MANİVELA OLMAK...
İnsan bazen konuştuğunu kendi sözü zanneder ama cümle başkasına aittir. Öfkelendiğini düşünür ama öfkenin sahibi başka biridir. Bir yere yürüdüğünü sanır fakat aslında itilmiştir. İşte buna “manivela olmak” denir. Manivela; kendi başına iş yapmayan, bir gücün hareket ettirdiği araçtır. İnsan da aklını, vicdanını ve iradesini başkasına teslim ettiğinde; düşünen değil kullanılan, yöneten değil yönlendirilen bir manivelaya dönüşür. Şeytanın en büyük başarısı, insanı günaha doğrudan çağırması değildir. Asıl başarısı; insanı başka insanların elinde bir araç hâline getirmesidir. Çünkü şeytan çoğu zaman kapıyı kendisi çalmaz; bir insanın diliyle konuşur, bir gözün bakışıyla girer, bir dost görüntüsüyle yaklaşır. Bu yüzden her kötülüğün arkasında görünmeyen bir akıl, her fitnenin arkasında bir yönlendirme vardır. İnsan fark etmeden birilerinin kinini taşır, nefretini yayar, kavgasını sürdürür. Sonra da kendisini “haklı mücadele veriyorum” diye avutabilir.
Tarih boyunca zalimlerin gücü; çoğu zaman kendi kuvvetlerinden değil, kullandıkları insanlardan gelmiştir. Firavun’un sarayı tek başına güçlü değildir. Onu güçlü yapan; önünde eğilenlerdir. Nemrut’un ateşi, odun taşıyanlar olmasa yanmazdı. Hz. Hüseyin’i şehit eden sadece birkaç kılıç değildi; sessiz kalanlar, korkanlar, alkışlayanlar ve menfaat uğruna susanlar da o acının ortağıydı. Zulüm, tek başına büyümez. Ona omuz veren manivelalar bulduğunda büyür. En tehlikeli manivela tipi ise iyi niyetli ama şuursuz insandır. Çünkü kötü insan zaten kötülüğünü gizlemez. Fakat saf, duygusal, araştırmayan ve sorgulamayan insanlar; çoğu zaman en büyük fitnelerin taşıyıcısı olur. Bir söz duyar, hemen yayar. Bir görüntü görür, hemen inanır. Bir iftira işitir, araştırmadan hüküm verir. Böylece kendi elleriyle kötülüğün hizmetçisi hâline gelir. Oysa Kur’an’ın en büyük emirlerinden biri “akletmek”tir. Çünkü aklını kullanmayan insanın iradesini başkası kullanır.
Sosyal medya çağında manivela olmak çok daha kolay hâle gelmiştir. İnsanlar düşünmeden paylaşım yapıyor, araştırmadan hüküm veriyor, bir videoyla öfkeleniyor, bir cümleyle düşman oluyor. Algılar; hakikatin önüne geçti. Kalabalıklar artık bilgiyle değil, duyguyla yönetiliyor. Kimin doğru söylediğine değil, kimin daha çok bağırdığına bakılıyor. Böyle olunca da insanlar şahsiyet olmaktan çıkıp sürü psikolojisinin parçasına dönüşüyor. Kalabalığın yön verdiği yerde vicdan susuyor. Oysa mü’min; her sözü tartan insandır. Her duyduğunu içine almayan, her gördüğüne teslim olmayan kişidir. Çünkü kulak da emanettir, dil de emanettir, akıl da emanettir. İnsanın ağzından çıkan her söz, taşıdığı her haber, destek verdiği her hareket ahirette karşısına çıkacaktır.
İnsanlar bazen; makam, para, alkış için bazen da din adına manivela olunur. Dini sloganlar, kutsal cümleler ve hamasi ifadeler kullanılarak insanlar yönlendirilir. Dini heyecanı olan ama ilmi derinliği olmayan insanlar; kolayca kullanılabilir. İnsan bazen en yakınlarının manivelası olur. Bir aile büyüğünün öfkesiyle hareket eder, bir dostunun kiniyle düşmanlık üretir, bir grubun çıkarı için şahsiyetini kaybeder. Halbuki Allah insana bağımsız bir vicdan vermiştir. Mahşer günü hiç kimse başkasının arkasına saklanamayacaktır. “Beni onlar yönlendirdi” mazereti kabul edilmeyecektir. Çünkü Allah insana akıl vermiş, doğruyu yanlıştan ayıracak fıtrat yüklemiştir. Bu nedenle bazen yalnız kalmak, kalabalığa karışmaktan daha değerlidir. Herkesin alkışladığı yerde susabilmek, herkesin saldırdığı yerde adaletli kalabilmek büyük bir ahlak işidir. Şahsiyet sahibi insan; rüzgârın yönüne göre eğilen değil, hakikatin yanında duran insandır. Çünkü manivela olanlar günü kurtarır ama şahsiyet sahibi olanlar tarih bırakır.
Bugün dünyanın en büyük problemi bilgi eksikliği değil, şahsiyet eksikliğidir. İnsanlar düşünmeyi bıraktıkça kullanılmaya başlıyor. Kullanılan insan ise önce başkasına zarar verir, sonra kendisini tüketir. Çünkü iradesini teslim edenin özgürlüğü kalmaz. Başkasının öfkesiyle yaşayanın huzuru olmaz. Başkasının hesabına çalışan, sonunda kendi hesabını kaybeder. İnsanın en büyük özgürlüğü; kendi vicdanıyla hareket edebilmesidir. Her sözü sorgulamak, her çağrıya teslim olmamak, her kalabalığa karışmamak gerekir. Manivela olmak kolaydır. Zor olan; aklıyla düşünen, vicdanıyla tartan ve şahsiyetiyle yaşayan insan kalabilmektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.