KUR’AN’DAN MUTLULUK SIRLARI..
Kur’an’ın mutluluk reçetesinin ilk maddesi kibirden uzak durmaktır. Çünkü kibir, insanın hem Allah ile hem de insanlarla arasına görünmez duvarlar örer. İsra Suresi’nde, “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme” buyurulurken, insana haddini bilmesi öğretilir. Kendini olduğundan büyük görmek, mutluluğun değil huzursuzluğun başlangıcıdır. Alçak gönüllü insan ise sürekli yarışmak zorunda kalmaz, olduğu gibi yaşayabilir. Kur’an’ın ikinci büyük ilkesi umudu kaybetmemektir. Hayatın her döneminde insan sıkıntılarla karşılaşır. Hastalıklar, kayıplar, ekonomik problemler ve çeşitli imtihanlar yaşar.
Bakara ve Tevbe surelerinde verilen mesaj açıktır; “Ümitsizlik mümine yakışmaz.” En karanlık gecenin ardından sabahın geldiğini bilen insan, fırtınalara karşı daha dayanıklı olur. Kur’an ayrıca insanı hırsın kölesi olmaktan kurtarmak ister. Tekâsür Suresi’nde, çoğaltma yarışının insanı nasıl oyaladığı anlatılır. Modern dünyanın en büyük hastalıklarından biri de budur. Daha büyük ev, daha lüks araba, daha fazla para, daha fazla takipçi insanın gururunu okşar. Fakat insanın ihtiyaçları ile hırsları arasındaki mesafe açıldıkça huzuru da azalır. Kanaat ise insanın sahip olduklarını fark etmesini sağlar. Mutluluk çoğu zaman elde edilenlerde değil, fark edilenlerdedir.
Kur’an’ın dikkat çektiği bir başka gerçek de insanın yalnız yaşayamayacağıdır. Rum Suresi’nde sevgi ve merhamet üzerine kurulan ilişkilerin Allah’ın ayetlerinden olduğu belirtilir. İnsan, çevresindekilerin mutsuzluğu üzerine kendi mutluluğunu inşa edemez. Eşler, çocuklar, dostlar ve komşular hayatın huzur iklimini oluşturan unsurlardır. Bu nedenle Kur’an kardeşliği, yardımlaşmayı ve paylaşmayı teşvik eder. Mutluluğun önemli kaynaklarından biri de affedebilmektir. Furkan Suresi’nde müminlerin cahillerle karşılaştıklarında selametle geçtikleri anlatılır. Her söze cevap vermek, her kavgaya girmek ve her haksızlığın intikamını almaya çalışmak insanın ruhunu yorar. Affetmek karşıdakini değil, kişinin kendisini özgür bırakmaksıdır. Kin yükü taşıyan insan uzun yol yürüyemez.
Kur’an, insanın ölüm gerçeğinden kaçmamasını da öğütler. Ölümü konuşmaktan korkan modern insan, aslında hayatı da tam anlamıyla yaşayamaz. Ölümün farkında olan kişi ise zamanın kıymetini bilir. Küçük meseleleri büyütmez. Kırgınlıkları uzatmaz. Sahip olduklarının değerini daha iyi anlar. Çünkü faniliğin farkında olmak, hayatı anlamlı kılar.
Anne ve babaya saygı, Kur’an’ın mutluluk reçetesindeki en önemli maddelerden biridir. İsra Suresi’nde bırakınız kötü davranmayı, “öf” bile dememek emredilir. Anne-babanın duasını alan insanın hayatında manevi bereket oluşur. Nice insanlar vardır ki servet sahibidir fakat huzuru yoktur. Nice insanlar da vardır ki anne-babasının gönlünü almış, bunun bereketiyle huzurlu bir hayat sürmektedir.
Kur’an’ın üzerinde önemle durduğu bir diğer konu doğruluktur. Saff Suresi’nde yapmayacağınız şeyi söylememeniz istenir. Yalanın kısa vadede fayda sağladığı düşünülebilir; ancak uzun vadede insanın güven sermayesini tüketir. Güven ise hem ticaretin hem dostluğun hem de aile hayatının temelidir. Güvenilir insan, gittiği her yerde huzur taşır.
Mutluluğun sırlarından biri de paylaşabilmektir. İnsan verdikçe eksilmez; aksine ruhu zenginleşir. Cimrilik insanı yalnızlaştırırken, cömertlik insanı gönüllere taşır. Paylaşmanın verdiği huzur, çoğu zaman sahip olmanın verdiği mutluluktan daha büyüktür. Kur’an’a göre mutluluk; çok şeye sahip olmak değil, doğru bir kalbe sahip olmaktır. Kibir yerine tevazu, umutsuzluk yerine tevekkül, bencillik yerine paylaşmak, öfke yerine affetmek, hırs yerine kanaat, yalan yerine doğruluk ve korku yerine Allah’a güven koyabilmektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.