinde ne olacağını araştırdı, yapılan araştırma sonucunda on dört milyon liralık bir masrafla temizlenebileceğini ancak beş altı yıl sonra aynı duruma geleceğini o nedenle de farklı bir proje uygulamak suretiyle Karadeniz bölgesinin en güzel marinası olabileceği yönünde bir rapor verdi. Bunun üzerine Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, Ulaştırma Bakanını burayı Bakanlığın marina olarak yapması konusunda ikna etti. Şimdi yapılan ihale bu alanın marina projesinin ihalesidir yoksa basında yaygara çıktığı gibi dolgu projesi ihalesi değil. 

Bir haftadan beri çıkarılan tantanayı görünce konunun aslı astarı nedir diye bir araştırayım dedim, karşıma çıkan net ve resmi sonuç bu. Şimdi sorarım size; bu haberi yapanlar bu gerçekleri bilmiyor mu? Elbette ki biliyor ama sırf algı operasyonu yapıp toplumu farklı yönlendirmek için yapıyorlar. Allah aşkına bu kadar vicdansızlık olur mu? Basının derdi belli, tamamen duygusal talepleri karşılanmadığı için bunu yapıyorlar ama milletvekilleri neden bu işin doğrusunu öğrenmeden balıklama atlarlar anlamış değilim. Milletvekili hangi partili olursa olsun kamu kurumlarından istediği bilgiyi alır. Yapılan ihalenin dolgu ihalesi mi yoksa proje ihalesi mi olduğunu öğrenmek onlar için bir telefona bakar. Muhalefet yapsınlar sonuna kadar yanlarındayım ama toplumu yanlış yönlendirmek doğru değil. ‘Marina projesinde dolgu alanı da var mı?’ derseniz, elbette ki var. Oradaki teknelerin, kayıkların bakımı onarımı tamiri için ve insanların barınması için de alana ihtiyaç var. Olayları tahlil ederken bu ayrıntıları gözden kaçırmamak lazım, sırf üç kuruş alamadık diye algı operasyonu yapmanın âlemi yok. Biz de tek bir kuruş almıyoruz ama doğruyu yazmak görevimizin gereği, bilmem anlatabildim mi? Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
12 Yorum