RAMAZAN, HÂYA VE CÖMERTLİK...
Toplumları ayakta tutan şey yalnızca kanunlar, kurumlar ve ekonomik güç değildir. Asıl olan; insanların karakterinde yaşayan değerlerdir. Bir toplumda değerler zayıfladığında, en güçlü kurumlar bile ayakta kalmakta zorlanır. Çünkü medeniyetlerin gerçek temeli, insanın ahlâkıdır. Bu ahlâkın iki temel direği ise hayâ ve cömertliktir. Hayâ, insanın iç dünyasını koruyan bir edep perdesidir. Cömertlik ise insanın elini ve gönlünü açan bir fazilettir. Biri insanı içten korur, diğeri dışa doğru genişletir. Biri insanın sınırlarını belirler, diğeri ise paylaşmanın kapılarını açar. Bu iki değer bir araya geldiğinde hem insanın şahsiyeti güçlenir hem de toplum huzur bulur.
İnsanlık tarihi incelendiğinde görülür ki; hayânın zayıfladığı, cömertliğin kaybolduğu toplumlarda ahlâk da çözülmeye başlamıştır. Çünkü hayâ insanın kendini sınırlamasıdır. Kendi nefsine “burada dur” diyebilmesidir. Hayâsı olan insan haddini bilir, ölçüyü korur ve davranışlarının bir sınırı olduğunu kabul eder. Hayânın olmadığı yerde ise ölçüsüzlük başlar. İnsan, kendisini sınırsız görmeye başlar ve bu durum hem bireyi hem de toplumu yozlaştırır. Kadın için hayâ, yalnızca bir ahlâk ilkesi değil, aynı zamanda onun vakarını koruyan bir değerdir. Kadının en büyük ziyneti, taşıdığı hayâdır. Hayâ kadına zarafet kazandırır, ona saygınlık verir ve bulunduğu ortamı güzelleştirir. Hayâsını koruyan kadın, kendi değerini de korumuş olur. Çünkü hayâ kadının karakterini yücelten bir örtüdür.
Erkek için ise cömertlik büyük bir değerdir. Cömertlik yalnızca mal vermek değildir; gönül genişliği, paylaşma ruhu ve sorumluluk duygusudur. Cimri bir insanın kalbi daralır, dünyası küçülür. Cimrilik insanı yalnızlaştırır ve güven kaybettirir. Oysa cömert insan hem insanların gönlünü kazanır hem de toplumda güven oluşturur. Erkek için en ağır kusurlardan biri cimriliktir. Çünkü erkek fıtratı gereği koruyan, kollayan ve sorumluluk alan bir varlıktır. Ailesine, çevresine ve topluma karşı yükümlülükleri vardır. Cimrilik bu sorumluluk duygusunu zedeler. Cömertlik ise erkeğin vakarını yükseltir, onu güvenilir bir karakter hâline getirir.
Toplumlar erkeklerin cömertliği ve kadınların hayâsıyla güzelleşir. Bu iki değer aileyi ayakta tutan iki temel direk gibidir. Hayâ aileyi korur, cömertlik aileyi genişletir. Hayâ sadakati güçlendirir, cömertlik sevgiyi büyütür. Bu nedenle hayâ ve cömertlik sadece bireysel erdemler değildir; aynı zamanda toplumsal dengeyi sağlayan değerlerdir. Modern dünyada bu iki değer giderek zayıflatılmaktadır. Hayâ çoğu zaman geri kalmışlık gibi gösterilmekte, cömertlik ise yerini çıkarcılığa bırakmaktadır. İnsanlar paylaşmak yerine biriktirmeyi, fedakârlık yerine menfaati öncelemeye başlamıştır. Bu durum toplumların ruhunu zayıflatmaktadır..Oysa insanı insan yapan şey sahip olduğu mal değil, taşıdığı değerdir. Hayâsı olan insan kendisini korur. Cömert olan insan ise başkalarını korur. Biri iç dünyayı, diğeri toplumsal hayatı dengede tutar.
Hayâ ve cömertlik yalnızca ahlâkî kavramlar değildir. Bunlar insanlığın karakterini ayakta tutan iki büyük değerdir. Hayâ insanın vakarını korur, cömertlik insanın büyüklüğünü gösterir. Bir toplumda hayâ ve cömertlik güçlü ise o toplum sağlamdır. Bu değerler zayıfladığında ise geriye sadece kalabalıklar kalır, fakat gerçek bir toplum kalmaz. Ramazan ayı yalnızca aç kalınan bir zaman dilimi değildir. Ramazan; insanın karakterini eğiten, ruhunu arındıran ve ahlâkını olgunlaştıran ilahî bir eğitim mektebidir. Bu mektebin en önemli iki kazanımı ise hâya (utanma duygusu) ve cömertliktir. Çünkü İslam ahlâkının temelinde bu iki büyük değer vardır.
Ramazan ayında Müslüman, yalnızca insanların gözü önünde değil, Allah’ın huzurunda olduğunu hissederek yaşamaya başlar. Açlık ve susuzluk, insanı nefsine hâkim olmaya zorlar. Bu durum, insanın içinde “Allah beni görüyor” bilincini güçlendirir. İşte bu bilinç, hâyanın temelidir. Bir insan gün boyunca tek başına kaldığında su içebilir, bir şey yiyebilir. Fakat bunu yapmaz. Çünkü bilir ki, oruç yalnız insanların değil Allah’ın gördüğü bir ibadettir. Bu durum Müslümana şu terbiyeyi kazandırır; “Kimse görmese bile Allah görür.” Bu bilinç yerleştiğinde insan; yalan söylemekten, haksız kazançtan ve zulümden uzaklaşır. Böylece Ramazan, insanın iç dünyasında ahlaki bir koruma sistemi oluşturur. Bu sistemin adı hâyadır.
Ramazan aynı zamanda paylaşma ayıdır. Aç kalan insan, fakirin halini daha iyi anlar. Tok bir insanın anlayamadığı yoksulluğu, oruç tutan kişi kendi bedeninde hisseder. İşte bu his, kalpte merhameti ve cömertliği doğurur. Peygamber Efendimiz normal zamanlarda da cömertti, fakat Ramazan ayında cömertliği daha da artardı. Ramazan şunu öğretir; “Sen tok yatarken komşun açsa, senin ibadetin eksiktir.” Bu yüzden Ramazan yalnız bireysel ibadet değil, toplumsal merhamet eğitimidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.