GÜVENİN ÇÖKÜŞÜ...

İnsan topluluklarını yıkmak için her zaman; silaha, paraya veya büyük ordulara ihtiyaç duyulmaz. Bazen bir fısıltı, bazen isimsiz bir ihbar, bazen de "Dikkat edin, aranızda hain var!" sözü, yıllarca kurulmuş güveni birkaç gün içinde yerle bir etmeye yeter. Çünkü güven ağır ağır inşa edilir, şüphe ise rüzgâr gibi yayılır.

Şüphe; delil aramaz, açıklama beklemez, ispat istemez. Onun en büyük gücü; insanların zihninde oluşturduğu belirsizliktir. Bir defa şüphe tohumu ortama düştü mü, artık herkes birbirine farklı gözle bakmaya başlar. Aynı sofrayı paylaşanlar birbirinden kuşku duyar, aynı davaya omuz verenler birbirini sorgular. Böylece dışarıdaki düşman hiçbir şey yapmadan içeride çözülme başlar. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Devletler, cemiyetler, ilim halkaları, siyasi hareketler ve hatta aileler bile çoğu zaman dış saldırılarla değil, içeride büyütülen güvensizlikle sarsılmıştır. Çünkü insanlar birbirine güvenmediğinde ortak hedef de kaybolur. Aynı gemide bulunanlar, gemiyi yüzdürmek yerine birbirinin kamarasını kontrol etmeye başlar.

Kur'ân-ı Kerîm bu sebeple zanna karşı çok açık bir uyarıda bulunur; "Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır..." (Hucurât,12). Allah Teâlâ, "Bütün zanlardan uzak durun." dememiştir; fakat insanı hakikatten uzaklaştıran, delile dayanmayan zanların toplumu çürüteceğini haber vermiştir. Çünkü zan; gerçeğin değil, vehmin ürünüdür.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de bu tehlikeyi şöyle haber verir; "Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır." Bu hadis, sadece bireysel ahlâkı değil, toplumsal huzuru da koruyan büyük bir ilkedir. Zira yalan bazen bir kişinin dilinden çıkar, zan ise yüzlerce insanın kalbine aynı anda girer. İftiranın en tehlikeli tarafı, hedef aldığı kişiden çok, çevresini zehirlemesidir. Bir insan hakkında ortaya atılan asılsız bir iddia, sadece onun itibarını değil; ona güvenen insanların da birbirine olan inancını yaralar. Böylece fitne amacına ulaşmış olur.

Bugün sosyal medya çağında bu tehlike daha da büyümüştür. Kim olduğu bilinmeyen bir hesap, isimsiz bir paylaşım veya doğrulanmamış bir mesaj, milyonlarca insana birkaç dakika içinde ulaşabiliyor. İnsanlar araştırmadan inanıyor, düşünmeden paylaşıyor, sorgulamadan hüküm veriyor. Dijital çağ, bilginin hızını artırırken, güvenin hızını maalesef düşürüyor.

Oysa Müslümanın ölçüsü, duyduğu her haberi hemen kabul etmek değildir. Kur'ân, "Size bir fasık haber getirirse onu araştırın." (Hucurât,6) buyurarak haber ahlâkını öğretmiştir. Araştırmadan hüküm vermek; adaletin değil aceleciliğin eseridir. Nice masum insanlar, doğrulanmamış sözler yüzünden ömür boyu taşıyacakları yaralar almıştır.

Toplumları dağıtmak isteyenler, önce güveni hedef alırlar. Çünkü güven çökerse birlik çöker, birlik çökerse güç çöker, güç çökünce de geriye birbirinden şüphe eden yalnız insanlar kalır. Bu yüzden "Aranızda hain var." cümlesi çoğu zaman bir bilgi değil, psikolojik bir operasyondur. Asıl hedef haini bulmak değil, insanların birbirine güvenmesini engellemektir.

Mümin, basiret sahibidir. Duyduğu her sözü doğru kabul etmez, gördüğü her manzaraya da hemen hüküm vermez. Adaletle düşünür, delille konuşur, vicdanla karar verir. Çünkü bilir ki bir insanın haysiyetini korumak, Kâbe'nin hürmetini korumak kadar büyük bir sorumluluktur. Dillerin kolayca söylediği ithamlar, bazen yıllarca telafi edilemeyecek kırgınlıklara dönüşür.

Bir toplumu ayakta tutan sadece ortak hedefler değil, ortak güvendir. Güven kaybolduğunda en güçlü yapılar bile içten çöker. Şüphe ise hakikatin değil, fitnenin en sevdiği silahtır. Bu sebeple mümin; zanla değil bilgiyle, dedikoduyla değil delille, öfkeyle değil adaletle hareket eder. Çünkü hakikat, fısıltılarda değil; doğruluk, adalet ve sağlam deliller üzerinde yükselir.

Bu konu, günümüzde yaşanan sosyal ve siyasal hadiselerle yakından ilgili olduğu için; hem Kur'an ve sünnet ölçülerini, hem de tarihî tecrübeyi birlikte değerlendiren önemli bir ibret taşımaktadır. Bu sebeple müminin en büyük sorumluluklarından biri, duyduğu her sözü taşımak değil; doğruluğunu araştırmak ve güveni korumaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Kesmen Arşivi
SON YAZILAR