CAHİLİYE KÜLTÜRÜNDE KIZ ÇOCUKLARI...
Bir toplumun medeniyet seviyesi; kurduğu şehirlerle, kazandığı savaşlarla veya biriktirdiği servetle değil, en zayıfına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bir toplum, kadınını, yaşlısını, engellisini ve özellikle de çocuğunu koruyabiliyorsa medenidir, aksi hâlde en gösterişli şehirlerde yaşasa bile cahiliyetten kurtulmuş sayılmaz. İslam'dan önce Arap Yarımadası'nda yaşanan en acı hadiselerden biri, bazı kabilelerde görülen "ve'd", yani kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi uygulamasıdır.
Bazı arap kabilelerde; ekonomik sıkıntılar, kabilecilik anlayışı, namus endişesi ve erkek merkezli hayat anlayışı sebebiyle kız çocukları daha dünyaya gözlerini açar açmaz ölümle karşı karşıya bırakılıyordu. Kur'ân-ı Kerîm, bu insanlık suçunu tarihin unutulmaz ayetleriyle mahkûm etmiştir. Rabbimiz, "Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman..." (Tekvîr, 8-9) buyurarak, kıyamet gününde mazlumun hakkının mutlaka sorulacağını haber vermektedir. Dikkat edilirse Allah Teâlâ, katile değil, öldürülen masum kıza hitap etmektedir. Bu, zalimin işlediği suçun büyüklüğünü bütün insanlığa ilan eden ilahî bir hitaptır.
Kur'an ayrıca fakirlik korkusuyla çocuk öldürmeyi de kesin bir şekilde yasaklamıştır; "Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizin de onların da rızkını Biz veririz." (En'âm, 151). Çünkü rızkı veren anne-baba değil, Allah'tır. İnsan, Allah'ın verdiği can üzerinde tasarruf sahibi değildir. İslam gelince yalnızca bu vahşeti yasaklamakla kalmamış, kız çocuklarının değerini bambaşka bir yere taşımıştır. Cahiliyenin utanç sebebi saydığı kız evlat, İslam'da rahmet vesilesi olmuştur. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), kız çocuklarını güzelce yetiştiren anne-babalar için cennet müjdesi vermiştir. Kendi hayatı da bunun en güzel örneğidir. Kızı geldiğinde ayağa kalkar, onu sevgiyle karşılar, yerine oturturdu. O günün insanı için bu davranış başlı başına bir eğitimdi. Resûlullah, sadece sözle değil, hayatıyla da cahiliye anlayışını yıkmıştır.
Cahiliye, sadece belirli bir tarih diliminin adı değildir. Cahiliye; Allah'ın ölçülerinden uzaklaşılan her zamanın ve her toplumun ortak hastalığıdır. Bugün hiç kimse kız çocuklarını çölde diri diri toprağa gömmüyor olabilir. Fakat çocuklarını sevgisizliğe gömenler, merhametsizliğe gömenler, ihmalin içine gömenler, eğitimsizliğe mahkûm edenler, şiddetin ortasında büyütenler, sırf cinsiyetinden dolayı değersiz görenler vardır. O hâlde cahiliye şekil değiştirmiş, fakat tamamen ortadan kalkmış değildir. Bugün dünyanın birçok yerinde milyonlarca kız çocuğu eğitim hakkından mahrum bırakılıyor. Kimisi savaşların ortasında büyüyor, kimisi çocuk yaşta evlendiriliyor, kimisi insan ticaretinin kurbanı oluyor, kimisi de modern dünyanın tüketim kültürü içinde bir reklam malzemesine dönüştürülüyor.
Dün; toprağa gömülen bedenler vardı, bugün ise; ruhları, hayalleri ve umutları gömülen çocuklar var. Çahiliye bazen kumla, bazen de modern hayatın parıltısıyla insanı kuşatabiliyor. İslam ise; kız veya erkek ayırmadan bütün çocukları Allah'ın emaneti kabul eder. Çocuk; anne-babanın malı değil, Rabbin emanetidir. O emanete iyi bakmak, onu güzel ahlakla yetiştirmek ve hayata hazırlamak kulluğun bir gereğidir. Çünkü her çocuk, yaratılışı itibarıyla tertemiz bir fıtrat üzere dünyaya gelir. O fıtratın korunması, aileye ve topluma verilmiş büyük bir sorumluluktur.
Çocukları sadece aç bırakmamak yetmez; sevgisiz bırakmamak da gerekir. Sadece okula göndermek yetmez; ahlakla buluşturmak da gerekir. Sadece meslek sahibi yapmak yetmez; merhamet sahibi yapmak da gerekir. Diploma insanı başarılı yapabilir; fakat güzel ahlak insanı değerli yapar. Kız evlat; bir evin rahmeti, bir annenin sırdaşı, bir babanın duası, bir toplumun vicdanıdır. Onu küçümseyen toplumlar, aslında kendi geleceklerini küçültmüş olurlar. Nitekim tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Kadını hor gören toplumlar huzuru, aileyi ve nesli de kaybetmiştir.
Kur'ân'ın cahiliye dönemini anlatmasının sebebi; geçmişi kınamak değil, geleceği inşa etmektir. Mümin, tarihi okumakla yetinmez; tarihten ders çıkarır. Çünkü ibret alınmayan tarih, kendini farklı şekillerde tekrar eder. Cahiliyenin toprağa gömdüğü kız çocuklarını, İslam insanlığın baş tacı yapmıştır. İnsanlığa düşen görev; Allah'ın emanet ettiği bütün çocuklara merhametle yaklaşmak, onları bilgiyle, ahlakla ve imanla büyütmektir. Bir çocuğu yaşatmak sadece bir insanı değil, bir nesli yaşatmaktır. Bir çocuğun gönlüne umut ekmek; geleceğin medeniyetine tohum ekmektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.