BİR YILI DAHA GERİDE BIRAKTIK
Acısıyla tatlısıyla koskoca bir yılı daha geride bıraktık, ömrümüzden bir yıl daha eksildi. Bu duruma sevinmek mi lazım yoksa yaşlanıyoruz, ahirete bir yıl daha yaklaştık mı dememiz lazım derseniz elbette ki yaşlandığımız ve ömür sermayemizden bir yıl daha gittiğinin farkında olarak bundan sonraki yaşamımıza daha fazla dikkat etmemiz gerekmektedir. Geçtiğimiz yıl pek çok yakın dostumuzu kaybettik. Henüz ocak ayının başında merhum kayınpederim Mustafa Köktaş’ı kaybettik. Ardından çok yakın komşum, ağabeyim mimar Saadettin Şahin’i kaybettik. Aynı şekilde yıllarca birlikte teşkilatlarda görev yaptığımız, aynı binada komşuluk yaptığımız harita mühendisi Adil Tok’u kaybettik. Bunların dışında pek çok tanıdık eşi dostu kaybettik. Rabbim hepsine rahmeti ile muamele eylesin, mekânları cennet olsun inşallah. 2025 yılı ekonomik bakımdan çok iyi bir yıl değildi. Enflasyon TÜİK’e göre yüzde otuz küsürlerde çıktı ama piyasada bunun tam iki katı bir durum olduğu ortada. Tavuk etini enflasyon sepetine koyup entegrelere zam yapmayın diye baskı yaparsanız geçtiğimiz yılbaşında kilosu 85 lira olan tavuk bu yılın başında 70 lira seviyelerinde olursa tabi ki enflasyon yüzde otuz küsür olur. Buna baskıcı enflasyon denir. Enflasyon sepetine kırmızı eti, usta yevmiyelerini, temel gıda maddelerini koyun da bakın yüzde kaç çıkıyor.
2026 yılından beklentilerimiz nelerdir derseniz; büyüğünden küçüğüne doğru sanayici, tüccar, esnaf, çalışan ve emeklileri teker teker ele alalım. Sanayici, AK Parti iktidarlarında düşük faizli kredi kullanarak büyümeye alışmış, bu devranın devam edeceğini düşünerek korkmadan borçlanmış, büyümüş ama Mehmet Şimşek bakan olunca her şeyin bir maliyeti olduğu gibi paranın da maliyeti var, vatandaştan yüzde kırklarla ellilerle borçlanarak aldığımız paraları size yüzde onlarla yirmilerle veremeyiz deyince pek çok sanayici çıkmaza girmiş, faiz sarmalına düşmüş ve iş içerisinden çıkılmaz hale gelmiştir. Tüccar, kendi sermayesi ile iş yapıyorsa ondan iyisi yok ama kredi ile çalışan tüccarın hem çalışanına para ödeyip, hem SGK’sını, vergisini verip hem kredi faizini ödeyip para kazanma şansı yok. Esnafa gelince; kirasıydı vergisiydi, çalışanıydı, SGK’sıydı çoluk çocuğun giderleriydi derken hepsini topladığınızda işin içinden çıkması zor. Bir çalışanın işverene maliyeti 41 bin lira, çalışanın eline geçen para 28 bin lira. Onun tarafından bakıldığında çok değil ama işverenin yanında on kişi çalıştığını düşünün, aylık sadece SGK primi 110 bin lira, 280 bin lira da çalışanın maaşı. İş yerinin giderleri sadece bunlar mı? Hayır, yaptığın işin maliyeti, kirası, elektriği, suyu vs giderleri de eklediğinizde ortaya korkunç rakamlar çıkıyor. Bunun altından kalkmak her babayiğidin harcı değil. Çalışan tarafına bakıldığında şayet tek maaşla geçinmeye çalışıyorsa vay haline. Karı koca çalışıyorsa geçinip giderler. Eskiden tek maaşla çalışan insanlar kira verirdi, çocuk okuturdu, emekli olunca ev de alabilirdi şimdi durum öyle mi? Bayanların iş hayatına girmesi güzel ama çocuklarının bakımına, kreşine vs ödedikleri para bir kişinin maaşına mal oluyor, hiç çalışmasalar hem çocukların sevgisinden mahrum olmazlar hem de daha rahat geçinirler.
Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Ekonomik bakımdan en sıkıntılı olan kesim emeklilerdir. Eskiden en düşük göstergeden emekli olan kişi asgari ücretin üzerinde maaş alırdı, şimdi bırakın asgari ücreti tavandan emekli olanlar dahi alıştıkları düzeni devam ettirebilmeleri için emeklilikten sonra çalışmak zorunda kalıyorlar. Adam müfettiş emeklisi kira vermiyor ama emekli olunca maaşının yüzde altmışını anca aldığından geçinemediği için başka işe girip yaşlılıkta çalışmak zorunda kalıyor. Kaldı ki bu işin tepesindeki emekli, bir de 16.800 lira emekli maaşı alanlar var ki onların hali perişan. Kira verseler aldıkları maaş kiraya gider, neyle geçinecekler? İnsan çalışıp çabalar emekli olunca rahat bir yaşam hakkı ister ki bu da onun hakkıdır ama maalesef gelinen noktada emeklinin durumu gerçekten içler acısı bir durumda. Hükümet bunun farkında değil mi derseniz elbette farkında ama bütçe imkânları emekliye daha fazla verme imkânına sahip değil. İyi güzel de bundan birkaç yıl önce memura verilen seyyanen sekiz bin liranın yarısı emekliye verilseydi bugün emeklinin durumu bu halde olmazdı. Bu yılın temmuz ayından itibaren emekliye iyileştirme yapılacağı konuşuluyor. AK Parti şayet emeklinin durumunu düzeltmez ise bir dahaki seçimlerde asla ve kata iktidar olamaz. En koyu AK Partili dahi oy vermez, bunu unutmasınlar. Umarım ve dilerim ki bu yıl geçtiğimizi yıldan daha güzel olur diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.
Not: Venezuela Devlet Başkanının ABD tarafından kaçırılıp cezaevine konması, bir ülkenin ulusal egemenliğine direkt müdahaledir ve asla kabuk edilemez. ABD, Ortadoğu’da da aynı oyunu oynadı; Irak, Suriye, Libya, Mısır ne halde hepimiz görüyoruz. Rabbim ülkemizin geleceğini şer güçlerden korusun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.