GUGUK KUŞU VE İNSAN
Yüce Allah'ın yarattığı her canlı, insan için ayrı bir ibret vesilesidir. Kimi çalışkanlığıyla, kimi sadakatiyle, kimi de davranışlarıyla insana ders verir. Guguk kuşu da bunlardan biridir. Bu kuşun en dikkat çekici özelliği, yuvasını yapmaması ve yavrusunu kendi emeğiyle büyütmemesidir. Yumurtasını başka kuşların yuvasına bırakır, yükü başkasına, nimeti kendisine ait olur. Başka kuşlar farkında olmadan o yumurtayı korur, üzerine yatar, çıkan yavruyu besler ve büyütür. Hatta birçok durumda guguk yavrusu büyüdüğünde yuvadaki gerçek yavruları dışarı atar ve bütün nimeti tek başına tüketir.
Bazı insanlar vardır ki, emek vermeden kazanç elde etmek, sorumluluk almadan sonuçlardan faydalanmak isterler. Dostlukları menfaat kadardır. İhtiyaçları olduğunda kapınızı aşındırırlar, işleri bitince sizi hatırlamazlar. Vefa yerine çıkarı, sadakat yerine hesabı tercih ederler. Yüce Allah; "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır." (Necm, 39)buyurmaktadır. Bu ilahi ölçü, hayatın temel prensibini ortaya koymaktadır. Elde edilen nimetin arkasında emek olmalıdır. İnsan, başkasının omuzlarına yük yükleyip kendisi rahat yaşamaya çalışmamalıdır.
İslam'ın istediği insan tipi; alan değil veren, sömüren değil üreten, tüketen değil paylaşandır. Günümüzde bazı ilişkiler tamamen çıkar eksenli hâle gelmiştir. İnsanlar birbirlerini Allah için değil, sağlayacakları fayda için sevmeye başlamışlardır. Makam varsa dostluk vardır, para varsa ilgi vardır, güç varsa yakınlık vardır. Güç ve menfaat ortadan kalkınca birçok ilişkinin de dağılıp gittiği görülmektedir. Peygamber Efendimiz; "Mümin, insanların arasına karışan ve onların eziyetlerine sabreden kimsedir." (Tirmizî)buyurmuştur. Gerçek mümin, insanlardan sadece almak isteyen değil, onlara faydalı olmaya çalışan insandır. Nitekim başka bir hadis-i şerifte; "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır." buyurulmuştur.
Günümüzde, iki farklı insan tipi görülmektedir. Birinci grup; bulunduğu yere değer katan insanlardır. Girdikleri ortama huzur getirir, yük paylaşır, fedakârlık yapar, çevresindekileri güçlendirirler. İkinci grup ise; sürekli alan, sürekli tüketen, sürekli isteyen ama vermeye yanaşmayan insanlardır. Bunlar tıpkı guguk kuşunun yavrusu gibi başkalarının emeği üzerinde yükselmeye çalışırlar. Oysa İslam ahlâkı bunun tam tersini öğretmektedir. Ensar ile Muhacir kardeşliğinde; Medineli Müslümanlar, Mekke'den gelen kardeşlerine evlerini, mallarını ve gönüllerini açmışlardır. Onlar menfaat hesabı yapmadılar. Allah rızasını dikkate aldılar. Bunun için Kur'an onları övgüyle anmıştır. Menfaat üzerine kurulan dostlukların ömrü kısa olur. Çünkü menfaat değişkendir. Bugün var olan yarın yok olabilir. Ancak Allah rızası üzerine kurulan dostluklar kalıcıdır. Vefa, sadakat ve samimiyet böyle ilişkilerin temelidir. İşte bu yüzden büyüklerimiz; "Vefa imandandır" demişlerdir.
Menfaat insanı körleştirebilir. Menfaatperest kişi çoğu zaman kendisine yapılan fedakârlıkları göremez. Her şeyi hak edilmiş bir kazanç gibi düşünür ve elde etmeyi bekler. Hâlbuki nimetlerin kıymetini bilen insan, hem Rabbine hem de insanlara karşı teşekkür duygusunu korur. Hayatın sonunda geriye; makamlar, paralar ve çıkar ilişkileri kalmayacaktır. Geriye bırakılan güzel izler, yapılan iyilikler ve gösterilen vefa kalacaktır. Guguk kuşunun hikâyesinde insan için büyük bir ibret vardır. Kendi emeğiyle ayakta duranlar belki çok yorulur, fakat hem insanların hem de Allah'ın nazarında değer kazanırlar. Gerçek büyüklük almakta değil, verebilmektedir. Gerçek zenginlik biriktirmekte değil, paylaşabilmektedir. Gerçek insanlık menfaatin değil, vefanın peşinden gitmektedir. İnsan; guguk kuşu olmamalıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.