Bakmak ve görmek
Her gün aynı sokaktan geçiyoruz. Aynı kaldırım taşlarına basıyoruz, aynı esnafın önünden geçiyoruz, aynı yüzleri görüyoruz. Ama hiç kimse aynı hayatı yaşamıyor. Hatta çoğu zaman, birbirimizin ne yaşadığını zerre kadar bilmiyoruz.
Sabah işe yetişmeye çalışan biriyle, o sokakta amaçsızca yürüyen biri arasındaki fark sadece hız değil. Biri bir yerlere yetişmeye çalışıyor, diğeri çoktan bir şeyleri kaçırmış gibi yürüyor. Ama dışarıdan bakınca ikisi de “yürüyen insan.”
Biz artık birbirimizi böyle görüyoruz: yüzeyden.
Birinin omuzları düşükse “yorgundur” deyip geçiyoruz, gözleri dalgınsa “uykusuzdur”Her şeyi basit açıklamalarla kapatıyoruz çünkü derinine inmeye ne vaktimiz var ne de isteğimiz. Belki de korkumuz var.
Çünkü derine inince şunu fark etme ihtimali var:
Hepimiz sandığımızdan daha kırığız.
Bu şehirde (ve aslında her şehirde) insanlar iki hayat yaşıyor. Biri dışarıya gösterdiği, diğeri içine gömdüğü. Ve çoğu zaman, o içteki hayat çok daha gerçek.
Bir kafede kahkaha atan birini görüyorsun. Masadan kalktıktan sonra içinden geçenleri bilmiyorsun. Belki de o kahkaha, günün tek “rolüydü.”
Bir esnaf “hayırlı işler” diyor sana. Sen yoluna devam ediyorsun. Ama o adamın akşam dükkanı kapattıktan sonra ne düşündüğünü hiç merak etmiyorsun.
Çünkü alıştık.
Her şeyi yüzeyden yaşamaya alıştık. Derinlik yorucu geliyor artık.
Ama şöyle bir çelişki var:
Derinlikten kaçtıkça, hayat daha anlamsız gelmeye başlıyor.
İnsan bazen bunu çok geç fark ediyor.
Aynı sokaktan geçmeye devam ediyoruz. Aynı şeyleri yapıyoruz. Aynı günleri yaşıyoruz. Ama içten içe bir şey eksik gibi hissediyoruz. O eksik şey genelde büyük bir anlam değil, çok daha basit bir şey:
Gerçek temas.
Birine gerçekten bakmak, birini gerçekten duymak, bir anlığına rol yapmayı bırakmak. Bakmak değil, görmek.
Belki de mesele bu kadar basit.
Ama basit olan şeyler en zor gelenler oluyor.
Bugün yine aynı sokaktan geçeceksin.
Hiçbir şey değişmeyecek gibi görünecek.
Ama istersen küçük bir şeyi değiştirebilirsin:
Birini gerçekten görmeyi deneyebilirsin.
Belki hiçbir şey olmaz.
Belki de her şey oradan başlar.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.