Yorgun çağın insanları

Son yıllarda insanların yüzüne biraz dikkatli bakmak yeterli. Büyük acılar yaşamış olmalarına gerek yok. Büyük başarısızlıklar yaşamış olmalarına da. Yine de çoğunun üzerinde tarif edilmesi zor bir yorgunluk var.

Bu yorgunluk bedenden çok ruhta birikiyor.

Eskiden insanlar geleceği düşünürdü. Bugün ise birçok insan sadece günü kurtarmaya çalışıyor. Uzun vadeli hayaller kurmak bile lüks gibi görülüyor. Çünkü yarının ne getireceğine dair duyulan güven her geçen gün biraz daha azalıyor.

Belki de umutsuzluğun en tehlikeli yanı budur. İnsan üzgünken mücadele edebilir. Kızgınken direnebilir. Ama umudunu kaybetmeye başladığında hareket etmeyi bırakır. Hayat devam ederken kendisi seyirciye dönüşür.

Sokaklar kalabalık, kafeler dolu, trafik her zamanki gibi yoğun. Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünüyor. Fakat biraz sohbet edildiğinde insanların aynı cümlelerde buluştuğu fark ediliyor: “Ne olacağı belli değil.” “Bir şeylerin düzeleceğine inanmıyorum.” “Eskisi gibi heyecanlanamıyorum.”

Belki de çağımızın görünmeyen salgını budur. Umutsuzluk.

Ne bir hastane kaydında görünür ne de bir raporda. İnsan işe gider, arkadaşlarıyla konuşur, günlük hayatını sürdürür. Ama içinde sürekli eksilen bir şey vardır. Geleceğe duyulan inanç.

Yine de insanlığın bütün hikâyesi, zor zamanlarda umut üretmeyi başarabilen insanların hikâyesidir. Çünkü umut, şartlar düzeldiğinde ortaya çıkan bir duygu değil; şartlar kötü olsa bile vazgeçmemeyi seçebilmektir.

Belki bugün ihtiyacımız olan şey, büyük vaatler ya da mucizeler değildir. Belki sadece yarına bakıp “Bir ihtimal daha var” diyebilmek yeterlidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammet Torun Arşivi
SON YAZILAR