TEHLİKELİ İNSAN: YALANCI VE İKİYÜZLÜ...
İnsan, hayatı boyunca en çok güvenerek yara alır. Güven; kalbin kapısını açmaktır. Kapıyı açtığınızda içeri sadece dostluk değil, ihanet de girebilir. Bu yüzden güven, sıradan bir duygu değil; ciddi bir risktir. Bu risk, yanlış kişiye verildiğinde bedeli ağır olur. Hele ki karşınızdaki insanın yalanını görmüşseniz, artık mesele basit bir hata olmaktan çıkar, karakter meselesine dönüşür. Yalan, çoğu zaman küçük bir cümle gibi görünür. Ama aslında o cümlenin arkasında saklanan büyük bir hainlik vardır. İnsan bazen hata yapar, yanlış söyler, eksik anlatır; bunlar insani zaaflardır. Lakin yalan; bilinçli bir tercihtir. Kişi, gerçeği bildiği hâlde farklı bir tablo çizer. Bu, sadece bir söz kusuru değil; ahlâkî bir kırılmadır. Çünkü yalan söyleyen insan, karşısındakinin aklını ve kalbini hafife almıştır.
İki yüzlülük ise bu kırılmanın süreklilik kazanmış hâlidir. İki yüzlü insan; ortama göre renk değiştirir, menfaate göre konuşur, çıkarına göre şekil alır. Onun için doğruluk sabit bir değer değil, kullanışlı bir araçtır. Bir yerde dost, başka bir yerde düşman olabilir. Bir ortamda sizi överken, başka bir ortamda sizi yerer. Bu yüzden iki yüzlü insanın sözü değil, duruşu sorgulanmalıdır. Çünkü onun asıl yüzü, çoğu zaman gizlidir. Böylesi bir insanın yalanını bir kere görmek, aslında büyük bir uyarıdır. Hayat, herkese ikinci bir ders vermez. Bazen ilk işaret, son fırsattır. O işareti görüp de görmezden gelmek; iyilik değil, kendine zulümdür. Çünkü aynı hatayı ikinci defa yaşamak, artık başkasının suçu değil, kişinin kendi tercihidir.
Elbette affetmek ayrı bir erdemdir. İnsan kin tutmamalı, kalbini karartmamalıdır. Affetmek; insanın kendi iç huzuru için gereklidir. Ancak affetmek, yeniden aynı güveni vermek anlamına gelmez. Her affedilen insan, yeniden güvenilecek insan değildir. Bazı insanlar affedilir ama mesafe korunur. Çünkü güven; sadece sözle değil, zamanla ve istikrarla inşa edilir. Toplumda en çok zarar görenler, iyi niyetli insanlardır. Çünkü onlar herkesi kendileri gibi zanneder. Kendi iç dünyalarının temizliğini başkalarına da atfederler. Oysa herkes aynı vicdan terazisine sahip değildir. Bazı insanlar için doğruluk bir yük, yalan ise bir kolaylıktır. Böyle bir dünyada, saf kalmak değil; şuurlu olmak gerekir.
Mü’min, merhamet sahibidir ama gaflet içinde değildir. “Aynı delikten iki defa ısırılmaz” sözü, sadece bir atasözü değil; hayatın değişmez bir kuralıdır. Çünkü iman, insana sadece iyi olmayı değil, aynı zamanda hikmetli olmayı da öğretir. Hikmet ise tecrübeyi dikkate almaktır. Tecrübeyi yok sayan bir iyilik anlayışı, zamanla sahibini yıpratır. Bazen insanlar, “Bir şans daha verelim” diyerek kendilerini teselli ederler. Oysa mesele şans vermek değil, gerçeği görmek meselesidir. Eğer karşınızdaki insan hatasını anlamış, pişmanlık duymuş ve davranışlarını değiştirmişse; elbette kapılar tamamen kapatılmaz. Ama çoğu zaman insanlar değişmez, sadece yöntem değiştirir. Dün yalanla gelen, yarın başka bir kılıkla gelir. Bu yüzden sözlere değil, dönüşüme bakılmalıdır.
Güven, bir ömürlük birikimdir ama bir anlık yalanla yıkılabilir. Kırılan bir bardak nasıl eski hâline dönmezse, kırılan güven de aynı berraklığa kavuşmaz. Yapılan tamirat; sadece görüntüyü kurtarır, özdeki çatlak kalır. İşte bu yüzden; yalanın olduğu yerde temkin, iki yüzlülüğün olduğu yerde mesafe gerekir.
İnsan kalbini herkese açmamalıdır. Her gülen yüz dost değildir, her güzel söz samimiyet taşımaz. Hayat, insanı bu gerçeklerle olgunlaştırır. Bazen en büyük ders, en acı tecrübelerle öğrenilir. Bir kere yalanını gördüğün ikiyüzlü insana ikinci defa güvenmek, aynı yarayı tekrar davet etmektir. İyilik yap ama kendini koru. Affet ama unutma. Anla ama aldanma. Çünkü insanın en büyük sorumluluğu; sadece başkalarına karşı değil, kendi kalbine karşı da dürüst olmaktır.
Yalan ve iki yüzlülük; iki büyük toplumsal tehlikedir. Bu iki davranış; samimiyetsizliğin ve güvensizliğin gerçek yüzü, karaktersizlerin sermayesidir. Yalanı ve ikiyüzlülüğü sermaye yapan bir insanın diğer insanlara yapmayacağı ihanet yoktur. Zaman içinde toplum bu karakterde olanları tanır. Ancak ne gariptir ki; bu tipler tanınıp bilinmelerine rağmen ihanetleri de devam eder. Karakter fakiri böylesi insanlara kredi açan toplumda kaos ve güvensizlik kaçınılmazdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.