HUZUR VE UMUT...

Umudu biten insanın; yürüyüşü yavaşlar, heyecanı söner, bakışları kararır. Huzuru kaybolan insan ise; kalabalıkların içinde yalnız, servetin içinde fakir, kahkahaların arasında mutsuz olur. Huzur; dış dünyanın verdiği geçici bir rahatlık değil, iç dünyanın kurduğu derin bir dengedir. Umut ise; yarının bugünden daha güzel olabileceğine dair kalbin taşıdığı ilahi bir rahmettir. İnsanlığın en büyük ihtiyacı; ekmekten önce huzur, servetten önce umuttur. İnsanların evleri büyümüş ama gönülleri daralmıştır, imkânlar çoğalmış ama mutluluk azalmıştır, teknoloji ilerlemiş ama insanlar birbirinden uzaklaşmıştır. Kalabalık içinde yaşamayı başarmış ama umutla yaşamayı unutmuştur. Dünyayı imar etme yarışına girmiş ama ahireti hesaba katmamıştır.

Huzur; sadece sessizlik değildir. Mezarlık da sessizdir ama huzurlu değildir. Huzur; insanın vicdanıyla kavga etmemesidir. İç dünyasında mahkeme kurmamasıdır. Haramla büyümemiş bir lokmanın verdiği rahatlıktır. Kul hakkı yememiş olmanın verdiği hafifliktir. Gece başını yastığa koyduğunda korkmadan uyuyabilmektir. İnsan bazen küçük bir odada huzurlu olur, bazen sarayda bile daralır. Çünkü huzur; mekânda değil, mânâdadır. Umut da böyledir. Umut; şartların iyi olması değil, kalbin diri olmasıdır. Hz. Yusuf kuyuya atıldığında umut sahibidir. Hz. İbrahim ateşe yürürken umut sahibidir. Peygamber Efendimiz Mekke’de taşlandığında da umut sahibidir. Çünkü onların umudu; insanlara değil Allah’a dayanmıştır. İnsana dayanan umut kırılır, makama dayanan umut yıkılır, paraya dayanan umut tükenir. Ama Allah’a dayanan umut çökmez. Çünkü ilahi rahmetin kapısı kapanmaz.

Bugün birçok insanın yüzünde yorgunluk, gözlerinde karanlık vardır. Çünkü sürekli kötü haberlerle, korkularla, kıyaslarla beslenen bir dünya oluşmuştur. İnsanlar artık birbirinin mutluluğuna sevinemiyor. Sosyal medya, insanların hayatını paylaşma alanı olmaktan çıkıp yarış pistine dönüşmüştür. Herkes mutlu görünmeye çalışmakta ama kimse gerçekten huzurlu değildir. Çünkü huzur gösterişle değil, teslimiyetle gelir. Bazı insanlar vardır; yanında oturunca bile insan rahatlar. Konuşması sessiz ama tesiri yüksektir. Yüzünde kibir değil sükûnet vardır. Kalbi temiz insanın sesi bile insana iyi gelir. Bazı insanlar da vardır ki; girdikleri yere stres taşırlar. Sürekli şikâyet eder, sürekli karamsarlık yayarlar. Çünkü umut taşımayan insan, etrafına da karanlık taşır.

Huzur ve umut birbirinin kardeşidir. Umutsuz insan huzuru koruyamaz. Huzursuz insan da umut üretemez. Bunun için insan önce iç dünyasını temizlemelidir. Kinle dolu bir kalpte huzur barınmaz. Haset taşıyan bir gönülde umut yeşermez. Sürekli geçmişe ağlayan insan geleceği inşa edemez. İnsan bazen her şeyi kaybeder ama yine de ayakta kalır. Çünkü onu ayakta tutan şey malı değil, umududur.

Nice insanlar vardır; cebinde para yoktur ama içinde umut taşır. Nice insanlar da vardır; serveti çoktur ama ruhu iflas etmiştir. İnsanı yaşatan şey sadece maddi güç değildir. Kur’an’ın en önemli mesajlarından biri busdur; “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” Çünkü ümidin bittiği yerde hayat kararır. Şeytan insanın önce moralini yıkar, sonra direncini kırar. Ümitsiz insan; teslim olur, mücadeleyi bırakır, içten çöker. Oysa mümin insan; düşse bile yeniden ayağa kalkmasını bilir.

Huzur sahibi olmak için insanın her istediğine sahip olması gerekmez. Bazen azla yetinmek, çoğu istemekten daha büyük zenginliktir. Kanaat; huzurun kapısıdır. Şükür ise umudun anahtarıdır. Sürekli eksiklerine bakan mutsuz olur. Elindekilerin kıymetini bilen ise huzuru yakalar. Hayat; tamamen mutlu olma yeri değildir. Dünya imtihan yeridir. Acı da olacak, kayıp da olacak, gözyaşı da olacak. Bazen bir dua, bir secde, bir güzel söz, bir samimi dost, bir ayet, bir gözyaşı; insanın bütün karanlığını dağıtmaya yetmektedir. Allah, kulunun en karanlık gecesini; en güzel geleceğin başlangıcı yapar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR